Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Cılız Siyaset Lisanı

Yayınlanma Tarihi : 12 - 05 - 2015 : 09:18
Seçim dönemlerinde aday lisanına egemen olan kabadayılık merakının, bazen ölçüyü kaçırıp çirkin hitap örneğine dönüştüğünü yazmıştım.
O örneklerin çok büyük bölümünün günlük medeni insan terbiyesine denk düşmediğini örnekleriyle aktarmıştım.
Bugün aynı konuya dönmek zorunda oluşumu; İzmir özelindeki örneğiyle, çok ayıp ve onur kırıcı bulduğumu yazmak zorunda kaldığım için siz okuyucularımdan özür dilerim.
 
Önce genel bir açıklama yapmak istiyorum:
Türk siyasetinde “kelam-ı kibar” ile konuşmak merakı Demokrat Parti ile başladı.
Başlatan da Menderes’ti...
Menderes güzel konuşurdu. Akıcı konuşurdu. Teşbih sanatında usta idi. İstiare bahsinde benzeri az bulunur güzellikte lisan erbabı idi.
Nükte bilirdi. Latife bilirdi. İma bilirdi. İhsas bilirdi. Telmih bilirdi. Mecaz bilirdi.
Doğrusunu isterseniz “sarih istihza” (açıkça alay) üslubunu da iyi bilirdi. Hangi kürsüye çıkarsa konuşma sanatının hakkını verirdi. Metin okumazdı. Hele kaba dil hiç kullanmazdı...
Osmanlıcayı fevkalade bilirdi. Döneminin Türkçesini de aynı maharetle kullanırdı. Hatta Güneş Dil Teorisi’yle getirilmek istenen biraz garipleştirilmiş Türkçe’nin de kurallarını bilir, kelimelerini tanır, dil üzerinde latifeler yapardı.
 
Başbakanlığının ilk döneminde kürsü ve zemin terbiyesine riayet eden hitabet disiplini uygulardı. Diktatörce heveslerin kurbanı olduğu yıllarda, hitabet terbiyesinde bozulmalar görüldü.
Başlangıçta kullandığı “kelam-ı kibarların” yerini, iması ağır, manası zayıf, tahkir edici dil zaafı aldı. Konuşmalarında ayıplı tümleçler görülmeye başlandı...
Peki, nedir bu kelam-ı kibar denen şey?
Uygulanmasıyla neler yaşandı?
 
Kelam-ı kibar, bilim büyüklerinin, din büyüklerinin, İslam filozoflarının, mezhep kurucularının sosyal meselelere ilişkin görüşlerini açıklayan sözlerdir.
Bizim siyasetçilerimizde, ne vesileyle söylendiği bilinmeyen kelam-ı kibar cümlelerini tekrarlayarak muhataplarını tesir altına almak merakı vardır.
Tekrar ediyorum; bu işi Menderes başlattı; ama boynuz kulağı geçti. Tayyip Bey öne çıkan sima oldu.
Şimdi Tayyip Bey üslubunun taklidi başladı.
 
AKP İzmir adayı Veysel Eroğlu sanıyor ki, İzmir    yönetimin üst düzey yetkilileriyle takışan, hatta manada ayıp, mahiyette yakışıksız lisan kullanırsa oy oranını arttıracaktır.
Siyasi parti liderleri,
Valiler, polis müdürleri,
Ne olur konuşmalarınızda bu büyük lafları tekrarlayarak sözlerinize mana katmak keyfiliğinizden vazgeçin...
Çünkü kullandığınız kelam-ı kibarlarda dediklerinizi, yapmıyorsunuz...
Söylediğinize de kimse inanmıyor...
 
İşte bu türde bir siyasi ayıp örneği...
AKP’nin bu kez İzmir’den aday gösterdiği milletvekili adayı Veysel Eroğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Balkanı Aziz Kocaoğlu hakkında bir böbürlenme örneği sergilemiş: “Aziz Bey bana muhatap değil, ona şube müdürüm cevap versin” demiş.
Acaba bu aklı ona kim vermiş?
 
Aziz Bey de, Veysel Beyi ciddiye almış ve uzun uzadıya ona cevap yetiştirmiş.
İşin gerçeği şu: Veysel Beyin üslubu, sadece bir terbiye zaafı değil, aynı zamanda bir siyasi isabetsizlik sayılabilir.
26 milletvekilinden biri olmak için çırpındığı İzmir’in en önemli ve en üst düzeydeki seçilmiş tek yöneticisini bu tavırla muhatap alan kişiyi, acaba İzmir halkı ne ölçüde ciddiye alır?
Örnek arıyorsanız, Atatürk Stadı’ndaki töreni izlemeye gelenlere bakın; yeter...
Veysel Bey de, Aziz Bey de oradaydılar... Ve manzara malumdu...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN