Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Seçimle Gelen Ekonomi ve Bütçe

Yayınlanma Tarihi : 30 - 10 - 2015 : 11:18
BEN HABER GAZETESİ 37.SAYI
 
 
Seçim sistemi, vatandaşların cebindeki paranın nasıl yönetileceğini belirleyen bir aşamadır. Alınan kararların hayata geçirilmesi, vatandaşların buna “parasal” anlamda katkısının ne olacağına seçtiği temsilciler, milletvekilleri, karar verir. Burada devlet bütçesi olarak ortaya çıkan araç, hangi hizmetlerin yapılacağı ve bu hizmetler için kimlerden ne kadar bir fon sağlanması gerektiğini belirler. Seçimler için hemen dikkat çeken husus “yönetim erkini” kimin devir alacağı, ülkeyi kimin yöneteceği gibi görülse de aslında yönetilen “ekonomi”dir. Kaynakların nasıl ve kimler için seferber edileceği, bu kaynakların kimlerin katkısıyla oluşturulacağı ve hangi düşünce ve zihniyet ile faaliyetlerin gerçekleştirileceğinin arka planında ekonomik gücün yönetimi söz konusudur. 
 
Bütün bu gerekçelerle bütçeler oluşturulur. 2016 bütçesi de böyle bir niyetle TBMM’ye sevk edildi. Önce “seçim var, yeni hükümet bütçesini yapsın” denilirken; Anayasa'nın 162. maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nun, merkezi yönetim bütçe tasarısını, mali yıl başından en az yetmiş beş gün önce, TBMM’ye sunması gerekir ifadesi hükümeti harekete geçirdi. Danıştay’ın da 29 Kasım 1987 genel seçimleri döneminde vermiş olduğu karar nedeniyle bütçe yapıldı ve bütçe kanun tasarısı 17 Ekim'e kadar TBMM'ye sunuldu.
 
1 Kasım seçimleri nedeniyle komisyonlar çalışamıyor. Yeni hükümet kurulması ve komisyonların oluşumu ve görüşmeler için de yeterli süre bulunmuyor. Bu durumda, 2016 için geçici bir bütçe hazırlanması gerekecek. En fazla yılın ilk 6 ayını kapsayabilecek şekilde düzenlenebilen geçici bütçeler geçmişte, 3 aylık olarak uygulandı. Bunun için o günkü siyasi iktidarın Geçici Bütçe Kanun Tasarısı'nın 31 Aralık 2015'e kadar TBMM'ye sunması ve kabulü gerekiyor.
 
Şimdilerde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin istisna dönemlerinden biri daha yaşanmaktadır. Bütçelerin referansları olan kalkınma planları ve ülkenin genel vizyonları ile uyumlu bir bütçe beklenirken “bir yılı daha ekledik, devam” ediyoruz. Çünkü ne mevcut siyasi iktidarın seçim vaat listesi ne de muhtemel bir hükümetin öncelikleri gündemde değildir. Ancak mevcut siyasi iktidarın “geçici” niteliği sebebiyle “geçici bütçe” birtakım kararların bütçeye yansıtılmasına da engeldir. Ancak genel bir görünüme bakıldığında,  2016 bütçesinde ilk göze çarpan mali disiplin olgusunun devam edeceği yönündedir.  Aslında ufukta seçim görünen günlerde “seçim ekonomisi”nin bütçeye yansıması beklenir. Bazı olağanüstü harcamalarla gelişen durum, seçim nedeniyle harcamaların miktarının artmasına yol açabilir. 
 
2016 yılı için teklif edilen bütçede ilk dikkati çeken husus, merkezi yönetime bağlı idarelere 74 bin yeni personel alınmasıdır. Bütün partilerin seçim vaatlerinde yer alan yeni kadrolar konusu bu şekilde bütçede kendini bulmuştur. Burada Türkiye’deki kamu personel sayısının, Almanya ve Fransa’dan yaklaşık üçte bir oranında daha az personel ile verilen kamu hizmetine dikkat çekmek gerekir. Devlet işsize iş bulmasa da iş imkanları oluşturacak asgari şartları sağlayabilmelidir. Huzur ve güven ortamı başta bunun için önemlidir. Dışarıya karşı temsilin birinci ayağı olan vizeler, yurt dışındaki vatandaşlarla ilgili yürütülen politikalardaki himayeci tavır bu yüzden gereklidir. Devlet kendi bankaları aracılığıyla dahi ekonomi yönetiminde başat durumdadır. Bundan dolayı devletten beklentilerin yükselmesi normaldir. Ancak eğitim politikalarının yönü ve miktarı da ihmal edilmemelidir. Bu bağlamda “eğitim” gelecek dönemin “belirleyicisi” olacaktır. 
 
Mevcut siyasi partilerin listelerindeki vaatlerin cömertliğini düşününce, mevcut bütçe verilerinin çok mütevazi kaldığı görülmektedir. Bir yanda “hayaller” öbür yanda “gerçekler” ile gelişen bu durumun, tam da genel seçimler öncesi “beklentileri yükselmiş” seçmene nasıl anlatılacağı ciddi bir sorundur. Ekonomik vaatler ile halkın ekonomiyle daha yakından ilgilenmesi sağlanmış olsa da büyüyen vaat listelerinin buruk bir tebessüm gibi “yok öyle haybeden” edasıyla karşılandığı bir gerçektir. ”Ekonomide yeniden büyümeyi, kalkınmayı, gelişmeyi ve yeniliği konuşmak“  bu yüzden önemlidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN