Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Ekol Sanat Galerisi’nde Sanatçı Eşler Senfonisi

Yayınlanma Tarihi : 09 - 03 - 2015 : 09:06
Geçtiğimiz Cumartesi günü, sergi açılış müdavimleri arasında yerimi aldığım Ekol Sanat’ta, sanatçı bir çiftin marifetlerini görmeye gittim... Heykeltraş Malik Bulut’un heykelleri ile, henüz bir yıllık eşi, heykel sanatı eğitimli takı sanatçısı Benan Bulut’un eserlerinden oluşan “senfoni”sine...
 
Senfoni, her ne kadar dünya dillerine “bir tür müzik eseri-komposizyonu” olarak yerleşmiş olsa da, Yunanca kökenli bu kelimenin gerçek anlamı, “ses uyumu”dur.
 
Genç sanatçıların sanatları üzerinde yorum yapma konusunda bir eğitimim ve yetişmişliğim olmadığı için, ben en iyisi bu “senfoni”nin insan hikayesini sizlerle paylaşayım.
 
Malik Bulut Silifke doğumlu... Resim üzerindeki yeteneğini farkeden öğretmenlerinin teşviki ile sanata yönelmiş, diplomalı heykelci olmuş.
Kars’ta, yerle bir edilen “ucube heykel”in yaratıcısı, uluslararası sanatçı Mehmet Aksoy’un yanında 4 yıl asistanlık yapan Malik Bulut, 10 yıldır kendi heykellerini kendi atölyesinde yapmaya, taş bloklarına anlam kazandırmaya başlamış.
 
Bağdat doğumlu Benan Bulut da yurt dışında heykelcilik eğitimi aldıktan sonra bir gün İstanbul’da açılışını duyduğu heykel sergisine gitmiş. Afyon’un siyah mermeri ile şekillenmiş bir kompozisyon karşısında adeta çakılıp kalmışken, eserin yaratıcısını tebrik etmeyi düşünürken, genç sanatçı güzel ve alımlı ziyaretçinin yanı başında bitivermiş...
 
Renan Hanım, kısa sohbetin ardından “tanışmış olmaktan duyduğu mutluluk gözlerinden okunan” Malik’e asla reddetmeyeceği, üstelik mutluluk duyacağı bir ricada bulunmuş.
 
Bir süre sizinle birlikte çalışabilir miyim?
Bu tanışma ve bir süre aynı atölyede çalışma, kısa sürede evlilik teklifi getirdiğine, 9-10 ay sonra da nikah masasında “ömür boyu birliktelik” imzalarıyla sonuçlandığına göre, tesadüflerin şekillendirdiği kader birliğine “bir heykel başında buluşan iki heykeltraşın heykel başında başlayan aşkı” teşhisi koymakta bir sakınca olamaz...
 
Malik Bulut, geniş bir açık arazide kurduğu atölyesinde şekilsiz taş parçalarını hayat vermeye devam ederken, Benan Hanım, kendisine daha uygun bulduğu takı alanında uzmanlaşmaya başlamış. 
 
Eğitimini aldığı heykel sanatının etkisi ve birikimi ile tasarladığı yüzükleri, küpeleri, takıları tezgah başına geçip kendi elleriyle yapmaya, doğal olarak “yontma”ya başlamış.
 
Kendisine ham malzeme olarak seçtiği altın, gümüş, bronz, alüminyumdan kompozisyonlar oluşturmuş.
 
İşte O Heykel, Bu Heykel
Halen ayrı atölyelerde eserler yaratmaya devam eden iki genç sanatçı, Ekol Sanat’ta, hayatlarının bir ilkini daha yaşıyor. Bu sergi, Benan ve Malik Bulut’un ortaklaşa açtığı ilk sergi... 
 
Bir tarafta heykeller, bir tarafta bir heykelcinin elinden çıkmış, her birisi heykel izleri taşıyan özgün takılar...
Yukarıdaki “aşk heykeli” hikayesini, sergiyi birlikte gezdiğim sevgili arkadaşım Berrin Tuncel Birer anlatınca, her iki sanatçıyla da ayrı ayrı görüşerek “ayrıntı” istedim. İkisinin anlatımlarının bileşkesi olarak yukarıda anlattıklarım çıktı.
 
Biliyorum; “o aşk heykeli hangi heykel?” diye merak ediyorsunuzdur. Benan ve Malik Bulut’a rica ederek “o heykel”in yanına götürdüm, o hatırayı HT Egeli’nin “gece kuşu” sevgili arkadaşım Yusuf Çınar’ın objektifinden bu köşede sizlerle paylaşıyorum.
İşte iki hayatın, iki sanat dalının senfonisini yazan heykel, bu heykel...
 
Her ay, “sanattan anlamayan” beni, bir sanat tutkunu haline getiren, her ay birbirinden değerli sanatçılarla buluşma, tanışma fırsatı veren Ekol Sanat’ın yaratıcıları Dr. Figen-Mehmet Baz çiftine sonsuz teşekkürler.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER
Reklam


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


Reklam
BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN