Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Futbolumuzdaki Beyaz Yakalılar

Yayınlanma Tarihi : 24 - 04 - 2015 : 15:12
BEN HABER GAZETESİ 31.SAYI
 
 
Ceket cebi mendilli, beyaz yakalılardan söz edeceğim ama söz dönüp dolaşıp zencilere gelecek sonunda.
Nasıl mı?
Moda deyim ile ‘AZ SONRA’
Hatta “Dannnnn dannnn dannnn..”
Rakibini yenmenin bir sezonu bile tamamen affettirebildiği bir sonuca dönüktür, sahadakiler de bunu bilir ve ona göre davranır.
Bazı oyuncular kendilerine dayatılan, ya da önerilen biçimde konuşmak zorundadırlar ve bu da zevahiri kurtarmaktan öteye geçmez. 
Bunu Melo da yapar, Emre ve Volkan da..
Aslında kavga ceket cebi mendilli, kravatlı ve mokasen ayakkabılıların kavgasıdır, kramponluların asla değil.
Bizim geçen haftalarda oynanan derbimizin diğer saydığım derbilerle bir tek ortak yanı vardır; o da kazananın mutlak bağışlanabilir olmasıdır..
Önümüzde ligin dibine demir atmış bir derbimiz daha var, düğümü çözmesi beklenen..
Onun satışı ve reytingi tabii ki Kadıköy’de olan bir önceki kadar görkemli değil ama yine de kendimizi avutmak için iyi bir malzeme.
Bakalım daha ne kadar kandırabileceğiz kendimizi?
Kazananın önde olmamasını bile görmezden gelme nedenidir tabela.
Tabela 1-0 yazdıktan sonra ülkenin büyük bir kısmı mutludur ve takım elbiseli adamlar istedikleri gibi zam da yapabilirler, istedikleri gibi gündem de değiştirebilirler. Kulüp taraftarlarına umut pompalayabilirler.
Hele bir de maç bitiminde organize küfüre katılan bir oyuncunuz varsa, hemen ‘kahraman’ statüsüne kavuşur ve yaptığı tüm hatalar hatta verdiği yanlış paslar silinir ‘short time memory’ dediğimiz bölgeden.
Bir bağışlanma nedenidir bizim garip derbilerimizden çıkacak bir sonuç.
Ve ne yazık ki, bizim dışımızda kimsenin de umurunda değildir.
Bir de bunların üstüne ateş edilen bir şoför mahalli çıktı karşımıza. Bu olayı hep birlikte kınarken, mağdur olan kulübün iki numaralı yöneticisi birden bire ‘zencilerden’ söz etmeye başladı.
Aşağıladı rengi siyah olanları.
Beyaz yakalılardansa, zencileri tercih ederim ben oysa. 
 
RABBENA, HEP BANA.
Ben böyle okudum Göksel Gümüşdağ başkanlığında kulüpler birliği vakfının son hamlesini.
Eksik ve sonradan başımızı ağrıtacak birçok noktası olduğunu düşünüyorum.
Alınan bir modelin bazı kısımlarını işimize geldiği gibi kullanmak, yani geçerli bir modeli devşirerek kullanmak ne denli bir çözüm getirir bu meseleye, bunu anlamakta zorlanıyorum.
 
 
KLİKÇİLİK KULİSLERİ
Boşuna debelenip de ‘kargaşa’ beslemeyin..
Galatasaray biraz farklıdır standartlarından..
Orada ‘cılık’ da yoktur ‘cılar’ da yoktur..
‘Ünal Aysalcılık’ yapanları veya ‘Abdürrahimciler’ arayıp da zaman kaybetmeyin..
‘Cilik’ asla olamaz orada..
Kongre olur, çıkar herkes içini döker, kimse tarafından azarlanıp yerine oturtulmaya kalkılmaz, dinlenir, gülünür veya kızılır..
Ama çıkan istediği gibi konuşur..
‘Adnan Öztürkçüler’ bulamayacağınız gibi ‘Turgay Kırancılar’ da bulamazsınız..
Destekler veya karşı çıkarsınız ama; ne desteklediğiniz aday kaybettiğinde siz kaybetmiş sayılırsınız ne de kazanan kendisine oy vermeyenleri ihraç eder.
Borç ganidir, tüzük tartışılır haldedir, taşınmazlar üzerinde tasarruf fikirleri çok çeşitlidir.
Hatta spor saha ve salonlarında dökülüyor da olabilirsiniz.
Ama başarı uğruna hiçbir yol mubah sayılmaz orada..
Parasına güvenmekte dışlanmak için yeterli bir sebeptir.
Biraz farklıdır emsallerinden..
Çatır çatır tartışırlar, acıtırlar birbirlerini ama asla biat etmezler, boyun bükmezler..
Bazı değerler vardır ki; dışarıdakilerin aklı ermez..
Rakibinin projesi kulübün menfaatine uygun düşüyorsa hiç gocunmadan alıp kullanabilirler yönetenler..
Ahlaksızlık yeterli ihraç sebebidir, desteklememek değil..
Mesela..
Kalamış tesislerindeki bayrak yırtıksa, isterse bir sezonda 10 yıldız birden kazansın o yönetim, hemen sorgulanır ve hatta gider..
Galatasaray divan toplantılarında bir şey daha asla olmaz ve olamaz..
Destek hep vardır ama ‘kulüp menfaatine uymayan, camiaya aykırı, yanlış bir adım’ varsa körü körüne arkasında durmak asla olamaz..
 
 
SOSYAL PROJE BUDUR
Anadolu Efes Banvit maçı için yapılan kampanya beni çok etkiledi..
Bu karşılaşma için bilet satışı yapılmadı.
Sadece Anadolu Vakfı’nın desteği ile yurdun dört bir yanında ihtiyacı olan ilköğretim öğrencilerine kitap temin etmek amacı ile Kütüphaneler Haftası’nda bir organizasyon düzenlendi ve yeni veya yıpranmamış kitaplarını getirenler maçı izledi..
Bilet yok..
Getir kitabını maçı seyret..
Helal olsun..
 
PROFESYONELLİK
Hep anlatırım ve defalarca yazdım..
Profesyonellik; bir işi belli bir akit karşısında yapmayı taahhüt etmek değildir..
Sözleşme yapılınca profesyonel olunmaz.
Profesyonellik asla uzmanlık veya işinin ehli olmakla da açıklanamaz..
Profesyonellik; her türlü olumsuz şarta rağmen o işi yapmayı eksiksiz sürdürebilmektir..
Annesini toprağa verip maça çıkan Tolga dibine kadar bir profesyoneldir..
İki ıslığa teslim olup formayı eline alıp ‘bana ne ben oynamam’ demek ise asla profesyonellikle bağdaştırılamaz..
Bir de yatıp zamandan çalmak, sahte çığlık atmak ve herkesi kandırmak yeteneğine ‘profesyonellik’ damgasının vurulmasını hiç anlayamam..
Siz öndeyken siz yatarsanız bu profesyonelliğin gerektirdiği bir davranış olur, siz gerideyken rakibiniz yatarsa bu sahtekarlık oluverir..
Bu ne yaman çelişkidir...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN