Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Zaman Değişir; Yargılar da Değişir

Yayınlanma Tarihi : 15 - 09 - 2015 : 09:31
Siyaset bir süreçtir. Yönlendirmelere ve algılara göre biçimlenir.
Yani, temel iradenin tezahür ettiği tarihteki değerler, zamanın kalıplarında fonksiyonel özelliklerini değiştirirler.
Yeni biçimler ve hükümler oluşur... Siyasette sıklıkla sergilenen kurnazlık budur.
Bu uygulamanın en zorunlu ve seçkin özelliği kendisini bizzat siyasette gösterir. 
Bu değişim, ülkenin ve dünyanın siyaset konjonktürüne göre önemli olgunlaşmaları yansıtır. Bu arada bazı ana esaslarda (yani temel hedeflerde) yıpranmalar olur...
 
Çünkü bir siyasi partinin kuruluş aşamasındaki temel değerlerinin, değişen zaman koşullarına rağmen, hiçbir değişiklik göstermemesi, makul bir ilke muhafazası anlamına gelmez...
 
Bu nedenle siyasetçilerin son günlerde dillerine pelesenk ettikleri “fabrika ayarlarına dönmek” sözünün, gerçekçi bir teşhis ve isabet değeri taşıdığı söylenemez.
 
Davutoğlu sancılı günlerden sonra, zümrüdü anka kanadına kurulup bu günlerin güvenli konumuna geldi. Yani fabrika ayarlarına dönmedi, dönme sözü de vermedi. Fakat kongre ile başbakanlık görevi teklif edilmiş siyasetçi etkinliği kazandı. 
Bu olayın siyaset tentesini de Tayyip Bey gerdi. Bakalım bu güven veren siyasi serinlik girişimi acaba hangi sonuçları sağlayacaktır?
Birinci adım, Tayyip Bey’in, bütün ihtimalleri kendi yönetim ihtiyacına göre biçimlendirmesi oldu. İkinci adım, Davutoğlu’nun ileride fırsat arayacağı siyasi boşluğun bırakılmaması oldu.
 
Bunu yaparken de seçimlerin sorumluluğunu bizzat üstlendi. Ayrıca genel yönetim ile merkez karar kadrolarını da kendi tercihiyle saptayarak Ahmet Bey’i “muhataralı isimler listesi” yapmaktan korumuş oldu.
 
Bu olayı ülkemizin çok güzide gazetecilik ustaları, farklı kanallarda farklı siyaset eğilimlerine göre değerlendiriyorlar.
Tayyip Bey’i destekleyen (yandaş olan) gazeteciler, kendi sütunlarında ve patronlarının televizyonlarındaki programlarında, bu vizyonun tartışmasına yoğunluk kazandırmaya başladılar.
AK Parti seçim stratejisinde bu uygulamanın sağladığı avantajın, ifade edildiği değerleri ne ölçüde sergileyeceği, henüz açık değil...
Bu kadar desteğe rağmen 1 Kasım seçimlerinde AKP tek başına iktidar olamazsa (yani 18 ilave milletvekilliği kazanamazsa), suçun Ahmet Bey’de olmadığı kolayca anlaşılır... 
Ama işin bir başka gerçeği daha var: Bu sonuçlara göre (vazgeçtik 400’den) 276 milletvekili elde edilemezse, (bunun anlamı) artık AKP, Tayyip Bey’in bile kurtaramayacağı bir gerileme sürecine girmiş demektir...
 
Mecelle’nin temel hükümlerinden birisi (sanırım 39. hüküm) “ezmânın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunmaz” diyor. “Yani, zaman değiştikçe koşullar da değişecektir...”
 
7 Haziran seçimlerinin üzerinden çok sular aktı. Yeni konumda, AKP’nin dinç ve sabırlı bir siyaset planlaması için değişiklikler yapması gerekecektir.
 
Tayyip Bey’in en etkin ve ısrarlı siyaset talebi olan 400 milletvekili hedefinin 276’ya düşürülmesi, eski talihli bekleyişlerin, artık mümkün olmadığının en net biçimde ifadesi olmuştur.
Kendimi tekrarlamak istemiyorum: Ama 1 Kasım seçimlerinde AK Parti, tek başına iktidar için gerekli milletvekili sayısına ulaşamaz ise, bilin ki, tek başına iktidar artık tarihe karışmış olacaktır...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN