Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Sandığa Gitmeyip de...

Yayınlanma Tarihi : 14 - 05 - 2015 : 09:04
Türk demokrasi tarihinin sonucu itibariyle en önemli seçimlerinden birine hazırlanırken, vaatler de havalarda uçuşuyor. Bu arada bazı siyasilerin, kalabalıklar karşısında tam gaza gelmişken işi “burayı uçuracağız”a kadar götürmeleri, yürütülmekte olan siyasetin de seviyesini ortaya koyuyor.
Kimisi diyor “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatı...”, Türk halkının vaatleri takmadığını bilen bazı siyasiler de, verdikleri sözleri noterden tasdik ettirme gereği duyuyor.
Bu arada biz seçmenin de “yapmadıklarınız, bundan sonra da yapmayacağınız teminatı olabilir mi?” gibi bir kontra soru hakkımızın bulunduğunu da hatırlatmak isterim.
Ancak tüm vaatler, tüm eleştiriler Türk seçmeninin yüzde 90’ının bir kulağından girip, bir kulağından çıkıyor.
Çünkü;
Yüzde 70’in hangi partiye oy vereceği kesine yakın bellidir.
Yüzde 20 kadarı vatandaşlık hakkını kullanmak üzere sandık başına gitmeyecek, ya da en önemli vatandaşlık görevinden kaçacaktır. Ölür ölmez kemiklerini sızlatmaya başladığımız Kenan Evren’in getirdiği kanunlardan birisi de “seçim kaçağı vatandaşlar”la ilgiliydi ve oy kullanmayanların adresine ceza kağıtları gelirdi. Şimdilerde de o kanun var mıdır yoksa “birilerinin işine gelmediği için uygulanmayan kanunlar listesi”nde midir hatırlayamadım.
Geriye kalan yüzde 10 da, “vatan-millet-çocuklarımın geleceği” diyerek adeta kılı kırk yarmakta, vaatleri ve içinde bulunduğumuz ortamı dikkatle değerlendirmekte, oyunu “hangi partiye verirse onu iktidara getirecek” kadar önemsemektedir. Asıl saygı gösterdiğim, sonuç ne çıkarsa çıksın önemsediğim kesim, de bu kesimdir.
Yapılan kamuoyu anketleri de gösteriyor ki; vaatler ne kadar gerçekçi olsa da, toplumsal gelişime ve özlemlere cevap verse de, bazı bloklarda çatlamaya yol açmamakta, vatandaş çoğunluğu kendi yaşam standardını, aile ekonomisini doğrudan ilgilendirecek vaatlere bile, beklenen ve umut edilen ilgiyi göstermemektedir.
O halde bu seçim, sandık başına gitmeyen, tercihini her hangi bir parti lehine yapmayan seçmenlere ağır sorumluluk yüklemektedir. Bu kesimin oylarının, sandık başına “bindirilmiş kıta” olarak giden ve “birilerinin belirlediği bir partiye mühür basan seçmen blokları” oylarından çok daha önemli olduğunu düşünüyor ve onlara yürekten sesleniyorum;
Sessiz, tarafsız, görüşsüz kalarak, oy vermek gibi en önemli vatandaşlık görevinden kaçarak, ülkemiz gençlerinin, kendi çocuklarının da günahına girme kardeşim... 
 
 
Toplumsal Göreve Çağrı...
Şu günlerde bol bol 1980 Askeri Darbesi’ni yapanların ülkemize, insanımıza yaptıkları kötülüklerden, otorite tesisi için getirdikleri faşizan kanunlardan, adeta iğdiş edilmiş, tepkisiz, duyarsız bir nesilden, nesillerden söze diyoruz.
Ne yazık ki bugün 45 yaşın altında olanlar, Türkiye’nin nasıl bin anayasa ile yönetildiğini, Türk insanının hangi demokratik haklara sahip olduğunu, sivil toplum örgütlerinin gücünü, çalışanların sendikal haklarını, çalışma yasalarını, çalışan insanların en az yüzde 75’inin çok güçlü sendikaların çatısı altında bulunduğunu bilmez.
Türk toplumunun üzerinden buldozer gibi geçen 12 Eylül darbecilerini verdiği acıların aldığı canların yanında, yıllar süren mücadelelerle elde ettiğimiz toplumsal gelişimden aldıklarını da masaya yatırmanın; 
Günümüz siyasilerinden, iktidarlardan geri isteme zamanının geldiğini düşünüyor ve tüm sivil toplum örgütleriyle sendika yönetimlerini toplumsal göreve çağırıyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN