Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kırmızı Çizgimiz

Yayınlanma Tarihi : 26 - 02 - 2015 : 15:13
Hükümet, Süleyman Şah için düzenlenen operasyonu büyük başarı...
Muhalefet ise; vatan toprağının terkedilmesi olarak kabul ediyor.
Peki işin aslı nedir?
Osmanlı devletinin kurucusu Sultan Osman’ın dedesi olduğu kabul edilen Süleyman Şah’ın türbesinin bulunduğu yer, Türkiye ile Fransa arasında imzalanan 1921 tarihli Ankara Antlaşması'nın 9. maddesine ve Lozan Antlaşması’nın 3. maddesine göre Türk toprağıdır.
Suriye bunu kabul etmiştir.
Bu Türbenin yeri, Tabka barajının sularının altında kalacağı gerekçesiyle 1973 yılında Türkiye ile Suriye arasında varılan bir anlaşmayla değiştirilerek bugünkü yerine taşınmıştı.
 
Suriye’de savaş patlak verince ve o bölge terör örgütlerinin tehdidi altına girince Türkiye Süleyman Şah Türbesinin "Kırmızı Çizgi"miz olduğunu, yapılacak bir saldırının bedelinin misliyle ödetileceğini taraflara sert biçimde açıkladı.
Bu kadarla da kalmadı;
Haftaya Cuma namazını Şamdaki Emevi Cami’nde kılacağız inşallah.
Gerekirse 3 günde ªam’ı teslim alırız. 
Süleyman Şah’a müdahaleyi savaş nedeni sayarız. Bedeli ağır olur, dendi.
Peki bu kararlı tutumdan sonra ne oldu da, askerlerimiz tahliye edilip türbenin bulunduğu topraklardan geri çekildi?
 
Anlaşmalara göre Süleyman Şah Türbesi ve civarındaki toprakların hukuken ülkemizin başka yerlerdeki topraklarından farkı yoktur.
Yani Türkiye, o toprakları koruma hakkına sahiptir.
Kardak Adası'nda böyle olmuştur.
Yunanistan asker çıkarıp bayrak dikince, operasyon düzenlenmiş ve Yunan askerleri çekilmek zorunda bırakılmıştır.
Çok daha ciddi bir durum Arjantin’in 1982 yılında Falkland Adalarını işgal etmesiyle yaşanmıştır.
İngiltere, 100’den fazla savaş gemisini 8 bin mil uzaktaki Falkland’a göndermiş ve Arjantin kuvvetleriyle savaşı göze almıştır.
Arjantin çekilmek zorunda bırakılmış Falkland adaları yeniden İngiliz egemenliğine geçmiştir.
İngiltere 255 askerini kaybetmeyi göz almış, 775 İngiliz askeri yaralanmış, 115 asker esir olmuştur. 
İngiltere o savaşta 2 muhrip, 2 firkateyn ile 4 yardımcı gemi, 24 helikopter, 10 savaş uçağı kaybetmiştir.
 
Onur Öymen makalesinde çok doğru noktaların altını çizmiş.
"Dünyada pek çok ülke askeri, stratejik ve ekonomik açılardan pek de önemli olmayan topraklarını bile savunmak için büyük fedakârlıkları göze almışlardır" diyor.
Öymen ekliyor:
"Hükümetin şimdi yaptığı gibi, egemenlik hakkına sahip bulunduğu bir bölgeden çekilip, aynı ülkenin başka bir bölgesinde fiili durum yaratarak tek başına egemenlik alanı kurmasının dünyadaki başka bir örneğini ben hatırlamıyorum..."
 
Peki ne yapılmalıydı?
Öncelikle Türkiye kesinlikle başka ülke sınırları içindeki iç çatışmalara katılmaktan uzak durmalıdır.
Sınırlarından hiçbir silahlı grubun geçmesine izin vermemelidir.
Egemenlik alanlarımızda fiili durumların yaratılmasına müsaade etmemelidir.
Bölgemizdeki, PKK dahil, bütün terör örgütlerinin bertaraf edilmesine yönelik bir strateji izlemeli ve bunun savunucusu olmalıdır.
 
Önemli bir ayrıntı daha var. 
Silahlı kuvvetlerimizin YPG kontrolünde bölgeye gittiği iddiası.
Yani, hükümetin PKK ile eş tuttuğu YPG.
Bunu YPG ve HDP kaynakları teyit ediyor. 
Ne kadar doğru, bilemiyoruz.
Ama ülke olarak en başta iç barışı istiyorsak bölgenin "efesi" olmaya soyunmayı bırakıp, "ağabeyi" olmaya çalışmalıyız.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN