Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bayram mı, Ne Bayramı?

Yayınlanma Tarihi : 13 - 03 - 2015 : 12:23
Bir baba anlatıyor:
Büyük oğlum tıbbı seçti.
Böylece bir tıp öğrencisi 6 yıl boyunca ne yapar, nasıl çalışır, sınavlara nasıl girer, son yıldaki "intern", yani stajyer doktorluk devresini nasıl geçirir, yakından izledim.
6 uzun yıl sonunda bütün yakınları olarak mezuniyet törenine gittik. Onunla gurur duyduk.
Daha 24 yaşında saçları seyrelmeye başlayan oğlum artık "pratisyen doktor” olmuştu.
Hepimiz, daha öğrenciyken bile kendisine "doktor bey" denmeye başlanmasının karın doyurmayacağını, "devlet baba" nın doktorlara nasıl eziyet ettiğini anlamanın, daha doğrusu yaşamanın zamanı geldiğinden habersizdik.
Liseyi onunla aynı yıl bitirenler, meslekte üçüncü yıllarına başlamışlar, mühendis, mimar, avukat olmuşlardı.
Kimisi bu iki senede yeteri kadar para biriktirmiş, evlenmişlerdi.
Ama doktor oğlumun evlenmesi, bizim de torun sahibi olmamız için anlaşılan daha uzun seneler beklememiz gerekecekti.
 
 
Bugün artık böbrek rahatsızlığı olan, iç hastalıkları uzmanına gitmiyor. Şifasını bu dalın bir üst uzmanlık alanı olan nefroloji uzmanında arıyor.
Dolayısıyla hiç bir doktor pratisyen kalmak istemiyor.
Bu parlak gençlerin hedefi uzman doktor olmak.
 
Ciltler dolusu Tıpta Uzmanlık Sınavı kitaplarını birkaç kere devirmeden, bu sınavı ilk girişte kazanmak malesef nasip olmuyor.
Geçerli bir puan alsa bile istediği yerde ve istediği dalda asistan olamıyor.
Oğlum da binlerce yeni mezun pratisyenin akıbetine uğruyor. İlk sınavında başarılı olamıyor ve mecburi hizmete gidiyor.
 
 
Doktorlara uygulanan bu mecburi hizmet konusu, insanlarımızın sağlığını teslim ettiğimiz bu mümtaz zümreye uygulanan korkunç bir haksızlıktır.
Bu insanlar asker değildir, polis değildir.
Devlet tarafından okutulmazlar.
Onlara öğrencilikleri boyunca öğrenci maaşı verilmez.
Ama okul bitince, asker ve polis gibi mecburi hizmete gönderilir. 
6 yıl ter döktükten sonra doktorlara diplomalarının hemen verilmediğini sanırım çoğunuz bilmezsiniz.
Onlar diplomalarını, mecburi hizmet bitince yani neredeyse 2 yıllık doktorken, Sağlık Bakanlığı, mezun olduğu tıp fakültesine "bu doktor mecburi hizmetini tamamlamıştır" yazısını gönderdikten sonra alabilirler. 
 
 
Çaresiz oğlumuzu, devletimizin mühendise, mimara, avukata uygulamadığı bu mecburi hizmete, İstanbul’a 850 kilometre uzakta, 1800 metre yükseklikte bir dağın tepesindeki sağlık ocağına uğurladık. 
Bu gencecik insan, kendi halkının bile terk ettiği bu köyde, 1.5 senesini geçirmek zorunda kaldı.
Ahırdan biraz iyice "lojman" ile sağlık ocağı arasında sıkıştı kaldı.
Bu şartlarda çalışmanın karşılığı kaç TL maaş alıyordu dersiniz?
6 yıl tahsilin akabinde, doktorluğunun ikinci yılında 1400 lira. O da 4. Bölgede olduğu için.
İzmir'de İstanbul’da olsa 1200 lira geçecekti eline zavallının.
Bir de Devlet Baba, 50 metrekare ahır lojmanın kirasını olarak har ay 100 lira almayı ihmal etmedi.
 
 
Bu yazı, bir doktor babasının İsyanıdır!..
Doktorlarımız mutsuz ve huzursuzdur.
Ama devlet; çıkarılan kanun, yönetmelik ve genelgelerle doktorları kendince hizaya getirmek yanlışında ısrarcıdır.
14 Mart, doktorlarımız için "Bayram" olmaktan çıkmış, "Tıbbi Eziyet"e dönüşmüştür.
Canımızı, yaşamımızı ellerine teslim ettiğimiz bu kutsal mesleğin insanlarını "başımıza taç" yapacağımıza, ayaklarımızın altına alıp yok etmeye, itibarsızlaştırmaya çalışıyoruz.
Yazıktır, ayıptır beyler...
 
Not:  Bir doktor babası tarafından yazılan bu yazı (mektup), 25 Ekim 2010 tarihlidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN