Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


“Ahh Atatürk!...” Diye Diye...

Yayınlanma Tarihi : 09 - 08 - 2015 : 09:46
Birilerinin ülkemiz adına, gençliğin geleceği adına canımızı her yakışında “Ahh Atatürk” diye diye ömrümüz tükendi gitti... 1940’lardan bu yana hep dünyanın “gelişmekte” olan, ama asla gelişmeyen bir ülke durumundan kurtulamadık, kurtarılmadık.
 
Tam da 75 yıldır ülkenin tüm kazanımları, siyasilerin seçim kazanma hırsı uğruna heba olup giderken, Atatürk’ün kurduğu çağdaş rejimle, düzenle, medeniyetle kavgaları bitmek tükenmek bilmedi. Ülkenin menfaatleri, geleceği, hedef seçmen kitlelerinin zaaflarına, dogmalarına, istek ve arzularına feda edildi.
 
Bitmiş, tükenmiş dağılmış Osmanlı’nın içinde bulunduğu şartlar ve Cumhuriyeti doğurun sebeplere kimse dönüp de bakmadı. Cumhuriyetin nimetleriyle mevki, makam, maddi manevi varlık sahipi olan bazıları hala gözlerini, son padişahın avanesiyle binip ülkeyi terkettiği İngiliz donanma gemisinin dümen suyuna takılıp kaldı.
 
Oysa milli sanayi ile, milli eğitim ataklarıyla, bağımsız ve saygın dış politikamızla ne güzel bir kalkınma hamlesine girmiştik. Eğer Yüce Atatürk’ün çizdiği o yolda sapmadan, ülkenin sahip olduğu maddi manevi değerleri malum seçmen oylarına feda etmeden ilerleyebilmiş olsaydık, bu gün bizim de bir Güney Kore, bir Japonya olabilmemiz için hiç bir engelimiz olmazdı.
Ya Rab, birilerinin ikbali uğruna ne değerler kaybettik...
 
Ah vah etmek, geçmişe ve de bu günlere takılıp kalmak elbet de nafile... Dünyanın bir çok ülkesinin ve uluslararası kuruluşlarının “20. yüzyılın en büyük devlet adamı” değerini verdiği Yüce Kurtarıcımız hala hedefte. .
Ama inanıyorum ki; bu ülkede sağ duyulu gençlik gelecek, bir gün herkes Atatürkçü olacak, Atatürk’ün çizdiği yoldan sapmış olmanın ülkemize ve insanlarımıza neler kaybettirdiğini vakit geç de olsa anlayacak.
 
Daha İyisini Görmedik ki Unutalım...
Güne, daha iyisini, daha erdemlisini asla görmediğimiz için beynimize çakılıp kalmış Atatürk hikayelerinden biriyle devam edelim.
Mustafa Kemal’in yolu, sıkça çıktığı yurt gezilerinden birinde Amasya’ya düşer. Karşısına çıkanlar arasında öyle birisi vardır ki, hemen yanı başındaki valinin kulağına eğilerek sorar;
Kimdi bu?
Efendim kendisi Şıh’tır, yörede çok hatırı vardır.
Bunun üzerine Atatürk, uzun sakallı Şıh’ı yanına çağırır;
Bak baba... İmanın ölçüsü sakalın boyunda uzunluğunda değildir. Rica etsem de en azından sakalını Peygamber Efendimiz’in olduğu gibi kısaltsan...
Bunları söylerken de eliyle boyun hizasını gösterir.
Şıh, “emrin olur Paşam” der...
Aradan zaman geçer, Atatürk Amasya’daki Şıh’ı hatırlar ve Vali’yi arayıp sakal durumunu sorar.
Vali ne söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şıh’ın sakalının boyunda en küçük bir azalma olmadığını, kimselere de el sürdürmediğini söyler.
Konuşma bitince Atatürk kağıdı kalemi eline alır ve yazdıklarının Amasya Valiliği’ne tebliğ edilmesini ister.
Ertesi günü bir haber gelir ki; Şıh Atatürk’ü görmek üzere Amasya’dan yola çıkmıştır.
Sakal tamamen kesilmiş, sinek kaydı traş olunmuş, saçlar kısalmış, kılık kıyafet baştan sona değişmiş.
Bambaşka bir görünüme bürünmüş Şıh herkesin dikkatini çekerken, arkadaşlarının biri Atatürk’ün kulağına eğilir:
- Aman Paşam, bu adam sakalına el dahi sürdürmezdi. Ne ettiniz de kökünden kestirmesini sağladınız?
- Kendisini Afyon Valisi tayin ettim...
Bu görüşmenin ardından şu yazıyı yazıp Şıh’a verilmesini ister:
- İnanç ölçüsünün sakalında olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselesine gelince bugün koltuk uğruna 40 yıllık sakalından vazgeçebilen, yarın başka şeyler için milletinden de vazgeçebilir.
 
Bizi sürekli “Atatürk, Atatürk...” demek zorunda bırakan siyasiler, burnumuzun direği her sızlatıldığında mezarı başına koşturanlar “sağ olsun” desek ağır mı kaçar... Ya da “biriniz yeni bir Atatürk olabilin de...” desek...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN