Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bu Kuralı Partisine Niye Uygulamadı

Yayınlanma Tarihi : 21 - 03 - 2015 : 09:28
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İzmir’de önseçime girmeye karar verdi.
Evet, güzel ve doğru bir karar, tartışılmaz, ancak çok kişisel bir hareket..
Bu konuda herkes Kılıçdaroğlu’nu alkışlıyor, kutluyor falan filan ancak meselenin özüne inen yok.
Hürriyet’ten Mehmet Yılmaz’ın dün köşesinde yaptığı yorumu beğendim, aynen katılıyorum.
Yılmaz diyor ki:
 
Demokratik bir yarış, partinin daha canlı ve hareketli olmasına yarar.
Milletvekilleri örgütün tercihleri doğrultusunda önseçim ile belirlenirse, parti tabanının seçim kampanyası sırasında daha faal olacağı bilinen bir gerçek.
 
Burada sorun, Kılıçdaroğlu’nun bütün milletvekili adaylarının önseçimle belirlenmesi kararını verememiş olması.
Kişisel bir gösteri yaparak bunun önemini anlatmaya çalışacağına, parti yönetiminden böyle bir karar çıkarttırsaydı daha doğru olurdu.
Aynen öyle olurdu.
 
Kılıçdaroğlu’nun tek başına hareket etmesi bir şeyi değiştirmez.
Ama, kendisine kişisel olarak uyguladığı önseçim tercihini bütün milletvekilleri için getirseydi,     o zaman çok şey değişirdi işte..
 
CHP lideri..
Madem doğru davranışın bu olduğunu savunuyor..
Madem demokratik işleyişin bu şekilde gelişeceğine inanıyor..
Madem parti tabanının bu uygulamayı daha fazla benimsediğini düşünüyor..
Madem partisinin bu sistemle büyüyebileceğini gözlemliyor..
O zaman, kontenjan neyin nesi oluyor?
Önseçimi niye partinin tümüne şart koşmuyor?
 
Güçlü liderlik, bu tür kararlarla kendini göstermez mi?
 
Falımı okuyorum, bir hoş oluyorum
Kış aylarında aşk-iş-sağlık falımı okuyorum, her şeyin süper olacağını yazıyor.
İlkbaharda aşk-iş-sağlık falımı okuyorum, muhteşem bir dönemde olduğumu anlatıyor.
Yaz aylarında aşk-iş-sağlık falımı okuyorum, başarılarımın patlayacağını söylüyor.
Sonbaharda aşk-iş-sağlık falımı okuyorum, mutluluktan uçacağımı belirtiyor.
Fallar mevsimli, fakat ifadeler mevsimsiz..
Bir insan her mevsimde de mi şahane olur canım!..
Madem her sezon aynıyım, o zaman niye mevsim falı yapılıyor ki..
Yılı dümdüz geçsinler, olsun bitsin!..
 
Kendini Parçalama
 
 “Matem” defilesiyle iç karartan ve tepki çeken modacı Hakan Akkaya, “mankenlerimi açarsam tam açarım, kapatırsam tam kapatırım” demiş.
Yahu senden bu kadar fedakarlık isteyen kim? Hepsini açık bırak, herkes rahat etsin, senin de sinirin bozulmasın!..
 
Mutluluktan Uçarken..
 
Gallup’un 143 ülkeyi kapsayan araştırmasında Türkiye, Sudan ve Tunus’la birlikte dünyanın en mutsuz üçüncü ülkesi çıkmış.
Aa, vallahi de yalan, billahi de yalan.. Araştırma tamamen dış güçlerin işi belli ki.. Ama Türkiye bu oyuna gelmez!..
 
Patlıcan Olamayız ki
 
TBMM’nin domuz gribi için ilaçlanmasına CHP tepki göstermiş, “vekilin canı can da, halkınki patlıcan mı” demiş.
Patlıcan olabilir miyiz hiç? Kilosu kaç para haberiniz var mı? Biz olsak olsak “hıyar” oluruz ancak!
 
AB Günleri Hangi Amaçla Düzenlenir
 
52 yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa Birliği için hala “AB Günleri” filan diyerek toplantılar düzenlenmesini, ciddi ciddi konuşmalar yapılmasını biraz garip buluyorum.
Hele hele, bu toplantılara AB’li parlamenterlerin ya da delegasyon üyelerinin çağırılmaları ve onların düşüncelerinin dinlenmesi de komik geliyor bana..
 
Komik çünkü..
 
Adamlar tam 52 yıldır aynı bahaneleri öne sürüyorlar, başka ne söylemelerini bekliyoruz?
52 yıldır bizi AB’ye almayacaklarını haykırıyorlar, daha ne desinler?
Yarım asırdan beri Türkiye’nin Avrupalı olmadığını vurguluyorlar, daha ne yapsınlar?
52 yıldır aradaki sorunların görüşüldüğünü anlatıyorlar, daha hangi sorundan bahsetsinler?
Birliğe başvuran bütün ülkeleri hemen aldılar, sadece Türkiye’yi bekletiyorlar, daha ne mesajı versinler?
 
Nitekim, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nın Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile ortaklaşa düzenlediği “AB Günleri” toplantısında da bir şey değişmedi.
Toplantı boyunca biz ağlaştık, AB’yi şikayet ettik, kendimize göre rest çektik falan, Avrupalılar ise yine “problemlerden” ve devam eden “görüşmelerden” bahsettiler.
Peki sonuç?
Sıfıra sıfır, elde var sıfır!..
 
Kürdistan şehirleri
Neresiymiş onlar?
HDP’li Sebahat Tuncel neresi olduklarını açıkladı, hem de TBMM’nin çatısı altında, hem de Türkiye’yi yönetenlerin gözünün içine baka baka:
 
Kürdistan illerinde, Mardin, Diyarbakır, Bismil’de insanlara, özellikle çiftçilere elektrik idaresi özelleştirildikten sonra ciddi baskı var..
 
Tuncel, oralarda herkesin kaçak elektrik kullandığından, sadece 2014’teki kaçak elektrik maliyetinin 5.2 milyar olduğundan, onların parasını da bizim ödediğimizden hiç mi hiç bahsetmedi, ama baskı iddialarını güzel güzel anlattı.
Gördüğünüz gibi, Çözüm Süreci’nde harika gelişmeler (!) yaşanıyor.
 
Kürdistan şehirleri bile kurulmuş, bunlar Türkiye şehirleri olmaktan çıkarılmış bulunuyor.
Hele bugün bölücü terör örgütü PKK’nın lideri Sayın (!) Öcalan’ın vereceği Nevruz mesajıyla, sanıyorum süreç iyice taçlanacaktır!..
İzleme Komitesi’ne Kadir İnanır gibi “terör-barış-süreç” uzmanı birinin katılımı, her şeyin müjdecisi değil mi zaten!
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN