Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Az Kaldı, Az!..

Yayınlanma Tarihi : 19 - 03 - 2015 : 10:15
Çılgın İzmirli mi dersiniz, yoksa çılgın bu adam mı, bilemem; bugün "Ne Mutlu Türküm" gibi, "Ne Mutlu Bu Günleri de gördüm" diye haykırmak istiyorum.
İzmir Körfezi'nin kıymetini, kent için ne kadar önemli olduğunu bilen az sayıdaki insanlardan biriyim.
1970'li yılların başından itibaren "b.k" çukuruna dönüşen ve her yıl daha da kötüye giden İzmir Körfezi'nin hem iyi hem de kötü haline tanık olanlardanım.
Gazeteci olarak Yeni Asırlı yıllarımdan buyana tam 40 yıldır, Körfez'in temizlenmesi ve 60'lı yıllardaki gibi denize girilebilen, sandalla isparoz, kaba lidaki, çipura, levrek, lüfer, topan kefal, barbun, gopez hatta Yeni Kale açıklarında tranca avlanabilen hale dönüştürülmesi için mücadele veriyorum.
Bu konuda en son "ağır yazıyı", Eren Güneş arkadaşımla ortak 10 Mart 1981'de Yeni Asır'da yazmışım.
Başlık şu:
"İnleyen Körfez-Yok mu kurtaracak!.."
 
 
O günden bu yana tam 34 yıl geçmiş.
Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nün dün yayınlanan 2014-2015 raporu, bu süreçte İzmir Körfezi'nin "b.k çukuru"ndan "yüzülebilir körfez" hedefine yaklaştığını müjdeledi.
Çünkü, dünya normlarına göre, deniz suyunda 100 mililitrede maksimum 500 koloni olması gereken koli basili sayısı, bugün İzmir Körfezi’nde ortalama 30 olarak çıkıyor.
Peki 15 yıl önce neydi?
Bu miktar 3 milyondu.
Ya 34 yıl önce?
5 milyondu...
Yani, yaralı parmağını değdirsen, ya da kazara bir yudum körfezden su içmiş olsan, para tifodan öbür dünyaya yolculuk kaçınılmazdı.
Abartmıyorum.
Gazeteci olarak bunu hem yaşadım, nem denedim.
Karataş/Asansör'deki yalı evimizden son denize girişim tarihim 1969'dur.
Önce evde, sonrasında ise Çocuk Hastanesi'nde tam bir hafta 42-43 derece ateşler içinde bilinç kaybıyla yattım.
1981'de Alsancak Limanı, Altınyol girişine kafes içinde iki canlı kobay bıraktık.
Sabah iki hayvanı da ölü bulduk. Metan gazından zehirlenmişlerdi.
 
 
Çözülmüş oksijen seviyesi "sıfır"dı.
İzmir Körfezi, 2000'li yıllardan sonra, Büyük Kanal Projesi'nin yarım-yamalak da olsa devreye girmesi, ardından rahmetli Ahmet Piriştina'nın başlattığı çabalarla kendine gelmeye başladı.
Aziz Kocaoğlu, "yüzülebilir körfez" hedefi için "vites yükseltti" ve deniz canlıları ile balıklara yaşama şansı vermeyen çözünmüş oksijen seviyesi 2014 yılında litrede 6.97 miligrama çıktı.
Kahverengi olan deniz rengi maviye dönüştü ve 2 metre olması gereken ışık geçirgenliği İzmir Körfezi'nde 4 metre ile 9.7 metre arasına çıktı.
 
 
Teknik ayrıntılar bizim işimiz değil.
Bildiğim şu:
Deniz altındaki yaşamın var olduğunu gösteren ve bol oksijenli sularda yaşayabilen deniz atları ve deniz çayırları, temiz suları yaşam alanı olarak seçen deniz yıldızları, deniz şakayıkları ve deniz tavşanları ile temiz sularda yaşayan ve Türkiye’de sadece Urla’da görülen taş mercanları artık İzmir Körfezi'nde de görülebiliyor.
İnciraltı'na karidesler, tüplü kurtlar, kaya balıkları, anemon gibi türler tekrar geri döndü.
 
 
Peki ne zaman yüzebileceğiz?
Körfez’in kuzeyinde yaşanan sığlaşmayı, su sirkülasyonunu artırmak amacıyla açılacak kanalın tamamlandığı gün.
Temizlenmesi için 36 yıl bekleyen benim gibi "Çılgın İzmirliler" bunu görebilecek mi?
40 yıl önce sorsanız "hayır" der, inanmazdım.
Ama şimdi rahatlıkla "evet" diyebiliyorum.
Ve inanıyorum ki, bu süreci en geç Başkan Kocaoğlu'nun görev süresinin son yılında yaşayacağız.
Neden olmasın?
Bakarsınız O'nunla birlikte Pasaport'tan denize atlarız.
Ne olsa o da benim gibi iyi bir yüzücü...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN