Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Seçimle Seçilen Ekonomik Paket

Yayınlanma Tarihi : 11 - 11 - 2015 : 17:30
BEN HABER GAZETESİ 38.SAYI
 
 
 
Ekonomi politikaları siyasiler eliyle yürütülmektedir. Dolayısıyla “alma ve verme” üzerine kurgulanan ekonomik gelişmeler alanlar için, harcamaların yapıldığı kişiler bakımından mutluluk; finansmana katılan, vergilerle harcamaları karşılayanlar açısından ise bir “yük” tür. Dolu dolu seçim vaatlerinin yer aldığı, ekonomik vaatlerin çok dillendirildiği bir seçim sürecinden çıktık. Daha çok ekonomi daha az dış politika ve özgürlükleri konuşarak seçimleri tamamladık. Seçim var mı yok mu bilmeden, siyasilerin seçim çalışmalarına çok fazla günlük hayatımızda yer vermeden; TV’ler ise sadece konuşmaları yayınlayarak bir seçim dönemini daha idrak etmiş olduk. 
 
Ekonomi bir dayanıklılık testinden geçti. “Gezi” süreciyle başlayan ekonomik stres testinin sonuna geldik.  Bu süreçte 1,92 TL olarak ilan edilen dolar kuru 2,17 TL olarak yılı tamamlamıştı. TCMB iddialıydı: kur yeniden düşecekti. Ancak öyle olmadı. Sonra 2014 yılının sonuna gelindi. 17-25 Aralık süreci de yeni bir stresin kaynağı oldu. Hükümet her yeni gün “gidici” denilerek stres desteklendi. Bu arada ithalat, dolayısıyla ihracat düştü. Ülkenin son üç yılının ihracat miktarı hemen hemen aynı durumda. 150 milyar dolar düzeyindeki bu veri kabul edilebilir sınırların çok altında. 
 
2015 yılında ise ilk 7 Haziran seçimlerine maruz kaldı ekonomi. Gerçekleşmeyen hükümet formülleri arasında 1 Kasım’ın önü açıldı. Sonrası bildiğimiz gibi; 1 Kasım seçimlerinden sonra, işbaşına gelecek hükümet nasıl bir ekonomi-politika izleyecek derken kabine ve ekonomi yönetimini değerlendiriyoruz. “Ben olsam..” diye cümleler kuruyoruz. Bir gerçek var ki bu kadar atraksiyon ve iktidar karşıtı söylemlere ekonomi iyi tepki verdi. Geçici hükümetin TBMM’ye sunmuş olduğu 2016 bütçesinden de bunu görmek mümkün. 15 milyar TL düzeyinde tutulan açık, bütçenin yüzde 2,5’i kadardır. Ekonomi bağlayıcı ve yanlış uygulamalara fırsat verecek uygulamalardan uzaktır. Göreve devam eden ekonomi kurmaylarının bu başarısı iç ve dış çevrelerce olumlu bulunmuştur. Bu yüzden ekonominin geçici denemelere maruz bırakılmayacağı görülmektedir. Ekonomi gerçekçidir. Bu yüzden ekonomi politikasının belirsizleşmesi anında dolar, faiz ve altın cephesindeki yukarı doğru hareketlerle kendini gösterir. 2 Kasım Pazartesi gününün ekonomik verileri ile ertesi günlerin düzeltmeleri ekonominin kendi dinamiğidir. Sürekli yukarı ve sürekli aşağı hareketler beklenmemelidir. 
 
 
BİRİNCİ HEDEF: BÖLGEDEKİ İSTİKRARSIZLIĞI YÖNETMEK
Ekonomiye bu kadar dalmışken, ekonominin içinde yaşadığı sosyal, siyasi ve kültürel çevreyi de ele almak mümkündür. Bir yanı güvenlik, öbür yanı dış politika, 3 milyona dayanan göçmen krizi ile kara kışın kapısındayız. Çevremizdeki ülkelerin istikrarsızlığı “kırık camdan eve rüzgarın dolması” gibi. İstikrarsızlık salt siyasi olmayıp güvenlik zafiyetlerini de destekler mahiyettedir.  Bir yangının ortasında gibiyiz. Yıllar yılı önemli oranda Avrupa ile gerçekleşen dış ticaretimiz bugün yüzde 40’lar seviyesine inmiştir. Çeşitlenen ülke ihracatı Ortadoğu’dan Afrika’ya uzanmıştır. Ancak yeni bölgelerin istikrarsızlığı mal sevkiyatı açısından da problem olmaya başlamıştır. Şimdilerde bölgede istikrar adası olarak anılmak isteyen Türkiye’nin birinci hedefi, bölgesindeki bu istikrarsızlığı yönetilebilir hale getirmek olmalıdır. Bu da dış politika önceliklerini belirlemek ile mümkün olacaktır. 
 
Ülkeler için ekonomik göstergelere hızla bakıldığında büyüme, enflasyon, faiz, işsizlik hızlı göz atmanın araçları durumundadır. Biraz daha açıldığında cari açık, işgücü verimliliği üretim kapasitesi, bağımlılık ve yenilikçi üretim düzeyi dikkat çekmektedir. Türkiye’nin yeni dönemde odaklanması gereken alanlar, bunlar olmalıdır. Hele sadece “kırılgan beşli” söylemiyle estirilen soğuk rüzgarlar, sadece Türkiye için değil tüm ülkeleri de olumsuz etkileyebilmektedir. Büyüyen cari açık, döviz sıkışıklığı, yüksek faiz ve dolayısıyla yatırım çekememe özelliği ülkelerin baştan eksikli başlamasına sebep olmaktadır. 
 
 
FITCH YATIRIMCIYI TÜRKİYE’DEN UZAK TUTUYOR 
Cari açık başlı başına operasyonel adımların atılması gereken bir alandır. Üretim kapasitesi, işgücünün verimliliği, istihdamın niteliği ve kullanılan teknoloji ile elde edilen üretim düzeyi birbirine uyumludur. Ar-Ge ve inovasyon bu süreci iyileştiren adımlardır ancak Türkiye’nin hala pek çok ülkenin altında yer alan değerleri ki yıllardır yüzde 1 var yoktur, dezavantajdır. Bütün bu veriler iç dinamiklerdir. Dışarıda ise uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları yatırım ajanı gibi çalışmaktadır. Ve onların verdiği notlar muteber görülmektedir. 1 Kasım sonrasını politik risklerin devam ettiğine ilişkin uyarıyla değerlendiren Fitch hala yatırımcısını Türkiye’den uzak tutmaktadır. Moody’s ise jeopolitik risklere dikkat çekmektedir. Her hal-ü karda yabancı yatırımcının kapsama alanı dışında kalan bir ülke konumundayız.  
 
 
 
“ŞAİBELİ SEÇİM” ALGISI ORTADAN KALKTI
Küresel ekonomiye eklemlenmek için etkin ve çözüm üreten bir hukuk sisteminin varlığı ve bu sisteme duyulan güven oluşması gerekir. Böyle bir hukuk sisteminin varlığı içeride faaliyet gösteren aktörler için de önemlidir. Gelişmiş demokrasi düzeyinin de sürece katkısı ihmal edilmemelidir. Son seçimlerin ve seçim süreçlerinin, şaibeli seçim algısını da ortadan kaldırdığı bir gerçektir. Ne sayımda, ne de oy verme aşamasında kafaları karıştıracak olaylar yaşanmamıştır. “Oy ve Ötesi” gibi sivil bir inisiyatifin ortaya çıkması ise meşruiyet tabanı açısından kayda değerdir. 7 Haziran ve 1 Kasım ile ortaya çıkan önemli ayrıntılardan biri olarak seçimlerin kafa karıştırıcı bir yanının bu anlamda olmaması sevindiricidir.
 
Ekonominin düzelme emareleri göstermesi ise ülkedeki hakim kültürle alakalıdır. Bir ülkenin tarihi, kültürel ve ekonomik veri seti, bütün birikimi, müktesebatı ülkeyi harekete geçirmektedir. Sadece iş yapma biçimleri için dahi bir kültürel kod haline dönüşmüştür. Gelişen hayatın birer vazgeçilmezi olan planlı olmak ülkeler için de geçerlidir. Ülkelerin sadece hammadde bağımlığını dahi daha yönetilebilir kılacak seçenekler üretmesi bu anlamda önemlidir. İlk stratejik sorunda dahi ülkelerin birbirini ekonomik çıkarları ile tehdit etmek “elini belli etmektir”, dolayısıyla ekonomik gücün farkında olmaktır. 
 
HÜKÜMETİN EKONOMİK REFORMLARI
İki dönem öncenin seçim beyannameleri ile 7 Haziran ve 1 Kasım seçim beyannameleri irdelendiğinde partilerin daha seçmen odaklı olduğu görülmektedir. Altyapı harcamaları tamamlandıktan sonra artık gelir arttırıcı ve talebi yukarı çekici seçim önerileri ağırlık kazanmıştır. Talep, ekonomi için can suyu gibidir. Şimdilerde 20 küsur milyar TL olarak adlandırılan paketin hayata geçirilmesi tamamen talep oluşturmaya yöneliktir. Yapılabilirliği bulunmaktadır. Gelecek projeksiyonları da sadece işsize ver, emekliye ver, çiftçiye ver kolaycılığındaki “ver – kurtul” tarzı olmamalıdır. Türkiye’den acil olarak bölgeler arasındaki gelir dağılımındaki dengesizliği giderici, sermayenin belirli ellerde birikmesini engelleyici, eşitsiz gelir dağılımını çözmeye ilişkin radikal adımlar beklenmektedir. Bunlar gelirden ana pay alırken; siyasi iktidarlar, “kalanı dağıtmaya” devam edecektir. Sorunların çözümü “adalet” ve “eşitlik” ilkesinin içselleştirilmesinden geçmektedir. 
 
 
YATIRIM YAPACAKLAR DİKKAT!
Enerji konusu ekonomi gündeminin ilk sırasındaki yerini korumaktadır. Enerji stratejileri ve üzerinde uzlaşılan çözümleri masaya gelmeden harekete geçilemez. Özellikle ithalatın büyük parçası enerjiye ait olandır. Rekabet alanlarının belirlenmesi kadar, tedarikçi ülkelerin  belirlenmesi bu yüzden önemlidir. Nitekim Botaş ile Rusya mahkemelik olmuştur. İş dünyasının şimdilik beklediği “belirlilik”tir. Döviz kuru, parite, enflasyon ve faiz, “samana vuran alev” gibi iş dünyasını kavurup geçmektedir. Enerji bağımlılığı, yarı madde bağımlılığı, yavaş yavaş var olduğunu sandığımız kaynaklar için de tehdit taşımaktadır.
 
İlk yüz gün ve beş yüz gün uygulamaları önemlidir. Bu uygulamalar ekonomiyi bir çatışma alanı değil, uzlaşma ortamı olarak görürse gelişme ve büyüme başlar. İşbirlikçi modeller ve şeffaflık ekonomi için önemini korumaktadır. Hükümetin önceliklerinin bu yönde olacağına dair bir kanaatim oluşmuş durumdadır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN