Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Dolar Uçuyor

Yayınlanma Tarihi : 28 - 02 - 2015 : 09:05
Seçimlere 100 gün kaldı.
Böyle hassas günlerde siyasi tartışmaların hızlanması doğaldır.
Ama bu hızlanma, genellikle mantık çerçevesindedir ve siyaset idrakine uygun olarak gelişir.
Ara sıra rekabet ölçeklerinin abartıldığı, biraz da kumpasçı kültürle yoğrulup keyfileştirildiği olur.
İktidarı da, muhalefeti de       bu yaklaşıma alışıktırlar.
Yani, ayıba bulaşmaktan çekinmezler; ama siyaseten kayıp yaratacak ihtimalden ödleri kopar...
***
Seçime 100 gün kala ülkenin genel manzarasındaki bu tablo nasıl özetlenebilir?
Kısa yol tarifi şudur: Tayyip Bey’in geleneksel buyurgan siyaset planlaması ve kesin itaat bekleyen emir modeli, şimdi cılız diklenmeler ile karşı karşıya kalmıştır.
Son günlerde mesleki tarif icabı, tamamen bağımsız olan kurumlar da bu tür diklenmelerde boy göstermeye başladılar...
Davutoğlu, henüz Tayyip Bey’in büyüsünden kurtulamamışken, Ali Babacan ve Erdem Başcı’nın istifalarını Başbakan’a sundukları dedikodusu ayyuka çıkmıştır.
Tayyip Bey’in, Merkez Bankası Başkanı’nı muhatap alan, “bağımsızlık zırhına sığınarak, bize karşı tavır takınma. Başka bir yere bağımlılığın mı var bunu söyle” ifadesindeki itham iması, doları havalara uçurdu.
Merkez Bankası’nın ve başbakanlığın yalanlama ifadelerine rağmen dolar, 2.51 seviyesine yükseldi.
Neden?
Çünkü yapılan açıklamalar, halka ve finans çevrelerine inandırıcı gelmedi...
***
Siyaset mesleğinde herkes, bütün gözlerin kendi üzerinde toplanmasını ister.
Bunun iki yolu vardır. Birincisine “makul yaklaşım” denir: 
Makul yaklaşım için akıl ve mantık disiplini ile temayüz etmek esas alınır. Böylece en mükemmel ve kalıcı sistematik  değer oluşturulur. İkincisine, “algı yaratma” yöntemi diyebiliriz.
Algı yaratma, seçmeni kendi lehine çevirme kurnazlığı olarak da tanımlanabilir.
Siyaseti ezbere yaşayan, üretmek yerine devlet kesesinden iane bahsine itibar eden kitlesel karar kadrosu, en çok bu algı modelinden hoşlanır ve sonuna kadar yararlanır.
***
Bu telaşlı haftayı, bu gelişmelerle dün kapattık: Bunlar nahoş şeylerdi.
Peki, yarın nasıl sakin ve güven veren bir ortama kavuşacağız.?
Peki, siyaset nasıl sükûnet bulacak?
Hatta siyaset üslubu nasıl  bir terbiyevi dile kavuşacak?
Hatırlayınız, etkin siyasi liderler, Çankaya’ya çıkarken kendi kontrolü altında tutacakları başbakanları tayin ederek, bütün yönetimi avuçlarına almaya meraklanırlardı.
Yani, hiçbir sorumluluk üstlenmeden memleketi istediği biçimde yürütmek isterlerdi. Buna keyfileşme diyoruz.
Tarihten örnekler bulabilir miyiz? Elbette! Mesela Özal, Çankaya’ya çıkınca Yıldırım Akbulut’u tayin ederek, otoriteyi ele almak istemişti.
Mantıklı olmadığı için kısa sürede fireler zuhur etti ve sonunda koskoca ANAP tarihe gömüldü.
Süleyman Demirel de benzerini yaşatan bir durum yarattı. Parti ve devlet yönetimi birbirine girdi. Ve koskoca Demokrat Parti mirası ve Adalet Partisi kültürü tarihe karıştı...
***
Peki, mevcut durum için ne diyebiliriz?
Kim bilir, belki de söylenen doğrudur: Yani “tarih tekerrür ediyor diyorlar” belki gerçekten tarihin tekerrür basamağında olabiliriz...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN