Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


“Korku, Nefret Doğurur...”

Yayınlanma Tarihi : 25 - 10 - 2015 : 09:47
Halk oylarına saygısızlığın belirgin bir ifadesi olarak haftaya sandık başındayız. Yaşadığımız tarihimizin en kanlı terör olayından sonra seçime giden siyasi parti sözcülerinin çoğuna bakıyorum, “kardeşlikle, birlik beraberlikle” başlattıkları cümleleri, söylenmemişi söylenmişe, yapılmamışı yapılmışa kadar vardırıyorlar, üzerine bir de en okkalısından iftira bindirip kaçıyorlar. 
Gelecek adına hiç bir vaatleri olmasa da, oy sahiplerini geçmişten korkutarak kendi yanlarına çekme gayreti içine girmiyorlar.
Seviyesiz; ölçüsü endazesi ve de ahlakı kaçmış bir siyasetin göbeğinde debelenip duruyoruz...
Elbet de karmaşa dönemlerini siyasetçi talihsizliklerini tarihte sadece biz yaşamıyoruz. 
Bugün size tarihin en büyük devlet adamlarından, düşünürlerinden, filozoflarından, büyük birikim ve paylaşım sahibi, sonunda siyasilerin canını aldığı Cicero’nun oğlu Marcus’a yazdığı kitaptan küçük bir alıntı sunacağım.
Oğlum Marcus;
...Devlet, bizzat kendisini teslim ettiği insanlar tarafından uzunca bir süre yönetilmeye başlayınca, ben de bütün ilgimi ve dikkatimi felsefeye verdim. 
Ancak tek bir adam, her şeyi yönetme arzusu ile ortaya çıktığında, her hangi bir nasihate ya da şahsi otoriteye yer kalmayınca, ben de devleti korumada onca olağanüstü müttefiğimi kaybettim ama ne üzerime çöken ve gidermeye çalışmadığım kaygılara, ne de eğitimsiz bir insanın değersiz arzularına kendimi kaptırdım. 
Keşke devletimiz kuruluşundaki gibi ayakta kalsaydı da, onu değiştirmeyi değil, top yekun dönüştürmeyi isteyen insanların eline düşmeseydi. 
Ben de devlet ayaktayken hep yaptığım gibi, evvela yazmaktan ziyade eyleme geçerek hizmet eder, ikinci olarak da bu felsefe konularını değil, önceden yaptığım gibi eylemlerimi kaleme dökerdim.
Bütün dikkatimi, düşüncelerimi ve çalışmalarımı adadığım devlet ortadan kalkınca, elbet de forum ve senato konuşmalarım da sessizliğe büründü. 
Ancak zihnim hiç işlemiyor değil. Erken yaşlarından itibaren bu çalışmalara eğilmiş birisi olarak kendimi yeniden felsefeye verirsem, kaygılarımı ahlaken en doğru şekilde defedebileceğimi düşündüm.
 
Azamet, Beklenti Getirir...
 
.........İnsanlar, başka bir insanı yüceltmek ve onurlandırmak istediğinde, bunu şu ya da bu nedenden ötürü ona duydukları yakınlığın bir sonucu olan bir iyi niyetle, ya da karakterini dikkatle irdeledikleri o kişinin en iyi talihi hak ettiğini düşünerek onur duygusuyla, ya da ona güvenip kendi işlerini in iyi şekilde yerine getireceğini düşündükleri için, ya da onun gücünden korktukları için, ya da tam aksine kralların ve popüler kişilerin cömert lütuflarda bulunması gibi beklentileri olduğu için, ya da en nihayetinde kendilerine de bir ödül ya da gelir düşeceği için yaparlar. 
Bu sonuncusu, böyle bir destek alacaklar, hem de böyle bir destekten uzak durmaya çalışacaklar açısından en rezil, en ahlaksız nedendir. Zira erdemle elde edilmesi gereken bir şeyi para ile elde etmeye çalışmak, kötü bir yoldur.
................İnsanların niçin başka birisinin otoritesine ve gücüne sahip olduğunun farklı açıklamaları vardır. 
Kişi iyi niyetinden, lütufların yüceliğinden, mevkiin azametinden, kendisine faydalı olacağı beklentisinden, aksi halde zor yoluyla itaat ettirileceği korkusundan, büyük lütuf beklentisinden, sözünden ya da en nihayetinde bizim devletimizde de gördüğümüz gibi, kişi para ile satın alınabileceğinden otoriteye ve güce tabi olur.
Bütün bunlar içinde kişinin kendi güvenliğini sağlamaya ve etkisini sürdürmeye sevgiden daha uygun, korkudan ise daha yabancı olan hiç bir şey yoktur. 
Ennius güzel söyler: “İnsanlar, korktukları kişiden nefret eder.
Her kim birisinden nefret eder, onun ölmesini ister...”
Daha önce anlaşılmadıysa da, son dönemde iyice anlaşılmıştır ki, bir çok kişinin öfkesine asla karşı konulamaz..
Hepinize sağlık içinde iyi pazarlar dilerim..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN