Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Sarf ile israf

Yayınlanma Tarihi : 12 - 08 - 2015 : 09:05
Siyaset, bir eylemi zamanında yerine getirme sanatıdır.
Zamanın akışını kendi keyfinize bırakırsanız; ya da iyi niyetten yoksun hedeflerin peşinde koşarak vakti ziyan ederseniz, siyaset bahsinde mahir olmadığınız hükmüne varılır.
İnsanların gözden düşmesi böyle başlar...
AKP ile CHP koalisyonunun teşkil edilmesi, bu zaafın ilginç örneği olarak her gün garip gelişmeler sergiliyor...
Nasıl mı?
İşte size ilginç bir örnek...
 
Seçimlerin üzerinden tam 65 gün geçti. 
Koalisyon kurması beklenen iki lider; Ahmet Bey’le, Kemal Bey bir araya geldiler...
İkisi de yanlarına birer müzakere yardımcısı almıştı. CHP’de Haluk Koç, AKP’de Ömer Çelik bu tarihi oluşumun kalfaları olarak seçilmişlerdi. 
Önceki gece bir araya geldiler. Merhabalaşmadan hemen sonra sofraya oturdular.
Yemekte bamya çorbası, zeytinyağlı çeşitleri, (listenin başında mutlaka imambayıldı vardır) salata ve çeşitli türde ızgara et ikram edilmiş. Ardından dondurmalı ve böğürtlenli kek sunulmuş...
Afiyet olsun...
 
Bu birliktelik 35 saatlik istikşafi görüşmelerin ilk “inkişafi” görüşme adımı olarak değerlendirilebilir mi?
Şu ana kadar bu doğrultuda bir irade tezahür etmedi.
Sadece bir ilginç talep dikkat çekiyor: Devlet Bey demiş ki: “AKP ile CHP koalisyonu bu hafta içinde mutlaka kurularak Türkiye’nin rahat nefes alması sağlanmalıdır...”
Devlet Bey bu görüşünü yeni bir piyon gibi ileri sürmüş olabilir; ama çok gecikmiş bir değerlendirme olduğu için sözünün inandırıcılığı tartışılabilir...
 
Sayısal çoğunlukta herhalde kudret vehmetmişler ki, toplantı sonunda Haluk Bey’le Ömer Bey, kendi mekânlarının cesaret zeminlerinde ayrı ayrı açıklama yaptılar.
Kalfaların imalı ifadesine göre amaç, “çok boyutlu ülke sorunlarının aşılması için bir koalisyon sorumluluğu idrak etmek gerekiyormuş”...
Bu cümlede Haluk Bey, küçük bir ayak oyunu ile yaşanan bütün olumsuzlukların 13 senelik Tayyip Bey hükümetlerinin ürünü olduğunu ima yolu ile rakibinin sırtına yükleyiverdi.
 
Buna karşılık, Ömer Bey de kurnaz davranarak, nihai mutabakat hissi bile yaratılmadığını ihsas eden siyaset diliyle konunun iki gün sonra tekrar ele alınacağını belirtti.
Yani iş Tayyip Bey’in nihai kararına “talik” edildi...
Siyasette zaman taliki, yani yeni gün belirleme yetkisi kimin iradesine bırakılıyorsa, nihai karar otoritesinin kim olduğu böylece belirlenmiş olur.
Ömer Bey ikinci konuşan kişi olunca, son sözü söyleyen adam itibarına el koymuş oldu.
Görüşme sözcülerinin ayrı mekanlarda konuşmaları bu görüşmelerde nihai karar otoritesinin “Ak Saray” elinde olduğunu sergiledi.
 
Bu tür müzakerelerde, partilerin sayısal çoğunluğu değil, aklıselimin egemen olduğu karar süreçlerinin önemi güdeme gelir. Taraflar ikişer kişiyle temsil edildiler ama anlaşılıyor ki nihai karar, AKP tartışmacılarının değil, işin bu noktaya gelmesini isteyen nihai iradenin hükmüne bağlı olacaktır.
Yine belli oldu ki bu noktada bir ihtilaf yok...Bu görüşmelerde Tayyip Bey ne isterse, sonuç ona göre oluşacaktır.
 
Şair diyor ki;
Her şey sona ermiş denilen noktaya geldik;
Rüya dönüşür kabusa sahne-i siyasette...
Aman dikkat: Siyasette zaman söz konusu ise “sarf” ile “israf” birbirine karışır...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN