Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Adaylar... Ruh Halimizi Anlayın

Yayınlanma Tarihi : 02 - 10 - 2015 : 09:29
Binali Yıldırım bu seçim yarışına doğru bir vurguyla başladı.
Daha ilk günden “kavga etmeyelim, hizmet edelim” mesajıyla yola çıktı.
Bana göre, son derece yerinde bir söylem ve strateji oluşturdu. 
Şahsen, siyasette kavga yerine hizmet mücadelesi verilmesi gerektiğine inananlardanım.
Boş sözler, atışmalar, hakaretler, rakibe çamur atmalar yerine, ülke için, kentler için önemli projeler duymayı yeğliyorum.
Sanırım çoğunluk da böyle düşünüyordur.
 
O yüzden..
 
Binali Bey’in 1 Kasım’a yönelik politik dilinin tüm siyasiler tarafından benimsenmesini ve seçim tarihine kadar bozulmadan sürmesini diliyorum.
Zaten millet olarak acılı, üzüntülü, karamsar günler geçiriyoruz.
Gelecek için ciddi endişelerimiz var.
Çok büyük sorunlarla başbaşayız.
Ülkenin içi ateşle kavruluyor, ülkenin dışı cehenneme dönmüş durumda.
Bütün bunlar ortadayken, kimsenin günlük siyasette çarpık çekişmeleri dinleyecek hali yok.
Politika sevdalılarının ve meydanlara çıkan adayların bu ruh halini iyi anlamaları lazım.
 
 
Heykel Kıranlara Daha Ağır Cezalar Verilmeli
—Atatürk heykeline saldırırlar.
—Balerin heykelini parçalarlar.
—Gözlüklü Martı heykelinin gözlüğünü çalarlar.
—Kemancı heykelinin kemanını yürütürler.
—Aşık Mahzuni heykelinin sazını alırlar.
—Mehmetçik heykelinin miğferini koparırlar.
—Keçili Höyük heykelinin boynuzunu keserler.
—Hayvan Sevgisi heykelindeki kadının elini atarlar.
 
Ve daha neler neler..
 
Kentlere, meydanlara estetik ve zenginlik katan, şehirleşme kültürünün önemli bir parçası olan heykellere yapılan garip saldırılar, sadece sanata değer vermemekle izah edilebilir mi?
Avrupa Parlamentosu raporuna bile giren “heykel düşmanlığımızı” hangi tezlerle savunabiliriz?
1883’ten itibaren başlayan bu vandallık günümüzde bile aynı şiddetle sürüyorsa, demek ki aradan yüzyılı aşkın zaman bile geçse zihniyetlerde bir değişiklik olmamış.
Toplumun bir bölümü heykelle bir türlü barışamamış.
O zaman bir yandan bu cehaletle savaşılmalı, bir yandan da failleri yakalanıp cezalandırılmalı.
Ama yürürlükteki gibi değil, çok daha ağır şekilde..
 
 
İtalyan Arkeoloğun Çağrısını Duyan Olur mu?
Aliağa’dan ciddi bir çağrı var.
Hem de Kyme Antik Kenti’nden..
Biliyorsunuz, burada dünyaca ünlü İtalyan arkeolog Antonio La Marca’nın başkanlığında kazı çalışmaları yürütülüyor.
Hem de tam 30 yıldır..
Ancak, kamulaştırma sorunu nedeniyle çalışmalar son birkaç yıldır durma noktasına geldi.
Arkeolog Marca bu yüzden çağrı yapıyor ve acil çözüm istiyor.
Çözüm yolunu da şöyle gösteriyor:
 
—Kyme Antik Kenti özel mülkiyet alanında bulunuyor.
—Eğer bölgede kamulaştırma yapılmazsa, kazılar hiç bir zaman nihayete ulaşamaz.
—Çalışmanın sürmesi için Aliağa Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı kamulaştırma yapması lazım.
—Kyme’nin kazandırılması için ilgili kurumlar arasında birliktelik olmazsa olmaz.
—Belediye Başkanı son derece hassas davranıyor, yakından ilgileniyor.
—Diğer kurumlar da aynı duyarlılığı gösterirse, Kyme gün ışığına çıkar, yoksa zor.
 
İtalyan arkeoloğun çağrısını duyan olur mu, bilmiyorum.
Ancak bildiğim, MÖ 2 binli yıllarda Yunanistan’dan göç eden Aiol’ler tarafından kurulan ve 12 Aiolis şehrinin başkenti konumunda olan Kyme’nin çok önemli bir kent olduğudur.
Ve bu kıymetli kent, agora ve sütunlu caddesinin, konut yapılarının bulunduğu alanlarının ve amfi tiyatrosunun tamamen gün ışığına çıkarılmasını bekliyor bizlerden..
Merak ediyorum, ilgililer İtalyan arkeoloğun çağrısını nasıl karşılayacaklar?
“Tabii, sorunu derhal çözelim mi” diyecekler..
Yoksa “binlerce yıl beklemiş, biraz daha beklesin” diye mi yaklaşacaklar?
Sizce hangisi?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN