Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Eski Defter Karıştırmak

Yayınlanma Tarihi : 18 - 05 - 2015 : 09:14
AKP’nin siyaset sorumluluğunu Tayyip Bey üstlenince, asıl sorumluk sahibi olması gereken Davutoğlu’nun siyaset modeli, birden bire nitelik değiştirdi. Yani boşlukta kaldı. Hatta allak bullak oldu...
Seçkin siyasetçi modelinin örneği olması beklenirken, Davutoğlu bütün seçim derinliğini gerilere götürdü. 55 yıl önce yaşanan haksız ve insafsız 27 Mayıs ıstırabını tazeleyerek siyaset yapmaya başladı.
Bu bir yakınma yöntemiydi.
Etkin olacağını sanıyordu; ama modelin hiçbir fayda sağlamadığı görüldü.
Neden?
Çünkü bu yöntemle demokrasi mücadelesi değil, ancak intikam edebiyatı yapılıyordu.
Siyasetten men edilmiş iki önemli politikacının eşleri halkın karşısına çıkarıldı. Her ikisi de “Gözlerime bak, ne demek istediğimi anlarsınız” diyerek oy talep ederlerdi.
Bu iki mağdur siyasetçi eşleri, Namık Gedik’in eşi Melahat Gedik ile Samet Ağaoğlu’nun eşi Neriman Ağaoğlu idi.
 
Bu yöntemin hiçbir hükmü olmadığı hemen anlaşıldı. İki seçim sonrasında gözyaşına dayalı siyaset modeli bütün değerini ve tesirini kaybetti.
Davutoğlu’nun 27 Mayıs ihtilalini hatırlatarak siyaset faydası sağlamaya çalıştığı bu yöntemin hiçbir tesiri olmadığı hemen anlaşıldı.
Elli beş sene sonra, Başbakan Davutoğlu, bu miadı dolmuş siyaset modelini tazeleyerek tesir yaratmayı deniyor...
Yani, “eski defterlerden medet” ummayı denedi...
 
Buna karşılık, AKP’nin başında Tayyip Bey olsaydı sonuç değişir miydi?
Genel beklenti değişeceği yönünde olmalı ki, Tayyip Bey bütün siyaset mesuliyetini yüklenerek seçim sorumluluğunu üstlendi.
Neden yapıyor?
Eğer Tayyip Bey, AKP hakkındaki anket oranında (yani yüzde 42 bandında) oy sağlayamazsa, seçim hezimetinin bütün faturasının Tayyip Bey’e çıkarılacağı kuşkusuzdur.
Denecektir ki, Tayyip Bey cumhurbaşkanı olmak uğruna partinin başkanlığını terk etti.
Hatta daha ileri gidilerek “Yerine gelecek kişi hakkında isabetli tahliller yapmadan başbakan ve parti başkanı tayin etti” denecektir...
Ve sonuçta, “yüksek oranda oy alınamadı ve hezimet sayılacak bir sonuç ortaya çıktığı” söylenmeye başlanacaktır.
Peki, seçim sonrasında başbakanlık makamının tayini ve AKP’nin genel başkanlığının durumu, nasıl bir siyasi yorum zemini yaratacaktır?
 
Seçimlere üç hafta var; ama bu soruya verilecek cevabı netleştiren bir seçim trendi henüz gündemde yer almıyor. 
8 Haziran sabahı her şey, ya çok makul bir yöntem içeriğiyle iktidar tartışmasını gündeme getirecektir; ya da AKP’nin, siyaseten dönüş noktasında olduğu anlaşılacaktır.
 
Eğer AKP tek başına iktidar olamazsa, yüzde bilmem kaç oranında oy alsa bile seçimi kaybeden parti olacaktır.
Ve bütün gayretine ve hukuki sorumluluk üstlenmesine rağmen kaybedilen seçim sonucunun faturası Tayyip Beye kesilecektir.
Dürüst olalım, bu sonuç Tayyip Bey için haksızlık olacaktır.
 
Peki, o zaman Davutoğlu’nun durumu neyle açıklanabilecektir?
Buna halk güzel cevap vermiş: Davutoğlu yüzünü halka dönüp sormuş: “Şahadeti şeb-i arus” gibi gördüğünün onay cevabını istemiş ve beklediğinin tam tersine bir cevap almış...
Bunun anlamı şudur: Ya halk siyasetçiyi dinlemiyor ve doğru cevap bulamıyor; ya da siyasetçi doğru soru sormanın künhüne hala varabilmiş değil...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN