Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Seçimin Sınıfta Kalanları ve Parlayan Yıldızları

Yayınlanma Tarihi : 05 - 06 - 2015 : 13:35
BEN HABER GAZETESİ 33.SAYI
 
Ben HABER soruyor, Erol Yaraş cevaplıyor…
 
Siyasetten ekonomiye, yerel yönetimlerden kentin sorunlarına kadar gündeme dair merak ettiğiniz her şey Genel Yayın Yönetmenimiz Erol Yaraş’ın yorumlarıyla bu sayfada sizlerle buluşuyor. 
 
 
CHP’de bir iddia var. AK Parti’yi İzmir’de ikiye katlayacakları yönünde. Sizce bu ne denli mümkün?
Bazı ölçüler var. Mitingler örneğin. AK Parti’nin mitingiyle CHP’nin mitingini mukayese ettiğimizde kalabalık üstünlüğü var, ama her zaman meydanların ölçü olmadığı, her seçim öncesinde söylenir. CHP İzmir’de tartışmasız birinci parti olacak ama ikiye katlama gibi bir durum bence mümkün değil. Bu CHP’nin zayıf olduğu anlamına gelmiyor. İzmir’de CHP’nin birçok emanet oyu var bu bilinen bir gerçek. Yani İzmir CHP’li bir şehir değil aslında. Bu dönemde de CHP’ye emanet oy vermiş birçok insanın HDP’ye oy vereceği görülüyor bu şehirde. Bundan dolayı CHP birinci parti olmasına rağmen, iddia edildiği gibi farkı açamayacak. Ama bu AK Parti’nin yerinde duracağı anlamına da gelmiyor. AK Parti’de de bu konuda bir gerileme olacak çünkü bugüne kadar AK Parti’ye oy vermiş birçok kişi HDP’yi destekleyecek. İşte bu yüzden, İzmir ilginç bir tabloyla karşımıza çıkacak. Parti sıralaması; CHP, AK Parti, MHP ve HDP olarak şekillenir. Çünkü görünen o ki HDP’ye İzmir’de yalnız Kürt kökenli insanlar oy vermeyecek. HDP’ye Kürt kökenli olmayıp, tamamen 4 partili bir parlamento görmek veya AK Parti’ye alternatif yaratmak isteyen gruplar da bu dönemde oy verecek. O yüzden İzmir yine farkını ortaya koyacak ve buradan Türkiye’ye farklı bir mesaj verecek. Eğer bu gördüğüm tablo gerçekleşirse ben HDP’nin yüzde 10 ile değil, 11 hatta 11.05 ile barajı geçeceğini düşünüyorum.
 
CHP, BAŞKA PARTİLERDEN OY DEVŞİREMEDİ
Neden CHP’nin başka partilerden oy almak gibi bir sıkıntısı var?     
CHP yıllardır farklı bir politika izlediği için başka partilerden oy devşiremedi. Bu seçimlerde ilk defa farklı söylemler içinde CHP. Farklı söylemlerden sonra eğer CHP’nin oy oranları 26-27’lerde kalırsa, bu demektir ki CHP’ye oy gelmiş. Çünkü insanlar şunu biliyor; CHP’nin 26-27-28’lerde olmasıyla HDP’nin barajı geçmemesi arasında hiçbir değişiklik yok. Ancak HDP barajı geçerse, Türkiye’de değişimin ya da farklı bir parlamentonun önü açılabilir. CHP’nin 2-3 puan fazla alması önemli değil, mühim olan HDP’nin barajı geçmesi. Örneğin HDP yüzde 10 aldı diyelim. Bu 10’luk birimin yüzde 3’ü CHP’den gelen oylar olacaktır. Yani eğer CHP yüzde 27 alırsa, bu oranı yüzde 30 gibi düşünmek lazım aslında. CHP’nin oyu artıyor. Özellikle emeklilerde… Bir de yeni oy verecek genç kesimi düşünmek lazım. 
 
NECAT KARATAŞ, BEDRİ SERTER’İ DAHA İYİ ALGILASIN
Geçtiğimiz gün bir MHP-CHP gerilimi de yaşandı. Serter’in HDP ile ilgili “böyle bir partinin mecliste olmaması demokrasi ayıbıdır” sözlerine Necat Karataş sert bir dille cevap verdi ve “Bedri Serter HDP’nin Eş İl Başkanı oldu da bundan CHP seçmeninin haberi mi yok?” dedi. Gerçekten CHP tüm umutlarını HDP’ye mi bağladı sizce?
MHP İl Başkanı Necat Karataş’a şunu sormak lazım: Tek partili bir parlamento mu istiyorsunuz, 4 partili bir parlamento mu? Bedri Serter “gidin o partiye oy verin” demiyor ki. Bütün yapılan simülasyonlara ve hesaplamalara göre, yüzde 9 alan bir HDP’nin çok farklı, yüzde 10 alan bir HDP’nin ise yine çok farklı bir siyasi tablosu oluyor. MHP, “AK Parti tek başına devam etsin, biz yine 3. muhalefet partisi olalım” diyorsa ve AK Parti’nin koltuk değneği olarak “biz ona yine destek veririz” diyorsa o zaman evet onlar 3 partili bir parlamento isterler. Ben ona Bedri Serter’in söylemlerini daha iyi anlamasını tavsiye ederim. CHP içinden HDP’ye oy verecek insanlar hiçbir zaman HDP’nin politikalarını ve hedeflerini benimsemiş insanlar değiller. Zaten Selahattin Demirtaş da “bize çok emanet oy gelecek” diyor. Onlar da bunun bilincinde. O yüzden buradan Sayın Karataş’a tavsiyemi yineliyorum: Kendisi, kimin ne demek istediğini biraz daha iyi algılasın. 4 partili bir parlamentoda belli denetim mekanizmalarının çalışacağına inanıyor insanlar. Şu anda mutlak bir tek parti iktidarında artık demokrasilerde çalışması gereken, yargı, basın gibi kuruluşlar çalışmıyor. Basın bugün görevini yapabiliyor mu? Kim diyebilir bugün basın tam anlamıyla görevini yerine getirebiliyor diye. Yok böyle bir şey, kimse kimseyi kandırmasın. Ben Sayın Karataş’a bir de şunu sormak isterim: Siz yüzde 18-19 alsanız ne değişiyor, HDP barajı geçmediği takdirde? Ben cevap vereyim; hiçbir şey değişmiyor. 
 
 
YEREL MEDYAYA YETERİNCE REKLAM PAYI AYRILMADI
Partilerin reklam çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Reklam pastasından İzmir’de yerel medyaya yeterince pay ayrıldı mı sizce?
Ayrıldığı söylenemez. Bana göre burada biraz sıkıntı yaşandı. Biz Ben HABER ve Ben TV olarak bir sıkıntı yaşamadık ama genele baktığımda böyle bir sıkıntıyı görüyorum. Bu da tabii basın açısından çok önemli. Sonuçta gazeteler ve televizyonlar aldıkları reklamla yaşıyor. Özellikle bu dönemler, gazetelerin ekonomi kaynakları açısından önemli zamanlardır. O bakımdan biraz beklentilerin altında kaldığını söyleyebilirim. 
 
AK PARTİ’DE O ESKİ HAVA ARTIK YOK
Seçimin sınıfta kalanı ve parlayan yıldızı sizce kimler?
CHP’ye bakacak olursak yerel bazda İl Başkanı Bedri Serter başarılı bir çalışma yürütemedi gibi görünüyor. Bunun sebebiyse seçimlere 3-4 ay kala atanma şeklinde gelip kendi kadrosunu kuramaması olarak gösterilebilir. Serter kendi kadrosunu kuramadı ve Ali Engin’in kadrosuyla devam etmek zorunda kaldı. AK Parti açısından da baktığımızda Sayın Bülent Delican sıkıntılı günler geçirdi. Özellikle Sayın Erdoğan’ın mitinginin çok zayıf katılımla geçmesi, her ne kadar “bu iş Vali’nin göreviydi” dese de kendisine de bir takım sorumluluklar düşüyordu. AK Parti adayları olarak iyi bir çalışma yürütmeye çalıştılar ama Sayın Delican, parti üst yönetimini daha farklı yönlendirip, farklı adaylar çıkmasını sağlayabilirdi bu şehirde. Mesela Sayın Binali Yıldırım ile Sayın Ertuğrul Günay’ın geldiği dönemdeki hava şu anda AK Parti’de esmiyor. Bu da işin gerçeği, kimse halının altına süpürmesin bazı şeyleri. Sayın Eroğlu kötü bir adam mı? Değil, çok iyi bir insan. İzmirliyle buluşmaya çalıştı, çok büyük çabalar sarf etti.  Ama bir Binali Yıldırım’ın sempatikliğini yakalayamadı bu şehirde. 2011 seçimlerinde AK Parti daha farklı bir performans sergilemişti. AK Parti’nin reklam kampanyasına baktığımızda “biz yaptık” diyor. İnsanlar da şunu düşünüyor: Tamam yaptın da, daha ne yapacaksın? AK Parti nedense, bir proje dizisi ya da ekonomik anlamda söylemler gerçekleştirmedi. Tam tersi, hiçbir zaman beklenmeyen CHP bunu yapıyor. Özellikle ilk defa, gündemi belirleyen CHP oldu bu seçimlerde. AK Parti ise hep CHP’nin gündemine takılmak zorunda kaldı. Seçimin reklam ve tanıtım bazındaki galibi CHP’dir. 
 
SANDIĞIN ÜZERİNE OTURMAYA GEREK YOK
Fuat Avni’nin seçim hilelerine yönelik iddialarını nasıl yorumluyorsunuz?
Partiler de bunu söylüyor. Avrupa’dan bazı kuruluşlar da bu konudaki endişelerini dile getirdiler. Sonuç olarak eğer sandıklara sahip çıkılırsa endişe duyulan olaylar gerçekleşmeyecek. İlla ki sandığın üzerine oturmaya gerek yok tabi. Vatandaşlık anlamında oyunun peşine düşeceksen o zaman sandığına sahip çıkacaksın net. 
 
TÜRK TURİZMİ BAKAN YÜZÜNDEN KAYBETTİ
Biraz da turizm diyelim. Bu sezondan neler bekliyorsunuz? Sizce Türkiye yaza hazır mı?
Türkiye, şu ana kadar açıklanan rakamlara göre yüzde 15-20 arasında bir kayıpla gidiyor, yabancı turist açısından. Bunun da bu şekilde devam edeceği görülüyor. Çünkü turizmde günübirlik hareket edilmez. Turizm bir programlama ve planlama işidir. İnsanlar kararlarını minimum 6 ay öncesinden verirler. Avrupalılar bizim gibi değildir. Onlar, yaz tatillerini kış döneminde programlarlar ve seyahate çıkarlar. Görünen o ki başta Rusya olmak üzere yabancı turistin yüzde 20’si Türkiye’yi tercih etmeyecek bu sene. Bunun nedeni sadece Türkiye’nin modası geçmiş bir ülke konumunda olması değil. Sayın Ertuğrul Günay’dan sonra yerine gelen Turizm Bakanımız Ömer Çelik, tam bir Turizm Bakanlığı yapamadı. Bakanlığına sahip çıkamadı ve benim gözümde yapması gereken çalışmaları yapmadı. Bunu İzmir’de de görüyoruz. Sayın Bakan’ın İzmir’e geldiği sayı, bir elin parmaklarını geçmiyor. Türkiye’de birkaç tane turizm merkezi varsa İzmir mutlaka bunun içindedir. Eğer bir bakan yaklaşık 2 yıldır yaptığı görev süresi boyunca 3-4 defa geldiyse, ki o da mecburiyetten, o Bakan’da bir sıkıntı var demektir. O Bakan, bakanlığının gereğini yerine getirmemiş demektir. Onun da bedelini maddi anlamda Türkiye öder. Çünkü Türkiye’nin turizm gelirine çok ihtiyacı var ve bu gelirle birlikte ülke döviz kaynaklarını farklı bir şekilde kullanır. Sayın Bakan, sektöre karşı ne yazık ki ilgisiz kaldı. Sektör temsilcileri, Sayın Bakan’a dertlerini bir türlü anlatamadılar. Muhatap olacakları Bakan’a ulaşamadıkları için, sıkıntılarını çözemediler. İşte bu yüzden Türkiye turizmde de kaybetti...
 
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN