Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Tavuk mu Yumurtadan Çıkar Yoksa Yumurta mı Tavuktan?

Yayınlanma Tarihi : 26 - 03 - 2015 : 15:39
BEN HABER GAZETESİ 30.SAYI
 
 
 
-Uluslararası Göç Örgütü, her yıl 2 milyon kadının, kadın ticaretinde kullanıldığından bahsediyor. 
-ABD'de, her 6 dakikada bir kadına tecavüz ediliyor. 
-Fransa'da, her ay 6 kadın aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybediyor.  
-Türkiye'de kadınlar şiddet görüyor, sokak ortasında bıçaklanıyor, gözaltında tecavüze uğruyor, gençlerimize rızası dışında 'bekaret kontrolü'(!) yapılıyor.  
 
Dünya kadına şiddete “HAYIR” derken Türkiye'de birileri çıkıyor "ne var bunda başka ülkelerde de kadına şiddet var" ya da "kadın hak etmiştir" diyebiliyor. Şiddete uğrayan kadının ne söylediği, nasıl giyindiği sorgulanıyor. Fiziksel, sözel ve cinsel şiddete uğrayan kurbanların bunu hak edip hak etmediği tartışılıyor. Tecavüz ve şiddet, dinsel-geleneksel önyargılarla meşrulaştırılıyor. 
 
Eskiden eğitim seviyesi düşük yörelerde karşılaştığımız bu durumun  eğitim seviyesi yüksek kişiler arasında da var olduğu  ve giderek arttığı anlaşılıyor. 
 
Ne zaman bu kadar tahammülsüz bu kadar gaddar olduk? Teknolojik ilerlemeyle birlikte yaşam koşulları ve insanların omuzlarında taşıdığı yük birbirine tahammülsüzlüğü beraberinde getirdi. Yaratılışları gereği ve toplumsal açıdan ataerkil yapıya sahip erkeğin bu gücünü eşine, çocuklarına, sokaktaki hemcinsine kullanmasıyla yaratılışın içgüdüsünü ortaya çıkardığını gözlüyoruz.
 
Eğitimin yükselmesi ve içgüdülerin şiddetindeki artış paralellik gösteriyorsa, demek ki sorun eğitim seviyesi değil. Eğitimin ta kendisi. Eğitim sırasındaki yanlış kodlamalar. Bu kodlamalarla işlenmiş zihinler, cinsiyetçi bir tavırla kadın ve erkeğin genel tavırlarıyla ilgili çok kesin yargılarla hareket ediyor. Genel olarak öfke patlamaları, hoşgörü eksikliği, olayların sorumluluğunu üstlenmeme, hatalarını kabullenmeme, karşımızdakinin yaşam kararlarına saygı duymama gibi davranışlarla kendini gösteriyor. Kadına yönelik şiddetin toplumsal şiddeti, nefreti yeniden üreten boyutu, toplumsal yansımaları ve bireyin gördüğü zarar olarak iki yönlü etkisi bulunmaktadır. Kadının şiddeti yoğun olarak yaşaması, tüm toplumu etkileyen ağır sonuçları da beraberinde getirmektedir. Şiddet gören kadınlarımızı ve çocuklarımızı ruhsal hastalıklar, nefret gibi olumsuz düşünce yapısı, herkesi düşman görmek ve insanlara güvenmemek gibi psikolojik nevrozlar, depresyon gibi sorunlar beklemektedir. Ülkemizde görülen terör olaylarının şiddetin artmasına, birbirimize olan tahammül sınırlarımızın azalmasına, erkek egemen toplumun kadına ve çocuğa uyguladığı şiddetin destek verdiğini düşünebiliriz.
 
Peki, oluşan şiddete verdiğimiz tepkiler şiddetin içimizdeki göstergesinin devamı sayılmaz mı? Şiddete şiddetle karşılık veren bayanlarımızın haberlerdeki görüntülerini izleyince dehşet içinde eğitimin yanlışlığını sorgulamaya başladım. Tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan misali... Erkeği eğiten kadın mı eğitilmeli yoksa kadına egemen olan erkek mi? Biz tavuk mu yumurtamı diye düşüne duralım her gün şiddet mağdurları artmakta. “Kadınımız kutsaldır. Onlara kalkan eller kırılsın” demekle iş bitmiyor. Öncelikle her türlü şiddetin psikolojik ve sosyolojik olarak incelenmesi gerekiyor. Hadi bir zahmet bir ucundan tutalım da kıralım şu zincirleri.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN