Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Cennet’te Bir "Eleme" Günü...

Yayınlanma Tarihi : 19 - 04 - 2015 : 10:00
Yine bir pazara, siyasetten, siyasetçiden, “icraat”ların, “operasyonlar”ın, gözaltıların, kanunsuzlukların, son haftalarda meydana gelen “esrarengiz olaylar”ın bu köşeyi ilgilendirmediği güne... Bugün size, yüzlerce- binlerce yılı devire devire gelmiş klasik alıntılardan söz etmeyeceğim, her dönemde yaşanabilen “insanlık halleri” ile ilgili bir fıkra ile başlayacağım...
 
Cennet çok kalabalıklaştığı için Aziz Peder sadece öldükleri günü çok kötü geçirenleri içeri almaya karar verir. İlk sabah, kuyruktaki ilk adamın karşısına dikilir ve “öldüğün günü anlat bakalım” der.
 
Ah berbattı... Karımın birisiyle ilişkisi olduğundan emindim; o yüzden “iş üstünde” yakalayayım diye eve erken geldim. Karım yarı çıplaktı... Ancak dairenin her tarafını didik didik aramam rağmen sevgilisini bulamadım. Derken balkona çıktım. Bir de ne göreyim; adamın birisi balkonun demirlerine tutunmuş aşağı sarkıyor. Derhal içeri girdim ve bir çekiç kaptığım gibi dönüp parmaklarına indirmeye başladım. Sonunda düştü ama, aşağıdaki çalıların üzerine denk geldiği için ölmedi. Ben de yine içeri girdim, buzdolabını kaptım ve balkondan aşağıya itmeye harcadığım aşırı güç yüzünden oracıkta kalp krizinden öldüm öldüm.
 
Aziz Peder, adamın berbat bir gün geçirdiğine, sonuçta bir tutku suçu işlediğine kanaat getirip içeri alır.
Sıradakine döner ve öldüğü günü nasıl geçirdiğini sorar.
 
Ah ne feciydi efendim!... Balkonda aerobik yapıyordum, birden aşağım takıldı, tepetaklak yuvarlandım. Son anda alt katın balkonuna tutunmayı başardım. Tam o sırada manyağın teki geldi, parmaklarıma çekiçle vurmaya başladı. Düştüm ama, aşağıda çalılar vardı, ölmedim. Ama aynı herif bu sefer üzerime buzdolabını attı...
Aziz Peder kıkırdar ve onu da Cennet’e alıp sıradakine döner;
Eee anlat bakalım senin son günün nasıldı?
“Şey...” der adam “Çırılçıplaktım ve bir buzdolabının içindeydim...”
Garson ruhu her masaya gelmez...
Ooo... Daha bir hayli yerimiz var... O zaman bir fıkra daha anlatalım...
Yaşlı garson Snark Withers ölmüş, müdavimleri yasını tutmaktadır... Sağlığında o kadar sevilmiştir ki, bu vefalılardan bir kaçı, kendisiyle iletişime geçebilmek için lokantada bir seans düzenler.
Herkes masanın etrafına oturup el ele tutuşur ve medyum seslenir:
Snark Withers!.. Snark Withers’in ruhunu çağırıyorum...
Çıt çıkmaz...
“Snark Withers!” diye bir daha seslenir medyum, yine çıt çıkmaz.
Masadakiler sabırsızlanmaktadır. Sorunu sezen medyum bu kez “Snark Withers’in ruhuna buraya gelmesi için emrediyorum!” der.
Aynı anda masanın üzerinde titreşen bir görüntü belirir. Herkes sevgili dostlarını tanımıştır. “Seni görmek ne güzel” der müdavim müşterilerden birisi... “Ama neden bu kadar uzun sürdü gelmen?...”
Hayalet yüzünü buruşturarak cevaplar: Bu masa benim baktığım masalardan değil...
Hepinize sağlık içinde mutlu pazarlar dilerim...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN