Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Vali Bey’in Gece “Tweet”leri...

Yayınlanma Tarihi : 17 - 07 - 2015 : 10:19
Manisa Valisi Erdoğan Bektaş’ın bir gazetecinin “Soma faciasından sonra işten çıkarılan 2.800 işçinin tazminat ödemelerinin ne aşamada olduğu” sorusuna Twitter üzerinden verdiği cevaplar, insanı derin düşüncelere sevk edecek cinsten.
Devlet ya da hükümet adına görev yapan (tercihimiz tabii ki devlet adına görev yapması) Vali Bektaş’ın cevapları, kendisinin yönetici kalitesinin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak iyi yönde mi, kötü yönde mi, kararı siz değerli okuyucularıma bırakarak küçük bir ekleme yapmak istiyorum; Yöneltilen soruya doğrudan cevap da bir terbiye işidir. Soruyu karşı soru ile geçiştirmeye çalışmak ise, asıl cevabı vermekten kaçınmaktır.
Şimdi “o gece diyaloğu”ndan bir-iki alıntı yapalım ve Vali Bey’in o açık soruya devamındaki sorulara cevaplarına bir göz atalım:
- Burada haklısınız. Bize yeni iş, istihdam, santral ne gerek? Bir yerden tazminat bulup yiyip yatalım...
- Yarın o tazminatlar ödendiğinde bakalım ne diyeceksiniz ve hangi sistem sorunu çözülmüş olacak?
- Yarın mı ne olacak? AB’den isteriz. Yunanlılar istedi olmadı mı? Haa bunları tvit falan konuşmayalım da...
Gazeteci Sevim Ece Sevim Öztürk, o gece sohbetinde konuyu, yakın zamanda Gölmarmara’da ekmek kapısı yolunda hayatlarını kaybeden 16 tarım işçisine getirip eleştiriyor:
- Tarım işçileri öldüğünde sistem sorumludur, bir cinayettir bile diyemediniz, uyuyan şoförü suçladınız. Siz neden böylesiniz Sayın Vali Bektaş?
- Siz dediniz ve o işçiler kurtuldu değil mi? İyi uykular hanım efendi...
Cumhuriyetimizin 90 küsur    yılında geldiğimiz noktanın kısa özeti. Ne “diyemesek” ne “yazamasak” boş...
Vali Bektaş, en yüksek dereceden yönetiminde bulunduğu Manisa’nın talihi midir, talihsizliği midir, ona da dilim kısa kalıyor...
 
Zabıtanın Gücü; Yettiğine 
Siz hiç sokakta, mezarlık önünde çiçek satanlardan rahatsız oldunuz mu? Ben şahsen, satıcı “tacize” baş vurmadığı sürece hiç rahatsız olmadım. Hatta bu “manzara”nın tüm şehirlere yakıştığını bile düşündüm. Hele yeni yetişme genç kızların, tüm sevimliliğiyle “abe.. sevdiğine bir çiçek alsana...” teklifini “günün iyileri” arasına aldığım bile oldu.
Örneğin; kışı atlatmakta olduğumuzun işaretlerinden biri olarak, mitolojinin ünlü çiçeği nergis kokularının kent sokaklarını doldurmasını görürüm. Bu yıl gülün bol olduğunu, onların küçücük paralara bir demet gül satmasından öğrenirim. Alsan da, almasan da önüne tutulan bir demet çiçeğin insanın aklına “görevini yapmayan zabıta”yı getireceğini zannetmiyorum.
Düşünüyorum; bu güne kadar belediye zabıtasının bu kentte, dini bayramlarda mezarlık önlerinde, zaman zaman da sokaklarda mevsim çiçekleri satanlara “operasyon” düzenlediğini hatırlayamadım. Hani zabıtanın seyyar satıcı kovalamasına alışıkız da, çiçekçi kovalaması, vatandaşta sıradanlık yaratacak kadar  sık olmasa gerek.
 
Sokak Çiçekçileri
Caddelere sokaklara çıktığımda ayağıma takılan, önümü kesen, sokağa yayılmış dükkanlardan rahatsız olmaya başladığımda, ara-sıra uğradığım semt pazarlarındaki düzensizliğe, müşterisiyle tartışmayı bile göze alarak “yarım kilo” diye bir ağırlık ölçüsü icat eden esnafa kafayı taktığımda hep belediye zabıtası aklıma gelir.
Çünkü, iki yıl önce çıkıp da yürürlüğe giren “pazar kanunları”nın, belediye zabıtalarına hangi görevleri yüklediğini bildiğim için sık sık bu meslek grubunun kulaklarını çınlatırım.
“Son icraat” gösteriyor ki, pazarcıları kanunun belirlediği kriterlere sokamayan, dükkanların önüne çizdiği sarı veya kırmızı çizgiler de silinen belediye zabıtasının gücü, sokak çiçekçilerine yetmiş... Demek ki sıra “şu çiçek satıcılarından kenti kurtardıktan sonra, kaldırım işgalleri”ne gelecek...
Her şerde bir hayır vardır...
 
Salı veya Çarşamba buluşmak üzere herkese mutlu bayramlar, umutlu gelecekler dilerim... 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN