Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


“İçimizdeki Suriye” Uyanmadan...

Yayınlanma Tarihi : 01 - 07 - 2015 : 09:02
Biz “taşra gazetecileri”ni aşan bir konu ama, şu “Suriye’de diktatör devirme, halkına özgürlük getirme” heveslerinin Suriyeli’ye ve biz “büyük komşu”ya nelere mal olduğu bilinse de bundan sonrası için ciddi endişelerimiz var.
Üzerinde “yeterince özgür” olmasa da yaşayıp giden milyonlarca insanı darmadağın, orada-burada sığıntı, aç-susuz, perişan, bazıları için zevk aracı, alınıp satılan, itilip-kakılan, aşağılanan, bir lokma ekmek için yaban ellerde avuç açan çaresizler...
Yurdundan yuvasından olmuş, sefaletin dibine düşmüş milyonlarca insan artık “her şeyini kaybetmiş, kaybedecek hiç bir şeyi kalmamışlık” noktasında. Daha 4-5 yıl öncesine kadar iyi-kötü bir düzeni, başını sokacak yuvası, ekip biçecek toprağı, kepengini açıp kapayacak dükkanı olan, ama birazcık özgürlükten yoksun insanlar artık dünyaya yük olmaya başlamış birer sığıntı, birer “hiç bir şey...”, birer yaşayan ölü... Yurtları yuvaları ise, dünya teröristlerinin, eşkıyalarının, sadistlerinin, acımasız katillerinin hesaplaşma arenası..
 
Avrupalı’yı, özellikle de NATO ülkelerini yönetenleri Suriye konusunda duyarsızlıkla itham ediyoruz, ama, o ülkelerin başkentinden bakınca, bizim 1.000 km’lik güney doğu sınırımızın her metrekaresinde yaşanan insanlık dramları oralardan o kadar net görünmüyor.
Ama şu biliniyor: Suudi Arabistan ve Katar bir olmuş, Suriye insanına demokrasi ve özgürlük götürüyorlar ve bunun “savaşı”nı veriyor... Suudi Arabistan’ın, Katar’ın demokrasisi, insanlarının hak ve özgürlükleri olsa kendi insanına sürer...
O halde Türkiye, kendi göbeğini kendi kesmek zorunda...
 
Özgürlük, Bu Nesle Yetişmedi...
 
Ama nasıl olduysa oldu, nasıl geldikse geldik, Suriye ateşi artık Türkiye’nin eteklerinde. Bizi yaktığı gibi, nereye döksek orayı da yakacak durumda. Artık iyice içimize işlemiş 2 milyon insanın bir gün yurtlarına yuvalarına döneceğini beklemek, koskoca bir hayal... Bir insan ömrüne sığacak süre içinde ne ülkelerine huzur gelecek, ne de onlar Türkiye’yi terk edecek.
Türkiye artık Suriye’ye şekil verme, insanına özgürlük ve demokrasi getirme hevesinden vazgeçmeli, “biz bu işi iyi yapmadık” yanlışlığını kabul edebilmiş olmanın olgunluğu içinde, kendi sınırları içine bakmanın zamanının geldiğini ve geçmekte olduğunu anlamalı.
İçimizdeki 2 milyon, ya da her 30 küsur kişiden biri olan işsiz, güçsüz, gelirsiz ve yoksullar, ülkemizin gelişmişlik değerlerini, kişi başına milli gelirini hızla aşağı çekmekte, ezeli sorun olan işsizliğe rekor üzerine rekor kırdırmaktadır.
 
“Olmazlar”ımız Tıkır Tıkır Oluyor...
 
İstanbul’da “cinsel tercih grupları”nın ortaklaşa düzenlediği rengarenk yürüyüşe katılanlara yapılan polis “müdahale”si haberlerini izlerken dehşete kapıldım. Tam donanımlı polisimiz, 3-4 aydır görmediğimiz cinsten bir harekatla insanların tazyikli su ile yerlerde sürüklerken, göz yaşartıcı gazlarla ortalığı dumana boğarken, plastik mermileri üzerlerine boşaltırken, ilk anda tepkim “Şu mübarek ramazan gününde insanlara bu da yapılır mı?” diye tepki gösterirken, öğrendim ki “müdahale”, oruç tutan vatandaşların “ramazan hassasiyeti”ne saygı için yapılmış...
Ama, Müslümanlığı içinde hisseden hiç bir Müslüman’ın böyle bir “huzur ikramı”nı kabul edebileceğini zannetmiyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN