Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bayram Dediğin...

Yayınlanma Tarihi : 02 - 05 - 2015 : 09:39
 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ya da Bayramı... Tüm dünyada, özellikle de bir çok sorununu sonuna kadar demokrasi ile aşmış ülkelerde doya doya kutlanan İşçi Bayramı, biz ve bizim gibi ülkelerde ise, bırakın kutlamayı silahlı, biber gazlı, TOMAlı polis barikatlarıyla geçti.
 
* İşine gidemeyen, yolları kesilen insanlar.
* Seferden alınan toplu taşıma araçları.
* Hava trafiğine kapatılmış bir kent hava sahası...
* Demir kalelerle yaya ve araç trafiğine kapatılan caddeler sokaklar.
* Bavullarını sürükleye sürükleye taşıyan turist grupları...
* Güvercin sürülerinin özgürce dolaştığı, insansız Taksim Meydanı...
* Özgürlük arayanlara yasaklı, Taksim Özgürlük Anıtı...
* İşçi temsilcileriyle polis şefleri arasında yaşanan ve zaman zaman televizyon ekranlarına da yansıyan nafile diyaloglar.
* Elleri arkadan kelepçelenip yere yatırılan “yasak delmeye teşebbüs”ten gözaltılar.
* Hele hele, yerde “etkisiz” hale getirilmiş, tam donanımlı bir polisin ayakları altında yatan genci koklayan sokak köpeği... Önceden tanışıklıkları var mıdır bilinmez ama, o gencin karakola götürülmek üzere bindirildiği polis aracını nefesi kesilinceye kadar takip eden o hayvanın hali.
* Basın aracılığıyla anında tüm dünyaya servis edilen Türkiye’den “bayram” görüntüleri ve biraz daha zımparalanan ülkemiz prestiji...
Sözün özü, “başarıyla savuşturulmuş, atlatılmış” bir bayram kutlaması...
Tabii bunu, Türkiye’nin kalbinin attığı İstanbul ve Taksim Anıtı için yazıyorum.
Dün 1 Mayıs’tı... Taksim’in namusu kurtuldu, ülke yöneticilerinin tam da istediği gibi geçti...
Bu gün 2 Mayıs... Sıradan bir gün ve “sıradanlaşan uygulamalar”a devam günü...
* “İzinsiz dinleme” yaptıkları tespit edilen şu kadar polise operasyon düzenlendi, gözaltına alındı tutuklandı, ya da serbest bırakıldı...
* Üzerinden bunca yıl geçmiş eski defterler yeniden açıldı, şu kadar kişi gözaltına alındı
* Şu kadar kişiye “vatan haini” damgası yapıştırıldı, gibi bize hiç yoktan “huzur”a hasret bırakan onlarca görüntü, eylem ve söylem...
Aynı ülkenin çalışan, üreten, kazanan, vergisini veren insanları olarak sürekli “hareket” halinde bir toplum olduk. İşin daha da kötüsü, günün günden daha kötü gelmesi...
İnşallah, “insanım” diyene en çok yakışan hasletlerden olan “sağduyu” bir gün bu topraklara da gelir, kinler, nefretler, içlerde öldürücü tümör haline gelmiş hesaplaşma tutkuları...
 
İzmir’de İzmir Klasiği...
 
İzmir’de ise tam bir İzmir klasiği yaşandı... Çizilmiş ve araç trafiğine kapatılmış yürüyüş güzergahları, “beni zorlama” mesajı veren tam donanımlı polis ve medenice gösterisini yapıp, “zevahire dokunmayan sloganlar”ını atan on binlerce insan ve son nokta Gündoğdu Meydanı...
 
İnat yok, inatlaşma yok, dayatma yok, haliyle direnme de yok...
İzmirli, İzmirliliğini bir kez daha ortaya koydu.
Bu yazının kaleme alındığı saatlerde, İstanbul karışmaya başlamış, biber gazları, boyalı sulu TOMA fıskıyeleri faaliyete geçmişti. Resmi açıklamalar, 36 kişinin gözaltına alındığını açıklıyordu.
Elbet de gün ve “önlemler” hakkında yazacak, “değerlendirecek” çok veri var. Ancak, “tutuk
kalemle” yazabildiklerimiz bu kadar.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN