Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


EÜ Hastanesi’nde 26 Saat

Yayınlanma Tarihi : 09 - 05 - 2015 : 09:14
Sağlık kontrolleri nedeniyle 3 gün ara vermek durumunda kaldığım sizlerle tek taraflı sohbete, yani yazılara dönüş yaptım. Üç günün 26 saatini Ege Üniversitesi Hastanesi’nde kardiyolojinin deneyimli ismi, sevgili doktorum Prof.Dr.Cüneyt Türkoğlu’nun müdahale ve gözetiminde geçirdim.
 
Öğrendim ki; sol koluma zaman zaman sancı girmesi, el parmak uçlarıma kadar sızlaması kalpten değilmiş...
Uzun zamandır uğramadığım, Türkiye’nin en büyük sağlık kurumu E.Ü. Hastanesi’nin “iyi ki var”lar listesinde çok önemli bir marka olduğunu düşündüm... Ege’nin dört bir yanından insanlar akın akın şifa aramaya geldiğine göre...
 
Belli ki; Üniversite Yönetimi, şu otopark, araçların durmadan ilerlemesi ve de bariyerli her otopark parçasının başına bir kaç görevli dikmeyi çok önemsemiş. Bu iş için büyük emeklerin yanında büyük paralar da harcamış ve ortaya, insanımızın her zaafına, her kuralsızlığına karşı peşin önlemli adeta bir “lego kent” çıkarmış. İnsanın, içinden “keşke dünyadan iyi bir örnek alınıp aynen uygulansaydı. Ya da işin içine peyzaj ve benzeri mühendislik dalları girseydi” demek geçiyor.
 
Ama, ağır personel masrafları ve yapım harcamalarının hasta ve hasta yakınları sayesinde geri kazanılacağı kesin... Bizim arabanın 26 saatlik park masrafı 18 lira tuttuğuna göre...
 
 
Danışma Değildir!... Danışma Nerededir?..
Bir çok insanımıza sıradan gelen bir çok olay, mesleğini önemsemiş gazetecilerin adeta gözüne batar... Her tarafta son derece zarif, bir o kadar da bol yönlendirme işaret ve yazıları varken, yine de çok sayıda ihsanın birilerine bir yerleri sorması gibi bir gözlemi hadi “insanımızın huyudur, kolaycılığıdır” deyip geçiştirelim...
 
Ama, bir çok görevli veya görevli grubunun arkasında büyük harflerle “Danışma değildir” yazısı hakkında bir-iki laf etmenin sırasıdır. Bu yazı bu kadar çok yere asıldığına göre demek ki, ortada bir “danışma” ihtiyacı ya da eksikliği var... Gelene yer tarifinden bıkıp, kendi işini yapamaz duruma gelen personel böylesine palyatif bir tedbiri uygun görmüş ama, aynı kağıtların altına şunu da yazmaları içten ve insani önerimdir; Danışma şuradadır...
 
Kolumdaki damarlardan birine özenle yerleştirdiği “giriş-çıkış kapısı”ndan tüpler dolusu kan alan hemşireye kısa sorular yöneltiyorum ama, cevaplar bir hayli iştahsız;
- Mesai saatlerimiz uzun, çalışma koşullarımız ağır.
- Döner sermayeden payımıza düşen ise komik rakamlardan ibaret...
 
 
İhaleye Çıkarılan “Öldürme Hakkı!!!...”
Mail kutumda bir “imza” isteği....
Doğu Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce bir çok ilde “av turizmi” adı altında, yaban hayvanlarının avlanma hakkı için ihale ilanları yayınlanmış.
Belirli tarihler arasında 10 bin lira ödeyenler ayı, 6 bin lira ödeyenler de yaban keçisi avlayabilecekmiş.
Burada “avlamak-avlanmak” lafı işi biraz yumuşatıyor.
İşin aslı “öldürme, cana kıyma, kurşunlama hakkı...”
Açtıkları kampanyaya imza isteyen duyarlı insanlarımız gerekçe açıklıyor;
Yaban hayvanlarının canlarını ihale konusu hale getirmek ve masum hayvanların ölülerinden para kazanmak, insanlıkla ve vicdanla hiç bir şekilde bağdaşmıyor. İhalenin acilen durdurulması ve zaten sayıları çok azalan yaban hayvanlarının doğal ortamlarında rahat bırakılmaları için imzanı ekle, kampanyaya destek ver...
Tabii ki anında imzaladım... Lütfen bu “zor koşullarda varlık mücadelesi veren yaban hayvanlarını öldürme hakkı satışı”na siz de karşı çıkın...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN