Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


CHP’nin Kontenjanları Üzerine...

Yayınlanma Tarihi : 08 - 04 - 2015 : 08:54
Önseçim gibi, demokrasinin ilk adımını atlayıp, 12 Eylül kalıntısı olan “millete vekil” tayin etme alışkanlığını sürdüren partiler için söyleyecek sözüm de yok, onların temsilcilerinin “ama...”larına, “milletvekili kriterlerinin neler olduğu”na ayıracak ölü vaktim de...
Ancak, önümdeki “kader seçimleri”ne, “ön seçim” gibi yıllardır unutturulmaya çalışılan bir “demokrasi adımını” yeniden tezgaha koyan, hiç olmazsa adaylarının yüzde 75’ini parti üyelerine sıralattıran Yüce Atamız’ın partisi CHP’nin yüzde 25’lik kontenjan adayları ve onların “seçilebilecek yerler”e oturtulması konusunda bir kaç söz etmenin sırasıdır.
 
Aslında demokrasinin kurallarını olabildiğince özümsemiş bir kişi olarak, Kurtuluş Savaşı sonrası yoktan var edilmiş ülkem için gönlümden geçen, siyasetin her türlü “olgunluğa ve doymuşluğa ulaşmış” gerçek vatanseverlerin “biraz da vatana ve insanlığa hizmet sorumluluk ve duygusu” harekete geçmesi, siyasetin, özellikle de milletvekilliğinin “meslek” olmaktan çıkarılmasıdır.
Bu düşüncenin devamı olarak, halen önümüze konan siyasi düzeni “ülke insanının önüne konmuş ahlaksız cazibe” olarak görmekte de bir sakınca yoktur.
 
Milletvekillerine, aile fertlerine ve fiili milletvekilliği sonrasını bu kadar imtiyazlarla, yüksek maaşlarla, “üstünlüklerle” donatırsanız, üstelik “kendi haklarını kendileri belirleme” gibi dünyada eşi benzeri olmayan bir yönteme çanak tutarsanız, bunu sonu siyasi çıkmazdır...
 
Sisteme Bak
 
Tekrar CHP’nin kontenjanlarına dönelim... Uzun kesen de var, kısa kesen de... Yorumlar muhtelif... Kimisi demokratik olmasa da akılcı, kimisi “bunlardan bir şey olmaz” bilmişliğinde... Eğer bu belirlemeden önce konmuş sistemin içinde böyle bir sonucun çıkması gibi bir durum yerleştirilmişse, “demokrasi dışı” diyebileceğim adaylara başarı dilemekten başka söyleyecek bir söz yok. Bazılarının gönlünden geçip de, “liste dışı kalan haketmişler” için tepki göstermeleri de son derece yersiz. Dediğim gibi, uygulanan kuralın içinde, onların kontenjan adayı gösterilmemesi gibi bir durum baştan vardı...
 
“Bana da çıkabilir?” diye baştan razı olduğunuz sistem, sizi dışarıda bırakabilecek bir inisiyatif kullanmaya dönüşebiliyorsa, gönlünüzden geçen bir sonuca varmıyorsa, kusura bakmayın...
 
Nitekim bunu, geride bıraktığımız yerel seçim aday belirlemelerinde bol bol yaşadık...
Tüm partililere düşen, sonuca saygı duymak, küskünlüğü, dargınlığa, isyana yer vermemektir.
 
Seçimli Atama
 
Biliyorsunuz; benzer bir “inisiyatif kullanma” durumu, üniversitelere rektör “atama”larında da sürmekte, unvanlı öğretim üyelerimizin 35 yıldır “oynamak durumunda bırakıldığı bir seçim oyunu”, sonunda “inisiyatif kullanma” ile noktalanmaktadır.
 
Üniversitelerde, kademeli olarak iki kez inisiyatife terkedilen, “birincileri sonuncu, sonuncuları birinci ilan edebilen” sisteme razı olarak “bana da çıkarsa” mantığı ile sandığa giden çoğu rektör adayları, rektör olabilmek için sandıkta en yüksek oyu almanın yetmediği gibi bir sonuçla karşılaşınca, “hakkının yendiği” iddiasıyla değişik dozlarda tepki gösteriyor.
 
Oysa, “bu hakkın yenebileceği gibi bir durum, zaten sistemin içine ustalıkla yerleştirilmişti. Hak yenebilecekti, yenmiş...”
Bizim bildiğimi; “seçim” ile “atama”, asla yan yana gelemeyecek sözcüklerdir. Eğer “seçim” varsa “atama”ya yer kalmaz, eğer “atama” varsa, seçimin yeri olmaz...
 
Ama bu “seçimli-atama”da bir 12 Eylül hatırası olarak üniversitelerimizde tezgaha konmakta, işe yaramayan sandık sonuçları, biz “hariçten gazel okuyucular”ın bile canını sıkmaya devam etmekte, son rektör atamalarında olduğu gibi, kişiler suçlanmaktadır.
Ortada bir “kanunsuzluk” yok ki...
 
Baştan razı olduğunuz sistemin içinde bu da vardı, oldu...
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN