Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


‘Söyle Kaç’ Siyaseti

Yayınlanma Tarihi : 22 - 04 - 2015 : 09:24
Türkiye’de tüm kesimler, CHP’nin seçim bildirgesinde ortaya koyduğu ekonomik vaatlerini konuşuyor. Sokaktaki sade vatandaştan, siyasetin en yüksek noktasına kadar her kesimden herkes...
 
Her ne kadar “taşra yazarı” olsak da, tüm Türkiye’nin konuya biz de girelim ve olaya sade vatandaş cephesinden bakmaya çalışalım.
Ülkemizin yönetim tarifini yapmak durumunda kalan siyasilerin gelen tarifleri şudur:
 
Türkiye bir laik, sosyal hukuk devletidir.
Ancak, günümüzde bu tarifin sağlam tek ayağının bile kalmadığı, düşünebilen, kafasını belirli bir zümrenin ipoteği altına sokmamış tüm insanların malumudur.
 
Biz “sakıncalı detaylar”a ve anlatımlara girmeden, sözü CHP’nin seçim vaatlerine kısa bir değerlendirme getirelim.
Bir defa, ekonomi ağırlıklı vaatler, CHP’yi bir anda “günün flaş partisi” haline getirmiştir ve bu günlerde en çok konuşulan, CHP’nin ne yapıp ne yapamayacağı, onlarca milyar lirayı bulan vaat faturalarını nasıl karşılayacağı konuşuluyor.
 
Çoğu ilgili Türk insanının yakından tanıdığı, uluslararası alanda kendilerini kanıtlamış, 2001’de yaşadığımız ekonomik krize reçete yazan insanlardan oluşan bir ekibin elinden çıkan “seçim vaatleri”nin bir hayal mahsulü, “vaadi yap, oyları kap” cinsinden olmadığına inanıyorum.
Hem de bu inancımı, bu ülkenin yaşadığı ekonomik krizlerin tohumlarının, seçim meydanlarında ölçüsü kaçmış vaatlerle atıldığını bilen, analiz edebilen, kaçınılmaz sonucunu o günlerde tam isabetle tahmin eden birisi olarak belirtiyorum.
 
Nasıl Olsa İtiraz Eden Yok...
Pazartesi sabahı CNN Televizyonu’nda, 2001 krizinin canlı tanığı ve CHP’nin şimdiki ekonomi kurmayları arasında yer alan Zekeriya Temizel’i dinledim. Zihinlerde beliren “CHP bu vaatleri gerçekleştirebilir mi, ya da ne kadarını gerçekleştirebilir?” şüphelerini rakamlarla ortadan kaldırmaya çalıştı, neyi nasıl yapacaklarını ayrıntılarıyla açıkladı. Hemen arkasından da, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “CHP’nin bu vaatlerini neden gerçekleştiremeyeceği”ni anlattı.
İki anlatım arasındaki 70-80 milyar liralık bir rakam farkı dikkat çekiciydi. Temizel “vaat maliyeti” olarak 65-70 milyar liradan söz ederken, Şimşek 149.5 milyar liradan söz ediyordu.
Bu durumda doğal olarak hem eski günler, ham de normal demokrasi aklıma geldi.
Bir genel seçim öncesi (medeni ülkelerde olduğu gibi) Ana Muhalefet Partisi’nin seçim vaatlerini savunan temsilci ile, İktidar Partisi’nin eleştirmeni neden karşı karşıya gelip de iki medeni insan gibi tartışmazlar... Bir zamanlar biz de de siyasi gelenek olan bu tür “karşı karşıya gelmeler”i, kem hangi amaçla engelliyor.
Ortadaki durumun özeti şudur:
Bir kesim söyleyip, savunup, eleştirip kaçıyor.
Bir kesim de, yalanlayıp, karalayıp kaçıyor...
 
‘Dublör sempatizan’ dönemi...
Oysa; iktidarın mevcut maliye bakanı ile, ana muhalefetin muhtemel maliye bakanının aynı ortamda bir araya gelip tartışabilmesi, “ileri demokrasi”ye girmese de, normal demokrasinin hakim kurallarından biridir.
Halen Ana Muhalefet ekonomi kurmaylarının kanal kanal dolaşıp, neyi nasıl yapacaklarını anlattıkları bir ortamda, devletin tüm rakamlarını ellerinde bulunduranların, “atma kardeşim” diyebileceği, “dublör sempatizanlar-savunucular”ın olmadığı bir ortam, biz seçmenlere neden çok görülür? Hakim güçlerin hedef kitlesine girmediğimizi biliyoruz, her hangi bir seçim öncesi hiç bir adayın ya da taraftarının kapımızı çalmadığını bilsek de, “adam yerine-seçmen yerine konmak” gibi masum, medeni bir isteğimizi bu münasebetle tekrarlıyor, siyasilere sesleniyorum;
Ekranlarda karşı-karşıya gelmenizi istiyoruz...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN