Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bir Üfürükte Yıkılan Sistem...

Yayınlanma Tarihi : 13 - 06 - 2015 : 09:54
Kim ne derse desin, kim ne savunma yaparsa yapsın, kim “fırsat bu fırsattır” diyerek ortaya çıkan olumsuzluğu “siyasi gelir” amacıyla kullanmaya kalkarsa kalksın, gözlemlerime dayalı inancım şudur: “İzmir’in kent kart sistemi”nde büyük bir fiyasko yaşanmıştır.
Dünyaya örnek olarak tanıtılan sistem, acımasız bir değerlendirme ile, bir üfürükte yerle bir olmuştur.
 
4 milyonu aşkın nüfuslu kentin, denizden karaya, demiryolundan metroya uzanan entegrasyonu gibi karmaşık, bir hayli de uzmanlık ve uzmanlaşma gerektiren ulaşım sisteminin, özel bir firmanın inisiyatifine, uzmanlığına ve tekeline terk etmek tam bir iş bilmezliktir.
Bunun böyle olduğunu, işi götüren firmanın açılan hizmet alım ihalesini kaybedip, iş “daha düşük bedel”le ihaleyi kazanan firmaya devir-teslime gelince ortaya çıktı.
 
Görüldü ki; 1.500 civarında otobüs işleten ESHOT ve İzulaş, onlarca geminin işletmecisi İzdeniz, METRO A.Ş., İzban A.Ş gibi, her biri bilmem kaç milyarlık dev kamu şirketlerinin ücret sistemleri sapır sapır döküldü. Aradan bunca gün geçmesine rağmen hala da düzelmiş değil. Kriz, toplu ulaşım araçlarının kapılarının her gelene ardına kadar açılmış olmasıyla vatandaşa yansımamış göründü ama, oluşan kamu zararının miktarı onlarca milyon lirayı aşmış görünüyor.
 
Dünkü haberler arasında, “kaybettiği ihale sonrası, elindeki bilgi, belge ve sistem şifrelerini, ahlak ölçüleri içinde devir teslim yapmadığı, yeni firmayı kelimenin tam anlamıyla çuvallattığı öne sürülen eski firmaya ilk cezanın geldiği” yer alırken, acı acı gülümsemekten kendimi alamadım.
 
Bu durum, günlerdir “sistem” başında sabahlayan üst düzey belediye görevlileri için bir teselli olsa da, koskoca İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ulaşım sisteminin anahtarlarını, bir özel firmaya ve yöneticilerinin inisiyatifine, insafına terk etmiş olma gibi bir günahı asla affettirmez.
 
Hayat Özeldir, Yansıması Geneldir...
 
Özel hayattır; kimsenin özel yaşantısına, hele hele Hacca gitmesine, açık başını kapatmasına, “bir devrin sonu”na gelince de açmasına kimsenin bir diyeceği olamaz. Ama söz konusu olan, vatandaş oylarıyla 4 yıl milletvekilliği yaptıktan sonra, sade vatandaşlar arasına “7.5-8 bin lira maaşlı imtiyazlı vatandaş” olarak dönen biriyse, onun hayatı kenarından köşesinden hepimizi ilgilendirir.
 
Sözü, geride bıraktığımız 4 yıl içinde renkli çıkışlarla kendisini gündemde tutmayı başaran Eski AKP İzmir Milletvekili Rifat Sait’in, Fatih Yapar imzasıyla “Egedesonsoz”de yer alan haberine getirmek istiyorum.
 
Geçtiğimiz yılın Ekim Ayı’nda, bu yaşına kadar açık başını tesettüre girerek kapatan ve eşi ile birlikte Kutsal Topraklar’ın yolunu tutan Sevilay Sait’in bu büyük değişimi bir yıl bile sürmemiş. Hac öncesinde şık giyimi ve sosyal yaşantısı ile dikkat çeken Sevilay Hanım, tesettürü de bırakmış, baş örtüsünü de... Üstelik, baş örtüsü taktığı günlere ait fotoğraflarını özenle dağıttığı sosyal medya kanallarının tamamından kaldırıp, yerine başı açıklarını koymuş.
 
Aynı haberde; Milletvekili Emeklisi Rifat Sait’in “başını kapatmasının da, açmasının da eşinin kişisel tercihi olduğu” görüşünün altına, Sevilay Hanım’ın Hac dönüşü ettiği laflara da yer verilmiş:
 
“Kutsal topraklarda hissedilen duygular anlatılmaz, yaşanır. Çoğu insan yaşlanınca hacca gitmeyi bekler, bence gençken gidilmeli. Örtünmeye niyetim yoktu, zamana bırakmıştım, ancak hacdan döndükten sonra tesettürü benimsedim. Çok huzurluyum...”
Demek ki; ya bir şeyler için “çok erken”di, ya da elini ağzı torba değil ki büzesin... “Sevilay Hanım, eşinin ikinci kez milletvekili adaylığı gündeme gelirken tesettüre büründü, milletvekili adayı gösterilmeyince eski haline döndü...”
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN