Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


''CED Raporuna Gerek Yok

Yayınlanma Tarihi : 25 - 02 - 2015 : 11:58
Görünen o ki; yetkililerin halen sürdükleri “çevre anlayışı” ile “çevre-ihtiyaç dengesini” çevre aleyhine kullanması ile İzmir, Vali Mustafa Toprak’a bile “İzmir bu mu?...” dedirten çirkinlikten, tozdan-dumandan kurtulamayacak.
 
Baksanıza, İzmir Valiliği “eline tutuşturulan yetki” ile önüne gelen yere “ÇED (Çevre Etki Değenledirme) raporuna gerek yok” diyerek en kirlisinden en tozlusuna kadar her alanda tesis izni veriyor.
 
Bu kez “ÇED’e gerek yok” denilen, asfalt ve plent mix (asfalt ile mıcırı serime hazır hale getiren tesis) tesisin kurulması için izin verilen yer, Kemalpaşa’nın Ulucak’ı ile Bornova’nın Yakaköy ve Çiçekli Köyü arası...
 
Yöreyi iyi bilen, sıklıkla da o güzergahı kullanan birisi olarak bana deseniz ki, “böyle bir tesis için en uygunsuz yer neresi?...” Hiç şüphesiz, “Zeytinliklerin, çok ağaçların iç içe geçtiği, az ilerisinde iki köy ile yüzlerce yazlık konutun ve onlarca restoranın, kahvaltı evinin bulunduğu, binlerce vatandaşın piknik alanı olarak kullandığı Ulucak ile Çiçekli ve Yakaköyler arası” derim.
 
ÇED gibi çevreyi ve çevrede yaşayan insan, hayvan ve bitki sağlığını varlığını korumaya yönelik bir tedbir olarak getirilen önlemler görüşler dizisi, bürokratların masa başında alabilecekleri “CED raporuna gerek yok” kararı kadar hafife alınacak bir konu değildir.
 
Bu gözardıyı yaptığın anda, ÇED raporunun içinde bulunması gereken bilim adamları tespit ve öngörülerini, çevrede yaşayan insanların yaşam standardını da göz ardı etmiş olursun ki, devletin ve devlet kademelerindeki bürokratların, normal şartlarda buna hakkı olabileceğini zannetmiyorum.
 
Siz önce bir ÇED’in aşamalarını bire bir uygulayın, gerek olup olmadığına, kirletici-tahrip edici bir tesise gerek olup olmadığına raporlar karar versin...
 
İzmir’in yönetenleri bile utandıran, hayret içinde bırakan “Belkahve manzarası” konusunda Vali Mustafa Toprak’ın “Burası İzmir mi?” şeklindeki samimi tepkisi hala kulaklarımda çınlamaktadır. Devamında Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun “İnsan sağlığına zararlı olacak baca gazlarını salmaya devam ederseniz, ceza yazarız ha!...” tehdidi...
 
 
Büyükşehir’e “Seyircilik” Rolü...
Zannedersiniz ki; İzmir’i yönetenler sorunu zamana yayıp kökten çözmeye çalışıyorlar da, bir takım görünmez eller, güçler buna engel oluyor...
 
Size burada, belediye mücavir alan sınırları içinde yer alan taş ocakları, kırma elele vb tesisleri için işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmesine ilişkin yönetmeliğin son halini anlatayım da, kullanılan büyük lafların “timsah göz yaşları” olup olmadığına siz karar verin.
 
24.06.2010 tarih ve 27621 sayılı yasa maddesine göre “maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri tarafından verilir. 06.12.2012 tarih ve 28.489 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yasa ile 13 ilde özel idareler kapatılmış, “3213 sayılı Kanuna göre maden üretim faaliyetlerine ilişkin yetki ve görevler, büyükşehirlerde valiliklerce yürütülür” hükmü getirilmiştir.
 
Taş ocakları ve mıcır tesisleri açabilmek için ruhsat verecek tek yetkili Valilik bünyesindeki Yatırım İzleme ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı’dır. Görülüyor ki; Büyükşehir Belediyeleri yöneticilerinin, vicdan sızlatan çevre görüntüleri konusunda tüm yetkileri elinden alınmış, eli kolu-bağlanmış, merkezi idarenin kolu olan valilik bünyesindeki kurula verilmiştir.
 
Zannederim;  bir çevre hareketi, görenlerin için sızlatan bağrı deşilmiş bir tabiat parçası varsa, tek sorumlunun kim ya da kimler olduğunu, söylemle-eylem farkını, tepki adresini anlamışsınızdır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN