Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Yine Yanlış Anlamışız!...

Yayınlanma Tarihi : 29 - 05 - 2015 : 09:18
Seçim çalışması için geldiği İzmir’de umduğunu bulamamanın yarattığı hayal kırıklığından mıdır nedir, Diyarbakır’a dönüşünde İzmir’de yaşayanlara demediğini bırakmayan milletvekili Cuma İçten, her kanattan (bazılarından değil) gördüğü tepki üzerine açıklama yapma gereği duymuş ama, belli ki bu önemsiz, biraz da düzeysiz laflar “bizimkiler”i (İzmirliler) çok kızdırmış görünüyor ve son “açıklama”sıyla da kızdırmaya devam ediyor.
 
İçten, hiç de içten bulmadığım açıklamalarında, bir Türk klasiğine yer verip, konuyu “yanlış anladılar, öyle demek istememiştim”e taşıma gayreti içine girmiş. Haşhaşilikten bilmem neye kadar onca laftan sonra “Attığım tweetlerin tamamı bir seferde okunduğunda görülecektir ki, hiç kimseyi yediğinden, içtiğinden, nasıl giyindiğinden dolayı eleştirmediğim gibi kesinlikle bir ötekileştirme de söz konusu değildir...” demiş...
 
İlk Tweet’i atarken başına “bunu şimdilik okumayın, 29 Tweet daha göndereceğim, hepsini birlikte okur, ondan sonra anlamlandırılırsınız” diye bir not yazsaydı, demek ki bu kadar kızmayacakmışız.
 
“Koskoca” adamların, ya da sıfatları “koskoca” olanların, ettikleri densiz ya da özel maksatlı bir laftan sonra, güya savunmaya geçip “yanlış anlaşıldım- aslında öyle demek istememiştim” gibi, savunmaya geçmiş olması, bu topraklarda düşüşte olan ahlak seviyesinin tipik göstergelerinden biridir.
Doğrudan özür dileyip işi bitirseler belki olay kapanacak ama, “özürü kabahatinden büyük” anlamlar taşıyan laflar da insanı çileden çıkarıyor.
 
Asgari Ücretin Vergisi ve...
Türkiye’de vergi verenlerin yaşam standardı ile o vergileri harcayan yönetim kadrolarının standartlarının asla uyuşmadığı Türkiye’nin ezeli ve en önemli sorunlarından birisidir. Muhalefetteyken sıklıkla tasarruftan söz edip yüksek yönetim harcamalarını, makam lükslerini eleştirenlerden çoğunun, kenarından köşesinden iktidara yaklaştıktan sonra bile “büyük cazibe”nin büyüsüne kapıldıkları hepimizin malumudur.
 
Tabii bu arada yakın tarihimizin, harcadıkları her kuruşta “yetim hakkı bulunduğu” biniciyle hareket eden, tasarrufa önem veren eski başbakanlarımızdan rahmetli Bülent Ecevit’i ve eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i saygı ile anarak devam edelim.
Örneğin; işçisine asgari ücret olarak bizden kat kat fazlasını ödeyebilen, kişi başına yıllık milli geliri bizdekinden 4-5 kat fazla olan Almanya’yı, Fransa’yı yöneten yönetim kadrolarının yönetim standartlarına bakın, bizdekinden eksiğini bulursunuz, fazlasını bulamazsınız.
İnsanların el emeği, alın teri olan vergilerin yerli yerinde, hiç bir savurganlığa ve keyfiliğe yer verilmeden harcanması ve harcanan her kuruşun hesabının verilmiş olması esastır. Bu aynı zamanda, ülke yöneticilerinin, bulundukları mevkilere layık olup olmadıklarının da değerlendirmesidir.
 
Türkiye’nin Ezeli Derdi...
Ancak bu durum, bugün seçim nedeniyle gündemden düşmese de, Diyanet İşleri Başkanı’nın makam aracıyla, “üzülme ben sana daha iyisini gönderiyorum”la alevlense de, asla bu günlerin, bu iktidarın sebep olduğu bir durum değil, Türk siyasilerinin rahatsızlık yaratan yanıdır.
 
Önceki gün 55’inci yılını geride bıraktığımız 27 Mayıs Askeri Darbesi (oysa yakın zamana kadar 27 Mayıs Devrimi idi) bir yönü daha aklıma geldi. O yıl ilkokulu birirmiş bir çocuk olarak iyi hatırlarım; “darbeciler”in “hak sahipleri”nden devraldığı TC Hazinesi’nin tam takır olduğu belirtilmiş, açılan “yardım kampanyası”nda bir çok duyarlı Türk vatandaşı, altın yüzüklerini, takılarını Hazine’ye bağışlayıp, yerine gümüş yüzükler aldığını.
 
Siyasiler, yönettikleri, vergisini aldıkları halkın standardına bakarak, kendi yönetim standartlarını belirleyebilirlerse, saygınlıkları yüzde yüz olur...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN