Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Darbelerdeki “Vahşi Gerçek...”

Yayınlanma Tarihi : 05 - 07 - 2015 : 10:42
Genel seçimlerin üzerinden tam dört hafta geçti ama, sandıklardan çıkan sonuç henüz ortada yok. Bir grup “saf vatandaşlar” olarak, “Seçim meydanlarında birbirlerine söylemediklerini bırakmayanlar, ‘vatan haini, hırsız, soyguncu’ gibi, bir ülkenin yönetimine talip hiç bir insana veya insan grubuna yakışmayacak sıfatları pervasızca kullananlar, şimdi nasıl olup da koalisyon kuracak” diye düşünürken, son yaşananlardan “meclis başkanlığı seçimi” açıklamaları, bizim siyasilerin “siyasi ayak oyunları” konusunda da ne kadar uzman olduklarını ortaya koydu.
 
Ama içinde asla vatan, millet aşkı, vatana millete hizmet sevdası barındırmayan...
Örneğin bir siyasi parti yöneticilerinin (pardon yöneticisinin) son hareketine şöyle bir teşhis ağır mı kaçar; “Rastlantının fazlası, ihtimaller hesabında kasıta girer...”
 
Her ortamda ve fırsatta dillerinden düşürmedikleri demokrasiyi, eşitliği, kendi partilerinin kapısından sokmamakta oldukça başarılı (burada CHP’deki demokratik gelişmeleri dikkate alarak hariç tutuyorum) parti liderlerinin iki dudağı arasından dökülecek laflara göre vaziyet alabilen koskoca insanlar...
 
Tıpkı şu lafta olduğu gibi;
“Hür gibi ama, hür değil... Esir de değil, ama iradesi yok...”
 
Hep Çirkin Siyasetin “Devamı” Oldular...
 
Atatürk’ten sonrasına, çok partili rejime geçtiğimiz 1946’dan sonrasına bakıyorum; ülke yönetimine talip olan siyasi gruplar ortaya çıkarken, çevrelerine de adeta “elektrikli tellerle çevirip, yaklaşanı yakacak düzenekler” kuruyor.
Bu memlekette doğmuş, yetişmiş ve “sıra vatana hizmette” diyebilmiş nice insanın, “elektrikli teller” dışında tutulduğu bir siyasi düzenden bu memlekete bu güne kadar hiç bir hayır gelmediği gibi, bundan sonra geleceğini de sanmıyorum.
Ülkemizde “siyasileri uzun ömürlü hale getiren düzen” yıkılmadıkça, ülkesini, vatanını ve milletini sevenlerin gerçek, siyasilerin sahte hedefi “o muasır medeniyet” hiç bir zaman gelmeyecek demektir.
Güney Kore’yi, Çin’i, , Almanya’yı, Birleşik Amerika’yı ve daha nice teknoloji devlerini, üslerini yaratan ülkelerin siyasilerine, vatansever yöneticilerine, devlet adamlarına selam olsun...
 
Atatürk’ü Konuşturan Sebep...
 
Eğer, bu ülkenin yetiştirdiği Atatürk gibi bir değer, hakim güçlerin “reddi miras” listesine alınmışsa, iflah olmaz iyimserlerin bu ülke adına kurdukları hayaller bile fazla... Yüce Allah’ın ezilmiş, bitmiş, yoksul ve yoksun Anadolu topraklarından modern bir devlet kurma yeteneği ile donatıp gönderdiği Atatürk, geleceğin siyasileri konusunda “muhterem milleti”ni uyarmayı da ihmal etmemiş;
Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başına taç ettiği adamların kanındaki ve vicdanındaki cevheri asliyi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an tevakki (saygı, korku, utanma ve benzeri duygularla bir şeyi yapmak istememe hali) etmesinler...
 
M.Kemal ATATÜRK
 
Atatürk bu lafları öylesine aklına geldiği için söylememiştir. Çevresindeki, geleceğin siyasilerine, ülke yöneticilerine bakınca görünce, gelecek nesiller adına üzülünce söyleme gereği duymuştur.
Son bir cümle ile bitiriyorum; askeri darbelerden sonra siyasi kadroların dağıtılması, siyasi partilerin kapatılması, siyasilerin yasaklı hale getirilmesi, tüm demokratik vahşetinin yanında, mevcutlardaki hakim anlayışla sürdürülen siyasetin ülke insanına ve geleceğine bir şey getirmediğinin deneylerle sabit olduğu, yeni siyasetçilerle yeni bir düzenin şartlığını da barındırır.
Eskiler ve kendilerine “devam” yakıştırması yapanlar bırakmıyorlar ki, yenileri gelsin...
 
Pazar günleri “uzak yaşanmışların güzelleri”ne ayırdığımız köşemizi, bugün “yakın yaşanmışların çirkinlikleri” ile doldurduk... Siyasiler farkında, farkedecek durum ve donanımda değiller ama, her gün artan dozda canımızı yakıyorlar, sıkıyorlar, üzüyorlar...
Hepinize sağlık içinde mutlu pazarlar...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN