Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Hemşerimiz Homeros...

Yayınlanma Tarihi : 18 - 10 - 2015 : 09:47
Avrupa’nın “Renaissance ya da Yeniden Doğu”şu, Osmanlı İmparatorluğu’nun en ihtişamlı dönemine denk gelir. Bir Alman Papaz Luther, Avrupa’daki kilise hakimiyetinin temeline “Dinde Reform” dinamitini koyduğunda, Osmanlı İmparatorluğu’nun başında Kanuni Sultan Süleyman vardır. Sonrası malum; Avrupa ilerledikçe, Osmanlı’nın duraklama ve gerileme dönemi ters onartılı olarak yürür ve hala da yürümektedir...
 
Burada, “Dinde reform olmasaydı, Avrupa’nın Renaissance (Rönesansı) neye yarardı?” diye havaya bir soru sorarak kaçayım ve o yılların muhteşem düşünürü, bilgi küpü Mantaigne’le sizi yeni çok uzaklara götüreyim.
 
Montaigne’in babası Pier Eykuem, İtalya’da iç savaşlara katıldığında, ülkenin Rönesans Hareketi ve eğitim sistemiyle yakından ilgilenir. Oğlu Michel Montaigne’nin dünyaya geldiği 1533 yılında Kral François I, üniversiteden bağımsız olarak Fransız Kolejii’ni kurdurur. Homeros’un İlyada’sını Fransızca’ya çevirtir. Ülke tümüyle Rönesans aydınlanmasının içindedir. Binlerce kültür ve aydınlanma aracı kitap
barındıran Latince, Kilise’nin tekelinden çıkar, aydınların ve soyluların da dili olmaya başlar.
 
Eğitim hayatı, Latince öğrenmekle başlayan Montaigne, olgunluk çağında öyle bir kitap kaleme alır ki; bu salt bir kitap değil, içinde yüzlerce bir kitap barındıran bir kütüphanedir.
 
“Eğer bana, tanıdığım insanlar arasında bir seçim yapmam sorulsa, tüm diğerleri arasında üç kişiyi seçerdim” diyor Montaigne ve hemşerimiz Homeros’u başa yerleştirerek devam ediyor:
 
Yoksuldu, gözler görmüyordu; henüz yazı kuralları konmadan önce yaşadığı bir çağda, o bunları öyle iyi bir şekilde anlamıştı ki, O’ndan sonra artık bir devlet oluşturmak, savaş yönetmek, din ya da felsefe üzerine yazmak isteyenler -bunların hangi akıma bağlı olduğu önemli değil- ya da sanatla ilgilenenler, onu “her şeyi en iyi bilen usta” olarak kabul ettiler. Kitabı ise, her türlü bilgi için bir fidanlık sayıldı.
 
 
Şairlerin Birincisi ve Sonuncusu...
.... Homeros, olabilecek en seçkin ürünleri doğanın düzenine karşı ortaya koydu. Çünkü doğanın düzeninde şeyler doğuştan eksiktirler. Büyürler, büyürken güçlenirler. Şiirin çocukluğunu ve diğer bir çok bilimi o olgunlaştırdı. Antik çağın bize bıraktığı şu güzel tanıklığa göre onu, “şairlerin birincisi ve sonuncusu” diye adlandırabiliriz. O’ndan önce bu yolu izleyen olmadığı gibi, ondan sonra da kimse izlemedi. Aristotales’e göre onun sözleri, yalnız hareketin ve erdemin özelliklerine sahip sözlerdir, yalnız onlar özlü sözlerdir. İskender, Dara’nın (Pers Kralı Darius)) savaş meydanında bıraktıkları arasında bir mücevher kutusunu rastladığı zaman, Homeros’un kitaplarını içine koymak için, bu kutunun kendisine ayrılmasını istedi ve askeri işleri içinde en iyi ve en sadık danışmanın bu kitaplar olduğunu sözlerine ekledi.
 
Yine aynı nedenle Anaxandrias’ın oğlu Cleomenes, Homeros’un Ispartalı bir şair olduğunu söylemişti. Çünkü savaş düzeninin en iyi ustası O’ydu. Plutarchos’un yargısına göre; her zaman ayrı bir biçimde göründüğü ve yeni incelikler sergilediği için dünyada okuyucularını asla doyurmayan ve de bıktırmayan tek yazar O’dur. Şu kaprisli adam Alkibiades,, edebiyatla ilgilendiğini söyleyen birisinden Homeros’un bir kitabını istemiş. Adamın böyle bir kitaba sahip olmadığını görünce kulağını çekmişti. Çünkü bu durum, bizde bir din adamının elinde dua kitabının bulunmamasına benziyordu.
 
 
Yoksul ve Kördü Ama...
Günün birinde Ksenophones, iki hizmetçi bulunduramayacak kadar yoksul olduğundan Siracusa Tiran’ı Hieron’a yakınıyor. “Nasıl olur?” diye yanıt veriyor Tiran; “Homeros senden çok daha yoksuldu. Ölü de olsa binlerce insanı besledi!”
 
Montaigne, böylesine göklere layık gördüğü Homeros’u anlatmayı elbet de burada bırakmıyor, Ama, yer darlığından ben bırakmak zorundayım.
 
Hepinize sağlık içinde iyi pazarlar dilerim.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN