Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


10 Kasım

Yayınlanma Tarihi : 11 - 11 - 2015 : 08:56
Dün, Atatürk’ü kaybettiğimizin 77’nci yılındaydık.
Kimimizin içinde sıradan bir gün yaşar gibi, umursamaz duygular ve tavırlar vardı. Bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün geçirdiği ıstıraplı günleri hatırlatan bir mücadele başarısı adeta, umurlarında bile değildi.
Çoğumuz vatan idrakinde ve cumhuriyet gururunda onun manevi varlığını yaşadık. Şükran duygularımızla andık.
Geleceğe umutla ve gururla bakışımızın felsefesinde ve karar isabetinde, onun müstesna şahsiyetinin manevi değerlerine büründük.
Saygı duruşunda bulunduk. Fatiha okuyup, rahmet diledik...
 
Cumhuriyetin aydınları; milli mücadelenin yarattığı acılar ve heyecanlar içinde yetişmiş, kahramanlık hayranı, fazilet savunucusu, namuslu adamlardı.
Ölümünden sonra, Atatürk’ün nasıl hatırlanacağını bize bu kadro tarif etmiştir.
Atatürk’ü öyle bir manevi mevkie ulaştırmışlardı ki, hiç kimse Gazi’yi efsane ihtişamının dışında düşünemezdi...
Cumhuriyette değerlerini ispatlamış bu kadro; Atatürk’ün ölümü ile birlikte, ağıtlar yakan ağlayış ordusuna dönüşmüştü. İbrahim Alâeddin Gövsa’nın şiiri ile başlayan ağıtlar, Atatürk için dökülen gözyaşı çağlayanlarına benzerdi...
Bir milletin melâlini söyler derin derin, Deryâ, önünde çırpınarak Dolmabahçe’nin...
 
Bu şiirlerde “Siyah Kasım” edebiyatı egemen olmuştu. Kahramanlık anlatılmış; geçmişin acıları ortaya dökülmüş, ama geleceğin ufku ve güveni verilememişti.
Son on yıl içinde yayınlanan ‘Atatürk Şiirleri Antolojileri’ni inceledim. Bu hüzünlü, bu acıklı hatırlayış kültürünü besleyen, gözyaşlarının dışında umut ve heyecan verecek şiir değil, tek mısra bulmak bile mümkün olmadı.
Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılında çeşitli özel ve kamu kuruluşlarınca yayınlanmış bulunan Atatürk kitaplarının çoğunu, hala kitaplığımın raflarında muhafaza ederim.
Bazılarını gözden geçirdim. Atatürk’ü yakından tanımış ve davasına hizmet etmiş çalışma arkadaşlarından tutunuz da, Atatürk araştırmalarını derlemek suretiyle kitap yayınlayanlara kadar hepsi, geçmiş dönem özlemi ile şimdiki kuşaklara ders vermeğe özenmiş mubassır hüviyetinde idiler.
Atatürk’ü insan olarak incelemek ve gerçek değerini, etkin tanımlara oturtmak, önemli kabiliyet gerektirir. Çünkü Atatürk, bu hüviyetiyle, toplumun çeşitli kesimlerinden değişik tepkiler almış ve değişik değerlerle yorumlanmıştır.
Cumhuriyet aydınlarının, otoriter siyaset disiplini içindeki savunmaları ile Atatürk, hiçbir eleştiriye açık olmayan konuma getirilmişti.
Lise yıllarında gözyaşlarının dökülmediği anma toplantısında, sanki Atatürk’ün devrimlerine karşı çıkan, suçlu konumuna konulurduk. Atatürk’ün önce devrimlerinde, sonra da devrimlerinin dayandığı düşünce sisteminde, aradığımız her şeyi bulabileceğimizi bize anlatan tek kişi çıkmamıştı...
Mülkiye’de merhum hocamız Seha Meray, Atatürk’ün ilham ve cesaret aldığı kaynakların, bir devrim ideolojisi olduğunu anlatmıştı. O günden beri 10 Kasım’ları hiçbir zaman siyah günler gibi görmedim.
Bu anlayışı, benim kuşağımın gençlerine vermemişlerdi. Bugünün kuşakları, bunun bütün değerlerini yakalayabildiler. Atatürk’ü farklı anlayış içinde, anmamız gerektiğine inananlar çoğalıyor.
 
Dün bir dakikalık saygı duruşunda, içimizden gururlu bir fatiha okuduk ve rahmet diledik.
Merhamet, iyilik, cömertlik, insanlar arasındaki uçurumları kapatacak kadar güçlü ve ilâhidir. Işıklar içinde uyusun...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER
Reklam


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


Reklam
BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN