Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Organik, Katıksız Geçmişe Özlem

Yayınlanma Tarihi : 22 - 07 - 2015 : 11:03
BEN HABER GAZETESİ 34.SAYI
 
 
Şimdilerde eski Ramazanlar aranıyor. Bu özlem acaba geçmiş Ramazanlara mı? Yoksa geçmişte Ramazan vesilesi ile yaşanan güzel günlere mi? Bence bu geçmişe duyulan özlem, aslında Ramazan vesilesi ile geçmişte yaşanan güzel günlere duyulan özlemdir. Kimi geçmişte gençliğinde geçirmiş olduğu oruçlu günleri hatırlar. Ve o günlere özlem duyarak içinden nerede o eski Ramazanlar sözleri dökülür.
 
Eski Ramazanlar gerçekten daha mı güzeldi? Yoksa her kaybettiğimiz şey gibi o da bize güzel mi geliyor? Kendimi hatırladığım zaman Ramazan  sonbahara geliyordu. Anneme oruç tutmak için yalvarır sahura kaldırmadıkları için küstüğümü hatırlarım. Şenlik gibi geçen sahur vaktinde davul sesine uyanıp, ailemi neşe ve telaş içinde sofra başında yakaladığım bir gün her çocuk gibi beni de  yarım oruçla kandırdılar. Bu, doğrusu işin eğlenceli yanıydı. Fakat yine çocuk yaşlarda, kendi isteğimle tuttuğum ilk tam orucumu iyi hatırlıyorum. Öğle vaktini biraz geçtikten sonra anneme sık sık, iftara ne kadar kaldığını sorup, yeni yıkanmış  yerlerde serinlemeye ve susuzluğumu gidermeye çalıştığımı, yanlışlıkla elime aldığım bir bardak suyu bitirmemi bekleyip oruç olduğumu gülerek hatırlatan annemi ve orucum bozuldu mu diye telaşla sorduğumu da unutmadım. Özellikle büyüklerimiz oruçlu halleri ile gün boyu çalışırlardı. İftar yaklaştıkça tatlı ve şenlikli bir hareketlilik yaşanır, pide kuyruklarında sıcak ekmek alma telaşına düşülürdü. Niyetli olmayanlar oruç olanlara saygılarından oruç tutmadıklarını söylemez, saklı saklı yemeklerini yerlerdi. İftar zamanı mahallede komşuların özel olarak yaptıkları yemeklerden birbirine ikram yarışı yaşanır, özellikle maddi durumunun özel yemeklere yetişmeyeceği düşünülenlere her gün yemekler gönderilirdi. Eski ramazanlarda ifrat veya gösteriş düzeyinde yemek tüketimi yapılmaz, iftar sonrası eğlencelerle sahura kadar zaman geçirilirdi. Komşular hep birlikte çaylarını içip meyvelerini yerken biz çocuklar gece yarılarına kadar korkusuzca enerji atardık. Şimdi bana sorarsanız peki o günleri arıyor musun? Vereceğim cevap tabi ki evet. Zihnimde silinmeyen samimi sohbet ortamları vardı. Belki kolası, meyve suyu olmasa da halis muhlis doğal ayranımız, demli çayımız vardı. Kısaca yaşantımız halis muhlis şimdilerin klasik söyleyişi ile organikti, katıksızdı.
 
Çocuklarımız bizler kadar şanslı değiller ne yazık ki. Eski Ramazanlar gibi tatlı bir telaş yerini sinirli bir "Oruçluyum" davranışına bıraktı. Gece çocuk sesleri yerini derin bir sessizliğe bırakıp onları bilgisayar başına kilitledi. Gece yarısı uyandırıldığımızı düşünüp sahur davulcusunu bir çırpıda yok ettik. Oruç tutmayanlar saygıyı bıraktı. Tutanlarsa tutmayanlara olan hoşgörüyü... Sofralar gösteriş merakıyla yenemeyecek kadar çok lüks yemeklerle, zaten onları alabilecek olan kişileri ağırladı. Dilimiz sarayların, gözümüz sanatçıların ve sosyetenin iftar yemekleriyle kirlendi. 
 
Malumunuz oruç sadece midenin kilitlenmesi değil, gözün, dilin, elin, bedenin haramdan korunması anlamına geliyor. 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN