Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kadına Şiddet Günü!

Yayınlanma Tarihi : 07 - 03 - 2015 : 09:19
Yarın Dünya Kadınlar Günü...
Her yıl 8 Mart’ı daha disiplinli ve düşündürücü ölçeklerde kutluyoruz.
Kadın için hakların yetersizliğinden söz ederek; devleti yönetenleri, yeni sorumluluk tarifleriyle hizmet sunmaya zorluyoruz.
Peki, değişen bir şey oluyor mu?
Hayır! Her gün artan şiddet ölçülerinin tekrarıyla yaralanıyoruz, utanılacak noktaya geliyoruz...
***
Tarihe bakın; orada insanlığın utanacağı o kadar çok ayıp, suç ve günah göreceksiniz ki, gözleriniz, simsiyah bir ufuk çizgisinin gerisindeki karanlıktan korkacak ve ruhunuzun aklığı zifirle kararacaktır.
Sonra bembeyaz bir aydınlığın vaadi ve umutlu bekleyişlerin tesellisiyle rahatlayacağız.
Birincisi, kendini sık tekrar eden bir insanlık dramı, ikincisi faydasız teselli arayışının girdabında kaybolan çaresizliğin tekrarıdır.
Bir süre sonra, yeniden o karanlık bahtsızlığın gayyasına düşmenin çaresizliğini yaşayacağız...
Kadına yönelik şiddetin ayıbında ve suçunda bu tekrarın bahtsızlığını ve çözümsüzlüğünü gizleyip kendimizi rahatlatacağız...
Nasıl mı? İşte size örnek...
8 Mart’ı kutluyoruz da, takvim 25 Kasım’ı gösterdiğinde, kadın için büyük değer taşıyan bu günü aklımıza bile getirmiyoruz... 
BM Genel Kurulu 1999 yılında, 25 Kasım gününü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan etti. 
Bugünü bilen, kutlayan, uygulanmasını isteyen kaç kişi var acaba?
Eğer böyle bir mücadele kararının evrensel sorumluluğunu hatırlamıyorsak, 8 Mart kadınlar günü kendini tekrar eden bir tören sıradanlığından başka hiçbir şey değil demektir...
Kadına uygulanan şiddet bahsinde Türkiye, dünya uygulamalarıyla karşılaştırıldığında, gerçekten utanılacak bir ayıp seviyesinin yüksekliğini ve hiddet derinliğini sergiler.
Bunlar, sadece hüzünlü öyküler değil, aynı zamanda hukuk ihlali ve ulusal terbiye eksikliğinin yarattığı evrensel utanç başlıklarıdırlar.
Ne utanılmaz bir seviyesizliktir ki, toplumun ve devletin duyarsızlığını ile sürüp gitmekte ve alınmak istenen bütün önlemlere rağmen utançlı etkisini ve eylem tekrarını sürdürmektedir.
Bu seviyesizliğin yarattığı büyük ayıbın izleri; yalnızca bedenlere zarar vermiyor, kadın ruhunun derinliklerindeki öz saygıyı, direnme gücünü, hakkını arama ve koruma iradesini zayıflatıyor; hatta yok ediyor...
Kadına şiddet konusunda bir uluslararası direnme ve dayanışma günü olması işi çözmüyor. Mor Çatı kadın sığınma evleriyle vahşi şiddete ve tacize çare üretmiyor..
***
Özgecan cinayeti karşısında bütün Türkiye’nin yaşadığı acı ve ayıp karşısında hangi toplumsal karar ve uygulama, soruna kesin bir çözüm üretebilir?
İşte üzerinde düşünülecek temel konu budur.
Çözümün üretilemediği her sorun, elbette ki toplumun ve ülkenin, hatta evrenselliğin bütün değerlerini yok eden bir felaket tekrarıdır.
Sorumlu devlet ahlakı ve devlet adamlığı, kendini bu bahsin karanlık ve utançlı dehlizlerinde gizlemeye alışıktır.
Ve ne ayıptır ki, her şiddet olayı birkaç gün sonra insanlığın silik karakterli utanç hafızasında bile iz bırakmadan yok olup gidiyor... 
Her şeye rağmen 8 Mart’ı kutluyorum. 
Kadınlarımıza layık bir kutlama idrakinin hakkını temsil edecek değer ve cesaret iradesi olmasını temenni ediyorum...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN