Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bir Talih Döngüsü

Yayınlanma Tarihi : 14 - 09 - 2015 : 08:42
Abdullah Bey’in bizzat kendisi, takındığı siyasi tavırla kendini, siyasetin dışında bıraktı. İsteseydi, AKP genel başkanlığı yarışını kazanabilir miydi?
Hayır kazanamazdı. Bütün imkân ve fırsatları kendisine kullandırsalardı bile yine de kazanamazdı.
Çünkü AKP’yi artık açık ve seçik hüviyetiyle, “ortak” değil; “tekil” akıl temsil ediyor. Yani iktidar siyasetini “tekil tercih etkinlikleri” biçimlendiriyor.
Yani devlete ve hükümete, “tekil siyaset talimatı” hâkim oluyor ve istediği kalıbı veriyor.
Abdullah Bey’in konum tanımlamasında, artık eskilerin deyimiyle “dilde dil-ruba” bir şarkının söz ve ruh egemenliği dikkat çekiyor...
Abdullah Bey diyor ki, “bir rüzgârdır; gelir geçer sanmıştım; meğer başımda esen kasırgaymış” milletim...
 
Tekil irade, AKP’nin başına Davutoğlu’nu layık gördü.
Bunun için geçmişteki mücadele yıllarının, aziz ve hatırlı isimlerini hiç dikkate almadı.
Almayacağını öyle ustaca hissettirdi ki, kimsede bu bahsin cesareti bile kalmadı...
Peki, aday olsaydı kazanır mıydı?
Hayır!
Ama tekil iradeyi, tartışmaya alabilirdi. Gelecek için, kendisi adına, bir fırsat kapısını açık tutabilirdi. En azından bir “ak-saçlı” tanımına layık görülürdü... Artık Abdullah Bey, AKP’deki hiçbir siyasi iradeye talip olamaz.
 
Partinin başına Genel Başkan olarak Ahmet Davutoğlu getirildi. Bu; Tayyip Bey’in, nihai karar saptamasıdır. Yani “tekil iradenin” tezahürüdür...
Ama Davutoğlu’nun nihai karar otoritesi olduğu iddiası, kabul görmemiştir.
Abdullah Bey’in kongreye gönderdiği mesajda altını çizdiği, “partinin kurucu başkan ve ilk başbakanı benim” tanımlamaları artık fantazyadır...
Ahmet Bey’in karşısına Abdullah Bey’in çıkacağını bekleyenler yanıldılar. Abdullah Bey tavır sergilemedi. Bir kısım AKP’liler bu durumu “cesaret eksikliği” olarak yorumladılar.
Yani her kademede AKP kadroları, iç ve dış siyasetin tamamen Tayyip Bey’e teslim edildiğini kabul ettiler.
Bir kısmı da, Erdoğan - Davutoğlu birlikteliği karşısında hiçbir AKP iç hareketinin anlam taşıyamayacağını kestirmiş olmanın, itirazsız kabulünü sergilediler.
Bir kısım diyorum; çünkü tam mutabakat hali görülmüyor. Eğer AKP; 1 Kasım seçimlerinde 7 Haziran’dan daha iyi sonuçlar elde edemez ise, partinin halk nezdindeki itibarının değer kaybetmesi, olumsuz yorum ve yargıları hızlandıracaktır.
Ha, burada belirtmeliyim ki, bu tür olumsuzluklara rağmen artık Abdullah Bey ve çevresindekiler, AKP yönetiminde önemli bir mevki elde edemezler...
 
AKP’de Abdullah Bey’in dışında, “tekil imtiyaz” mevkiine aday olacak hiç kimse yoktu. En layık görünen Bülent Arınç Bey’in böyle bir niyeti olmadığı biliniyordu. 
Çünkü kendisi, dört köşeden, her yönden, bütün siyaset zeminlerine böyle açıklamaları rahatça ve cesurca yapıyordu.
AKP’deki kendisini, dolgu malzemesi olmayacak, özgül ağırlıklı bir siyasi şahsiyet olarak tarif ediyordu.
Bu tarif, Davutoğlu’nun seçilmesini önleyemedi; ama genel başkan evsafının nasıl olması gerektiğinin tarifini verdi...
Bu tarif, sıcak siyaset için değil; ama (ve belki) Bülent Bey’in kendi siyaset tarihi için kullanabileceği bir Ankara Yılları Kronolojisi olabilir...
Yani durumu Abdullah Bey’den fersah, fersah ileridedir...
 
Can alıcı soru şudur: Peki, bu kadroda, bu üslup, bu model ve bu iddia AKP için özlenen bir canlılık ve değişiklik getir mi?
Hayır! Neden?
Çünkü AKP’de tekil irade dışında hiçbir siyasi şahsiyet, böyle bir niyetin ifadesine bile sıcak bakacak cesarette görünmüyor...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN