Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Meydan Dilinden, Masa Diline...

Yayınlanma Tarihi : 12 - 06 - 2015 : 08:53
Anadolu’da sıklıkla kullanılan ve “gerçek insan olmanın gerekleri” arasında sayılan bir ata öğüdü vardır:
Bakacağın yüze tükürme; tükürdüğün yüze bakma...
 
Her fırsatta ve özellikle de yakın zamanda geride bıraktığımız seçim meydanlarında rakibe aklına geleni “say”, içinde iftira, karalama, çamur bulunan cümleleri ağzını doldura doldura sırala, üzerine bir de hazır bekleyen “alkış ekibi”ne yuhalat, kendinde bir gün karşılaştığında o yüze bakacak yüz bırakmamış olduğunu aklına bile getirme ve bunun adına da “siyasetin kuralları” deyip geç...
 
Halen hayatta olan bir siyasi büyüğümüzün dediği gibi “siyasette dün dündür, bugün bugündür...” deyip, senden köşe bucak kaçan gözleri, bakışları yakalamaya çalış...
 
Birlerce yılı devire devire günümüze kadar gelebilmiş, gelirken olgunlaşmış, zamana ve zemine ve gerçek anlamda insana uygun evrimlerden geçmiş hiç siyasi kural, ne karşılığı olursa olsun insanlığın, insan ahlakının, eğitimin, ölçü ve izanın ayaklar altına alınmasını asla hoş görmez, bu tür davranış sahiplerini de dışlar.
 
Ama, bir çok alanda dünya standartlarını, gelişmişlik düzeylerini bir kenara fırlatarak siyaset sanatını da “Türk işi siyaset”e çevirince, seçim meydanlarında insanlara güzel şeyler, güzel gelecek vaad etmek yerine, rakibin tepesine vura vura kendi seviyesinin altına indirme gibi ucuz yöntemin cazibesine kendini kaptıran siyasilerimizi, son seçim sonuçları kaba hatlarıyla bir anda yüz yüze gelme durumuyla karşı karşıya bıraktı.
 
Dilerim; masa başlarına ölçü, izan, akıl ve mantık ve de vatan, insan severlik hakim olur, yukarıdaki ata sözü de hatırlanır...
 
Bu insanlar, Bu Ülkeye Lazım...
 
Soma’da, bir yıl içinde yaşanan büyük acıların, insani dramların ve çevre katliamlarının arasından süzülüp çıkan bireysel öyküler de var. Örneğin; sistemin mecazi anlamda tekmeleyip tokatladığı, onurunu kırdığı, içinde besleyip büyüttüğü öğretmenlik ideallerini ayaklar altına aldığı bir öğretmen...
 
Geçtiğimiz yıl 13 Mayıs’ta yaşanan büyük faciadan 4 gün sonra ilçeye gelen Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), “polis engeli”ne takılır, hukukçularla polisler arasında çıkan karmaşada, 12 yaşında bir çocuğun arada kaldığını gören Lise Öğretmeni Ayşegül Ersoy kurtarmak ister. Polislere “o daha küçücük bir çocuk” diye seslenen öğretmen amacına ulaşır ama, kendisini CHD’li avukatların tekme tokat götürüldüğü gözaltı salonunda bulur.
 
Lise öğretmeni 52 yaşındaki Ayşegül Ersoy, bir süre sonra serbest bırakılsa da bazı gözler üzerindedir. Özellikle de Milli Eğitim Müdürlüğü’nün... Nitekim kısa süre sonra söz konusu öğretmen hakkında “memura direnme ve kamu malına zarar” iddiasıyla soruşturma başlatılır. Hakkında “Toplulukla hareket edip polise mukavemet ettiği” gerekçesiyle Devlet Memurları Kanunu’nun 125/B-d maddesi gereğince “kınama cezası” çıkar. Önceki gün de, Kırkağaç’ta bir ortaokula tayini çıkar. Biliyorsunuz bu tür tayinlere “sürgün” deniyor ama, ben şimdilik “tayin”de kalmayı tercih ediyorum.
 
Ancak, devlet kurumlarında bu tür “yer değiştirme cezaları”nın, (çoğu yerel siyasetçileri memnun etme adına yapılıyor) yaygın olarak uygulanmasını ilkellik olarak değerlendirmeye devam ediyorum. Örneğin “kınama cezalı” Ayşegül Öğretmen’in, Soma’daki çocuklara ders vermesi sakıncalıysa, tayin edildiği Kırkağaç’taki çocuklara ders vermesi nasıl sakıncasız oluyor?
Tıpkı bir öğrenci yurdunda tecavüz zanlısı bir görevlinin, “ceza olsun” diye başka bir öğrenci yurduna gönderilmesi gibi...
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN