Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Akıl ve İzan

Yayınlanma Tarihi : 09 - 09 - 2015 : 08:34
1946 seçimlerinden beri siyaset izlerim. Cesur, sabırlı, sakin tabiatlı, dualı, tahammüllü bir iradeyle izlerim.
21 Temmuz 1946’da, Laleli Fethi Bey Caddesi’ndeki Taş Han önünde kurulmuş sandıktaki oylamayı izliyordum.
Açık oy, gizli sayım yöntemiyle gerçekleştirilen bu seçimde, dönemin önemli basın önderi Cevat Fehmi Başkut’un sandık başkanına dürüst davranmaları konusundaki müdahalesi üzerine, alevlenen münakaşada göz göre göre bir arbede başladı.
Cevat Fehmi Bey, Cumhuriyet Gazetesi’nin yazı işleri müdürüydü. Dönemin en ünlü oyun yazarıydı. Jandarma bu değerli komşumuzu örselemek isteyince, bütün mahalleli ayağa kalkmış ve etrafında bir zırh oluşturmuştu. 
Gemi azıya alan jandarma bu kez, bütün hırsını halktan çıkardı. Bu arada ben de jandarma dayağı yedim.
Demokrat Parti kuruluşunun altıncı ayında öyle dikkat çekici bir siyasi performans gösterdi ki, bu güne kadar hiçbir siyasi vodvilin nüktelerinde böyle cuk oturmuş siyaset teşhisi ve terfisi görülmemişti...
 
Sonraları denildi ki Başbakan Şemsettin Günaltay, dönemin İstanbul Valisi’ni bu nedenle azarlamış ve devlet adamı ciddiyetiyle açıklama yapmasını istemişti.
Denildiğine göre “bırakın bu keyfiliği” demiş; arkasından eklemişti: “Halkına durumu anlatmayandan devlet yöneticisi olamaz. Unvanı ne olursa olsun inandıramıyorsanız, bilin ki boş konuşuyorsunuz” demektir...
Sonra da ekledi:
“Nitelikli insanlara yalan söylenmez... Devlet bu ayıbı işleyemez, bu yükü omuzlayamaz...” Yani sizin anlayacağınız dönemin başbakanı, dönemin valisine “haddini bil ve edebini takın” diyordu...
 
Dağlıca olayının açıklamasında, Davutoğlu’nu büyük dikkatle izledim. Söylediklerinin içtenliği yoktu. İkna eksikti. Muhatabına güven vermiyordu. İfadesinde cesaret telkini yoktu. 
İradesi yoktu. İşareti yoktu. Cesareti yoktu. İfadeler sıradandı ve ikna edici değildi...
Davutoğlu’nun “Bu dağlar temizlenecek” sözü olayın mahiyetinde ve hedefinde beklenen sükûneti ve cesareti taşımıyordu...
 
Peki, bu üslup sadece başbakanda mı var?
Elbette değil!
Daha yukarı katların sorumlularında da, makam otoritesini, güya ikna aracı ve tarifi olarak görenler var.
Böyle bir üslup, muhatabında tesir yaratır mı? Aklı öne çıkarır mı? Çevresinde etkinlik yaratır mı ve/veya etkinliklerin bütününe katkı sağlar mı?
Hayır! Hiçbir şey sağlamaz...
Bu üslubun ikna edecek hiçbir içeriği ve değeri yoktur...
 
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Dağlıca’daki terör saldırılarının sorumlusu olarak terör örgütü PKK’ya yönelik, tek bir söz bile edemedi.
HDP’de yeni bir üslup belirdi. Bunun yaratıcısı, Demirtaş oldu. Uysal (munis) ve inandırıcı (mukni) görüntü vererek güven yaratma girişimini öne çıkardı. 
Ama, asıl gerçeğin kavranmasını sağlamayınca, muhataplarında HDP için inanırlılık ihtimallerini sıfırlamaya başladı.
Yeni seçimlerde bu ikna üslubunun tesirsiz olduğunu hep birlikte göreceğiz...
 
Allah’ınızı severseniz sayın Demirtaş ve sayın Baluken söyleyin; bu son olayda PKK hakkında ağzınızdan çıkacak üç kelimelik bir ayıplama tümleciniz yok mu?
Şair diyor ki,
Bakmakla asıl gerçeği gördük sanırız...
Ham telle ipek şalları ördük sanırız...
Affet bizi Tanrım; yine gaflet basıyor;
Her gün yarı ahmak, yarı kördük sanırız...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN