Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Otuz Günlük Muhasebe

Yayınlanma Tarihi : 07 - 05 - 2015 : 09:01
Türkiye belki de siyaset hayatının en önemli seçimine hazırlanıyor.
Önümüzde sadece bir aylık süre kaldı. İki kirpiğin birbirine değeceği kadar kısa bir süre... Göz açıp kapayıncaya kadar sandık önümüze konacak.
Peki, bu kadar hassas bir seçimde siyasi partiler, gerçekten halkın anlayacağı lisanda ve manada tarifler veriyor mu? 
Sözlerinde inandırıcı bir ahlak var mı?
Partiler, hangi ruh hali içindeler ve inandırıcılıkları ne kadar?
 
En telaşlı parti AK Parti... 
Üç dönem tek başına iktidar saltanatının arkasından, siyasi etkinliği en fazla tartışılan parti AK Parti oldu.
Şu anda savunma bahsinde varlık kanıtlamasına çalışıyor. 
Genel Başkan Davutoğlu, siyaset salvolarını savurup, karşılığında eylem ve felsefe etkinliği sağlanmayınca, Tayyip Bey devreye girdi.
Yani Tayyip Bey, Anayasa’daki yasağa rağmen kürsülerde siyaset yaparak AKP’deki boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Öyle ki, Kılıçdaroğlu’nu ve Bahçeli’yi doğrudan hedef alıyor. Örneğin elindeki kuranı gösteriyor. “Ben kuranla doğdum, kuranla yaşıyorum; ötekisinin ise ne olduğu malum” diyor...
Siyaseten, ahlaken ayıp bir cümle...
 
AK Parti adına meydanlarda ve kürsülerde sadece iki isim varken, CHP tek isimle ringe çıkıyor: Kemal Kılıçdaroğlu... 
AKP’nin sihirli değneği “ekonomi” idi. Bu seçimde bu değneği Kemal Bey eline aldı. AKP ummadığı manzarada kalınca bocalamaya başladı. 
Dikkat edin bu bahislerin savunmasını kim yapıyor?
Ekonomi bakanı Babacan mı?
Maliye bakanı Şimşek mi?
Başbakan Davutoğlu mu?
Hayır! Cumhurbaşkanı Erdoğan savunuyor...
Çünkü üçü de ortalıkta yok...
Ve yapabildikleri şey şu: Ekonomiyi tartışma egemenliğini Tayyip Bey’e teslim ederek, sorumlulukta omuz değişikliği yürütüyorlar. Yani her şey Tayyip Bey’in omuzlarına kaldı. 
Kaldı ama durum Anayasa’ya aykırı... 
Eğer Cumhurbaşkanı elde kuran telaşla kürsülerde yer alıyorsa, partide siyaseten ciddi ölçekte savunma kadrosu noksanlığı var demektir.
(Not: AKP’nin üç dönem diye devre dışı bıraktığı tecrübeli kadroya ne kadar muhtaç olduğu görüldü)
Bu arada dikkat! CHP’nin kaybedeceği alan da yavaş yavaş belirlendi. 
Kemal Bey’in ekonomi siyaseti üzerine geliştirdiği bütün açıklamaların arkasındaki genç güzel manzaralı yardımcısı, geniş kapsamlı röportajlarla her şeyin gerisindeki tek kişinin kendisi olduğunu söylüyor...
Bu manzara bana, Tansu Hanım’ın siyasete takdim edildiği günleri hatırlattı...
 
Devlet Bey, hatalı partilerin yarattığı avantajları toplayarak çok dik ve sağlam bir çıkışı gerçekleştiriyor. 
Sürekli din teklifi, hatta baskısı ile siyaset planlayan AKP kadrosu karşısında; milliyetçiliğin derin ve yüksek iman idrakini öne çıkararak, arkasındaki siyaset desteğini güçlendiriyor. 
 
Selahattin Bey’in siyaset pazarlamasına gelince, o da makul teklif önermek yerine, laf yetiştirme merakına kapıldı.
Bu yüzden de üzerine çektiği olumlu dikkati elden kaçırmağa başladı. Türk ekonomisi için tek önerisi, tek sözü yok.
Türk sosyolojisini ise, sadece Kürt milletvekili sayısını arttırma esasına dayandırdığı için artık fazla dikkat çekmiyor.
Siyasette dikkat çekmek yetmez. Önemli olan, bu dikkate mana ve felsefe katacak somut değeri önermektir. 
Bu değer, proje eksikliği değil, idrak noksanlığıdır...
Son kalan otuz günlük sürenin muhasebesi bu...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN