Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kadınlar Günü’nün Ardından...

Yayınlanma Tarihi : 14 - 03 - 2015 : 09:49
Bir “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü daha geride bırakırken, erkeklerin uygun gördüğü haklarla, toplumsal statüyle, görevlendirmeyle, uygun gördüğü kıyafeti giymek zorunda olmakla, sadece erkeklerin Tanrısal ilhamla yazdığı ve şekillendirdiği din kitaplarının yorumlamalarıyla, dünya kadınları daha çoook “Kadınlar Günü” kutlamak (!) zorunda demektir.
 
Zaten, yılın 365 gününden sadece birinin, dünya nüfusunun yüzde 50’den fazlasını oluşturan kadınlara ayrılmış olması gibi bir durum, yıl içinde kutlanan diğer günleri de akla getirince, başlı başına bir garabet olarak karşımıza çıkmıyor mu?
 
“Kadın-erkek eşitsizliği”ni, vücut şekillerinin birbirine benzememesine kadar indirgeyebilen kafaların çoğunluk olduğu ülkelerde hararetle kutlanan Kadınlar Günü’nün, kadının beynine kadar çıkma eğitim ve kültürünü edinebilmiş medeni ülkelerde bizim ve bizim gibi ülkeler kadar hararetle kutlanmamasının, gittikçe anlamsızlaşmasının bir anlamı olmalı...
 
Bugün de, sağlık çalışanlarına ayrılmış, özellikle de doktorlara ayrılmış “14 Mart Tıp Bayramı...”
Bugünün adı “bayram” ama, ben bu yaşa geldim, daha “bayram” olarak kutlandığına tanık olmadım... Sadece, bu sektör içinde bulunanların yaşadığı sorunları, çözüm önerilerini gündeme taşıma fırsatı buldukları, yönetici kadrolarının, kendilerine ve yönetim tarzlarına yönelik eleştiri dışında hiç bir sorunun çözümü ile, “bu insanlar bir şey diyor ama, ne diyor?” diye asla kafa yormadıkları bir durum.
 
 
‘Müjdeli’ Tıp Bayramı...
Ama bu yılki 14 Mart Tıp Bayramı biraz farklı...
Başbakanımız, ağır mesai şartları arasında inim inim inleyen, zaman zaman isyanını sokaklara taşıran sağlık personeli için, “arife günü” müjde (!) veriyor: Fazla mesai ücretlerinize yüzde 50 zam... Yani, ortalama 7 lira civarında olan bir saatlik fazla mesai ücreti, bundan sonra 10 lira 50 kuruş... Az veren candan, çok veren maldan...
 
Sözün burasında, yarın “eskilerden bir anı olarak” yazmayı düşündüğüm, 24 yıl önce imzalanmış, hak sahipleri arasında benim de bulunduğum bir toplu sözleşme metninin, fazla mesai bölümünden yorumsuz bir alıntı yapayım. Demokrasi adına, çalışma yaşamı adına nereden nereye geldiğimizin küçük bir örneği olarak...
 
Fazla mesai sürelerine beher saat için verilecek ücret, normal mesai ücretinin yüzde 75 fazlası ile ödenir.
 
Saat 24.00’ten sonra yapılan fazla mesailer için verilecek ücret ise, normal saat ücretinin yüzde 150 fazlasıyla ödenir.
 
Fazla mesai saatlerinin hesabında yarım saatten az olan mesailer yarım saat, yarım saatten fazlası ile tam saat sayılır.
Sendika üyelerine, rızası dışında fazla mesai yaptırılamaz. Çalışması saat 24.00’te bitenler, ertesi günü saat 12.00’den önce işe çağrılamaz.
 
Yukarıda belirttiğim gibi, söz konusu toplu sözleşme metninden alıntılara yarın devam edeceğim...
 
 
Hiç Yoktan Sevinme Sebebi Yaratmak...
İzmir Valisi Mustafa Toprak, çok sayıda düşünebilen, değerlendirebilen insan tarafından “sıkı yönetim bildirgesi” olarak nitelenen genelgeyi geri çekmiş.
 
Anlayıp, anladıklarını anlatmakla görevli olan basın mensupları dahil, Vali Toprak’tan başka herkesin “yanlış anladığı” genelge, “durduk yerde” mi yazıldı, yoksa bir “talimatın eseri” olarak mı kaleme alındı, geri çekilmesi, yine Vali’nin “öz inisiyatifi” dahilinde mi, gerçekleşti, yoksa o da mı bir “talimat”ın eseri, her ne kadar merak etmiş olsak da bilememiz olanaksız.
 
Ancak geldiğimiz nokta “eşeği kaybedip üzülmek, bulunca hiç yoktan bir sevinme sebebimiz” olması açısından, önemli...
 
Valilik genelgesinin anlamını anlayarak üzüldük ama, geri çekilince kendimize bir sevinme sebebimiz oldu...
Hiç yoktan bir sevinme sebebimiz oldu...
Vali Bey’e ne kadar teşekkür etsek az..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN