Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


İte Dalaşmaktansa, Çalıyı Dolaşmak...

Yayınlanma Tarihi : 23 - 02 - 2015 : 08:45
Pazar sabahı bir uyandık ki; Türkiye’nin Türkiye dışındaki tek ülke toprağı olan Suriye sınırları içindeki Süleyman Şah Türbesi’ne operasyon düzenlemişiz.
 
Bir talihsiz görev şehidi dışında her şey başarı ile gerçekleşmiş, orada dalgalanan bayrağımızı da, sınırımıza yakın bir bölgede, aynı alana sahip bir yere dikmişiz. Terhisleri geldiği halde değişim yapamadığımız askerlerimizi de ailelerine kavuşturmuşuz.
 
Operasyon her ne kadar basit gibi görünse de, her türlü saldırı olasılığına karşı alınan önlemlerin ciddiliği, Türkiye büyük bir devletin, o yerleri işgal altında bulunduran IŞİD gibi kanlı, gözü dönmüş bir terör örgütü ile dalaşmaktan kaçınmış olması açısından önemlidir ve bu sağ duyulu kararı alanları ve uygulayanları kutlamak gerek.
 
Suriye’nin içine sürüklendiği durumdaki “Türkiye parmağı”nı asla ve asla tasvip etmesem de, son yapılan “İte dalaşmaktansa çalıyı dolaşma” olayının isabeti ortadadır.
 
Bu konudaki derin yorumları “televizyonların kadrolu her şeyi bilenleri”ne bırakarak, Ege Üniversitesi’nde canımızı yakan, mezuniyetine 4 ay kalan pırıl pırıl bir gencimizi, hiç yoktan kaybettiğimiz olaya gelmek istiyorum.
 
 
“Sağ-Sol Kavgası” Demek Doğru Değil...
1980 öncesi 5 binden fazla insanımızı kaybettiğimiz “sağ-sol” çatışmalarının ülkemize nelere mal olduğunu, bir askeri darbe ile her şeyin bıçak gibi kesilişini bir gazeteci olarak iyi gözlemlemiş birisi olarak, her hangi bir üniversitede çıkan küçücük bir çatışma haberini bile endişe ve korku ile izliyorum.
 
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde küçük ölçülerde iki grup arasında iki yılı aşkın zamandır meydana gelen çatışmaları da bu açıdan ilgi odağımdadır. Konu ile ilgili haber bültenlerine baktığımda bir “sağ-sol çatışması”nın bilerek veya bilmeyerek özenle yerleştirilmiş olması dikkatimi çekmektedir.
 
Oysa, bugüne kadar Ülkü Ocakları’na mensup gençlerle, Kürt kökenli gençler arasında yaşanan husumet, bir “sağcı gençlerle-solcu gençler”in kavgası değildir. Hadi Ülkücü gençlerin “sağcı”lığını anladık da, Kürt kökenli gençlerin “solcu”luğu nereden çıkarılıyor?
Onlar da olsa olsa “Kürt sağcısı”dır...
 
İnsan bu aşamada sormadan edemiyor; bu olaylara “sağ - sol çatışması” yakıştırması acaba bilinçli midir?
 
3-5 “Baba Polis” Kökten Çözebilir...
Kaldı ki; Ege Üniversitesi kampusuna girip-çıkan 50 bin civarında öğrenci sayısı dikkate alındığında, aralarında sıklıkla kavga eden gençlerin sayısı yüzde ile bile ifade edilemeyecek kadar küçüktür. Kavga mekanı kampus içi olsa bile...
 
Bir de, Ege Üniversitesi’nde iki yıldır tekrarlanan olaylarda sayıları 50 veya 100 civarındaki bu grup vardır. Hatırı sayılır bir ilçe, hatta il nüfusuna sahip koskoca bir camianın “kavga mekanı, sağ-sol çatışma alanı” olarak lanse etmekte gerek yetkililerin, gerek basın mensuplarının daha dikkatli ve hassas davranması, toplumsal sorumluluk gereğidir.
 
Dünyada “sağcı-solcu” kavgası mı kaldı da, Ege Üniversitesi gibi bir bilim yuvasının bu alanda adı çıkarılıyor?
 
Bu arada, bu güne kadar bu iki grup arasında çıkan kavganın başlangıcının aynı olması da dikkat çekicidir. Bir grup toplanıp bildiri okuyor, tam dağılırken karşı grup çatışmanın fitili olacak sözlü sataşmalara başlıyor. Sonra da taş-sopa-bıçak... Kampusa ne sokabildilerse...
Her olay ihbarında üniversite kampusuna tam donanımlı bir polis ordusu gönderilmesi, biber gazından copa kadar tüm ne varsa kullanmasını, yetkililerimizin sağ duyulu değerlendirmesine sunarım. Kusura bakmasınlar ama, şu anda yapılan “yangına körükle gitmek” gibi bir şey...
 
Olay 3-5 “baba polis”in kökten çözeceği bir işken...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN