Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Dalgıç Kendini Hala Alaçatı Belediye Başkanı Sanıyor

Yayınlanma Tarihi : 22 - 07 - 2015 : 11:08
BEN HABER GAZETESİ 34.SAYI
 
 
Siyasetten ekonomiye, yerel yönetimlerden kentin sorunlarına kadar gündeme dair merak ettiğiniz her şey Genel Yayın Yönetmenimiz Erol Yaraş’ın yorumlarıyla bu sayfada sizlerle buluşuyor. 
 
 
Başkan Dalgıç’ın yaptığı bir açıklama var; “Beni eleştirebilirsiniz ama Çeşme’yi eleştiremezsiniz” diyor. Sizin yorumunuz ne olur?
Benim en çok güldüğüm, Muhittin Dalgıç’ın bu açıklaması oldu. Bu açıklamayı Çeşme Kent Konseyi’nde yapmış. Hakikaten Dalgıç’a güldüm. Diyor ki; “Belediye başkanını herkes eleştirebilir. Buna saygı duyarım. Sinek vardır, yol bozuktur, parklara bakılmıyordur gibi eleştiriler yapılabilir. Bunu da saygı ile karşılarım. Ama cümlelerin önüne ‘Çeşme’yi koyunca bunu yapamazsınız.” Peki biz Çeşme’nin sineğinden çöpünden bahsederken ne diyeceğiz? Bayraklı’da mı toplanmıyor diyeceğiz? Yollar Seferihisar’da bozuk mu diyeceğiz? Elbette Çeşme’de diyeceğiz ki insanlar anlasın nerede bozuk olduğunu. Burada Sayın Dalgıç kendi kendini komik duruma düşürmüş. O zaman bir tabir bulsun biz onu söyleyelim. Artı başka bir söylemi daha var başkanın; “Belediye yol yapmıyor’ diyebilirsiniz. Ama ‘Çeşme’de yollar bozuk’ diyemezsiniz. ‘Sokaklarda çöp var. Belediye iş yapmıyor’ diyebilirsiniz. Ama ‘Çeşme’yi çöp götürüyor’ dediğinizde haksızlık etmiş olursunuz.” E peki nereyi çöp götürüyor diyeceğiz? Dalgıç belediye başkanı olmasa ve kendisinin evini eleştirsek, “senin bahçen bozuk, evinin önü pis” desek o zaman isyan edebilir.”Size ne benim evimden” diyebilir. Ama biz Çeşme’yi eleştiriyoruz. Muhittin Dalgıç’ın özel yaşamını eleştirmiyoruz. Eğer Çeşme’de bir takım çarpıklıklar varsa ve bunu sorumlusu da belediye başkanıysa, elbette hem Muhittin Dalgıç eleştirilecek hem de Çeşme eleştirilecek. Başkan eleştirilere açık olmak zorunda. Belli koltuklara talip olan insanlar doğru yaptıklarında alkışlanmalı, yanlış yaptıklarında da eleştirilmeli. Muhittin Dalgıç bu eleştirileri kabul edecek. Hatta ben daha da öteye gideyim, Sayın Dalgıç’a buradan bir mesaj da vermiş olayım. En büyük eleştirilerden bir tanesi, ki bunu Çeşmeliler söylüyor, “Dalgıç, hala kendini Alaçatı Belediye Başkanı zannediyor.” Onun için Sayın Başkan’ın bir an evvel nerede yanlış yaptığını görüp, Çeşme’yi eski Çeşme konumuna getirmesi lazım. Hiçbir dönem Çeşme bu kadar eleştirilmemişti. Ben yaklaşık 45 yıldır Çeşme’de tatil yaparım, hiçbir yıl bu kadar ağır eleştirildiğine tanık olmadım. 
 
Geçen yıl Başkan Dalgıç, gazetemize bir röportaj vermişti. Röportajda “Göreceksiniz Çeşme’nin çöpü bile farklı olacak” demişti.
Doğru. Çeşme’nin çöpü de farklı, sineği de farklı, yolları da farklı, suyu da farklı… Doğru bakın gerçekten bu farkı yarattı Başkan. Kendisini kutluyorum. Geçen sene verdiği sözü bu sene tuttu. Çeşme sinekten geçilmiyor, sular zaman zaman kesiliyor, yollar berbat, çöplerde de sıkıntı var. 
 
 
EĞLENCE BİTERSE HERKES KEPENK KAPATIR
 
Her sezon olduğu gibi bu sezon da yine Çeşme ile ilgili aynı tartışmalar gündemde. Çeşme dinlence yeri mi olmalı, yoksa eğlence yeri mi? Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Çeşme bir yol ayrımına bu şekilde getirilmemeli. Bu çok kötü bir yol ayrımı. Çeşme huzurevi mi olsun, yoksa disko mu? Bana göre her ikisini de buluşturacak bir formül yaratılmalı. Çünkü içlerinden birini çekerseniz Çeşme Çeşme olmaz. Ama hangisi ağırlıklı olmalı derseniz, o zaman derim ki Çeşme eğlence ağırlıklı olmalı. Tamam Çeşme’nin denizi inanılmaz güzel. Plajları var, kumsalı var ama Çeşme’nin kuzey sahillerini düşünürsek tam anlamıyla deniz keyfinin alınabileceği bir bölge değil ne yazık ki. Çeşme’ye deniz için gelenler, eğer o tipik sersemletici rüzgara yakalanırlarsa, geldiklerinin üçüncü gününde pişman oluyorlar. Çünkü müthiş bir rüzgar ve dalga vardır, sahilde oturamazsınız, kumlar yüzünüze çarpar. O yüzden Çeşme tam anlamıyla bir deniz ilçesi değildir. Bunu arıyorsanız güneye gideceksiniz. Çeşme, eğlencesinden ve bol oksijeninden dolayı tercih edilen bir ilçe. Burada ayrım doğru yapılmalı. Hani diyoruz ya “Çeşme’de 12 ay turizm yapılmalı” diye. Eğer kesin çizgilerle “bu olacak” derseniz, 3 ay bile değil, 8-10 hafta sonuna sıkıştırırsınız Çeşme’yi. Ondan sonra da terk edilmiş bir kasaba görünümünde devam eder. Ekonomik anlamda bakarsak Çeşme’yi hareketlendiren şey eğlencedir. Oradaki kaliteli restoranlar, beach clublar, deniz turları, dalma sektörü… Bunların hepsini bir araya getirdiğiniz zaman Çeşme bir eğlence merkezidir. Herkesi rahatsız eden şey ise eğlencedeki ses. Bakın, artık teknoloji belli bir noktaya geldi. Bunlar belli şekilde disipline edilerek, her şeyin oluşması sağlanabilir. Burada işletmelere düşen görev, gerekli teknolojik tedbirleri almaktır. Bugün “Ayayorgi’de beach club olmasın” diyerek Ilıca’da oturanlar yola çıkıyorsa burada bir sorun var demektir. O insanlar eğer Ilıca’daki evinde rahatsız oluyorsa, demek ki teknolojik anlamda belli tedbirler alınmak zorunda. Böyle bir durumda herkes oradaki yaşamını devam ettirebilir. Çeşme’deki tartışma “ya eğlence ya dinlence olsun” tartışması. Birini yok edelim mantığı üzerinden gidiyor. Bu yanlış bir mantık. Bu iki olgunun bir araya gelerek harmanlanması lazım. Çünkü orada binlerce insan, bir sezonda, bir yıllık yaşamlarını idame ettirecek işlerde çalışıyorlar. Kışın 30 bin olan nüfus, yazın 500 bine çıkıyor. Bayramlarda 1 milyon rakamı telaffuz ediliyor. Bir beldeye eğer 1 milyon insan geliyorsa, bu insanlar sırf orada uyuyalım diye gelmiyorlar. Bazı şeyleri merak ettikleri ve yaşamak istedikleri için geliyorlar. O yüzden her iki taraf da kendilerini bir kazanda birleştirecek, yoğuracak bir formül yaratmak zorundalar. 
 
 
Çeşme’nin eğlencesi biterse, ilçenin ekonomisi bundan nasıl etkilenir?
 
Bu, Çeşme’ye çok büyük darbe vurur. Şu an orada bulunan restoranlar, beach clublar kepenk kapatır. Bu da orada bulunan taksicisinden kumrucusuna kadar herkesi etkiler. Çünkü orada müthiş bir tüketim ekonomisi de var. Bu ekonomiye darbe vuracak bir yol açılmış olur. O yüzden ben hiç tavsiye etmem. Çeşme eğlence merkezi olmaya devam etmek zorunda. Ama tabii ki dinlenmek isteyenlerin de belirli şekilde hakları korunarak… 
 
 
UCUZ TATİL DÜŞÜNEN ÇEŞME’YE GELMESİN
 
Çeşme ile ilgili bir diğer sorun ise artan fiyat politikaları. Siz bunu nasıl yorumlarsınız?
 
Uzun zamandır bu konu tartışılıyor. Ancak son günlerde tepkiler doruğa çıktı. Burada başta belediye başkanı olmak üzere şunu söylüyor; “Serbest piyasa ekonomisi var, herkes istediği fiyatı uygular.” Orada bir disiplinin getirilmesi ve makul bir skalanın olması lazım. Ben Muhittin Dalgıç’ın düşüncelerini biliyorum. Dalgıç, “ucuz tatil düşünen Çeşme’ye gelmesin” der. Böyle bir mantık olmaz. Çok uç bir örnek vereceğim. Denizleri kuruttuğumuz için, artık balıkçılık sektörüyle uğraşan insanlar şunu söylemekteler; “Denizler kurudu.” Bu denizleri uzaydan gelenler kurutmadı. Bu denizleri siz kuruttunuz. Hayvanın nefes almasını engellediniz, her türlü kaçak yolla balık avladınız ve sonunda denizleri kuruttunuz. Yani Çeşme turizmcisi “Müşteri yok. Neden insanlar artık gelmiyor?” diye sorgulamaya başlarsa, ana sebeplerinden biri bu. Bu kadar pahalı bir eğlence merkezi olmaz. Çeşme bugün Türkiye standartlarının çok çok üstünde bir fiyat skalası götürmekte. Bu fiyat skalası, en iyi para harcayan insanları bile rahatsız edecek boyutlara gelmiştir. Ya bundan bir an önce vazgeçip, makul seviyede, normal bir yaşamın devam edeceği rakamlara gelecekler veya belli bir süre sonra, aynı altın yumurtlayan tavuğunu kesen adam gibi, tavuk bitecek, altın yumurtlamayacak, oradaki birçok insan da bu durumdan mağdur olacak. Artık pahalı kelimesi pide seviyesine geldiyse orada bir sıkıntı var demektir.  
 
 
HERKESLE İDDİAYA GİRERİM: MHP BU OYU ALAMAZ
 
MHP’nin meclis başkanlığı seçimindeki tutumunu nasıl yorumluyorsunuz?
 
Yüzde 60 farklı bakan kesimin, başta kuvvetler ayrılığı olmak üzere, yargı bağımsızlığı, basındaki sıkıntılar ve diğer sorunların çözümüne inandığı bir ortamda MHP’nin yaptığı bu tavır çok yadırgandı. Birçok MHP’li dostum, “bir dahaki seçimde Bahçeli olduğu müddetçe biz bu partiye oy vermeyeceğiz” demeye başladılar. Bana göre 7 Haziran seçimlerinin en büyük hayal kırıklığı MHP’nin tavrıdır. İnsanların aklında çok soru işareti vardı MHP ile ilgili. 13 yıldır yaptığı icraatlarla ilgili… AK Parti’nin her başı sıkıştığında ona destek olmasıyla ilgili… Ama seçim meydanlarında Sayın Bahçeli öyle ağır sözler sarf etti ki, aklında soru işareti olanlar Bahçeli’nin değiştiğine inandı. Ama 9-10 Haziran geldiğinde insanlar gördüler ki, Bahçeli aynı Bahçeli. MHP aynı MHP. Eğer bir tekrar seçim olursa da, herkesle iddiaya girmeye hazırım, MHP bu oyu alamaz. 
 
 
MHP’nin yaklaşımı “Neden biz CHP’nin adayına oy verelim, onlar bizim adayımıza oy versin” şeklindeydi…
Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tarafsız bir profil çiziyordu, MHP’li değildi. Şu an MHP’li. Meclis aritmetiğine göre de burada en büyük hak CHP’nindi. Ki buna rağmen Sayın Kılıçdaroğlu meclis başkanlığı seçimleri öncesinde “her tür öneriye açığız” dedi. Niye o zaman sesi çıkmadı kimsenin? Adaylar ortaya çıktı, yine sesleri çıkmadı. Oylamalar başladı, yine sesleri çıkmadı. Son oylamada bu hareketi yaptılar. Bu da tabii olayı tarafsız gözle izleyenler tarafından hoş karşılanmadı. 
 
Peki bundan sonraki süreçte neler yaşanır?   
Herkesin ortak kanısı; Türkiye bir tekrar seçime doğru gidiyor. Çünkü Erdoğan’da oluşan fikir, bugün sokaktaki vatandaşın da kafasında oluştu. Çok net söylüyorum MHP ve HDP bu oyu alamayacak, AK Parti’nin tek başına iktidara gelme şansı var. Bu süreç şu anda AK Parti’nin işine yarıyor. Muhalefet, eline gelen tarihi fırsatı kullanamadı. Türk toplumu da oyun bozan olarak MHP’yi görüyor. 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN