Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Planlama Biraz da Gönül İşidir

Yayınlanma Tarihi : 19 - 06 - 2015 : 09:12
Cumhuriyetimizin dokuzuncu başkanını bugün toprağa veriyoruz. Bir ırk, bir ulus, nadir niteliklerle yetiştirdiği büyük devlet adamını yüce Allah’ın rahmet ve mağfiretine teslim ediyoruz.
Ulusun ve ülkenin bağrı yanıktır. Milletin sinesine bir derin kor düşmüştür...
 
Demirel’i ilk kez yakından görüp, dinlediğim zemin, Devlet Planlama Teşkilatının, müsteşara tahsis edilmiş toplantı salonuydu. Sıradan bir salondu. Masanın etrafından en sıkış halinde bile ancak 15 kişi bir arada bulunabilirdi.
1960’lı yılların ikinci yarısındaydık. İhtilalci kadronun oluşturduğu iddialı plancılar kadrosu, kendilerinden beklenen etkin planlama ve uygulama modelinden beklediği başarıyı sağlayamamıştı.
Adalet Partisi tek başına iktidar olmuş ve Demirel, başbakanlığın tesir ve değerlerini sergileyen bir plan anlayışıyla ülkenin ihtiyaçlarının karşılanmasının esas almıştı. 
Birinci Plan hazırlığında batının iddialı kurumlarına duyulan heveskâr modeller üzerine hazırlanan plan başarılı sonuçlar getirmemişti. Demirel ikinci beş yıllık plan için etraflı bir sanayileşme stratejisinin esas alınmasını istemiş ve bu yolda kesin bir direktif vermişti.
Önemli Not: Hatırşinaslığın gereğinde yazıyorum. İkinci beş yıllık planın sanayi politikası, bugüne kadar yazılan bütün planların en iddialı ve pratik değeri bu sanayileşme politikasında tezahür eder. 
Bu politikayı o dönemin İktisadi Planlama Dairesi Başkanı merhum Prof. Dr. Merih Celasun yazmıştır.
 
Bir sabah erken vakitte bir çalışma için müsteşarlık toplantı salonundaydık. Müsteşar Turgut Özal’dı. 
Toplantı henüz başlamıştı. Beklenmedik bir anda kapı açıldı. Başbakan Demirel içeri girdi. 
Masanın başına oturdu. Cebinden sigara paketini çıkardı. O tarihlerde Fransız
sigarası “Gauloises” içiyordu. Kendisine bir kahve söylendi. Yüzündeki sert havanın ne olduğunun merakı ürkek bir sükûnet yaratmıştı.
Süleyman Bey dayanamadı ve gürledi. “Buraya Dikmen yolundan geldim. Okulun önünde çocuklar birikmiş içeri giremiyorlardı. Merak ettim arabadan indim. Okul bahçesine giren merdivenlerin eşiği suyla doluydu. Çocukların elini tuttum. Birlikte okula girdik...”
Demirel kahvesinde yudum içip devam etti: “Bahçe yürünmeyecek kadar çamur içindeydi. Çocukların hepsi ayak bileklerine kadar çamura gömülmüştü. İnsan biraz etrafına bakar... Halkın neye ihtiyacı var diye gözlem yapar. Oturup sayfalarca plan program yazacağınıza, o okulun bahçesine iki kamyon mıcır attırsanız bu kepazelikten utanmazdınız...”
Sonra Ekrem Ceyhun’a döndü: “Ekrem sen bunları bilirsin; ne oldu sana böyle?” dedi. 
Ve sonra bir hüküm cümlesi verdi: “Cumhuriyet milletimizin kendi eseridir. Eğer onun çocuklarına sahip çıkmıyorsanız, plan iddianızın inandırıcılığı yok demektir...”
 
Böyle bir cumhurbaşkanı bir daha gelir mi bilmem. Sadece ülkemizin değil, bütün ülke siyasetçilerinin emsal alacakları bir üstün devlet idrakinin sembolüydü. 
Demokrattı. Laikti. Vatanperverdi. Kalkınmanın müdriki ve müdafiiydi... 
Ve hep böyle kaldı...
 
Allah gani gani rahmet eylesin... Mekanı cennet olsun...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN