Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Vatandaşa Yeni “Süründürme” Şekli...

Yayınlanma Tarihi : 14 - 02 - 2015 : 09:19
Türkiye’de bir türlü oturmayan sistemlerden birisi de banka-müşteri ilişkileri... Eğer küçük de olsa bir tasarrufunuz varsa, “yastık altına koyduğunuzda bir şekilde eriyip bitme riski”ne karşı götürüp bankaya yatırıyorsunuz, onlar da hesapta parayı görünce “bu hesap işletim ücreti, bu kart kullanım bedeli, bu kulüp üyeliği gibi” gerekçelerle başlıyorlar kırpmaya. “3-5 kuruş faiz alayım, bari sürekli erimeden küçük bir bölümünü kurtarayım” derken, bir bakıyorsunuz borçlu çıkmışınız.
Ya da zorunlu bir ihtiyacınızı karşılamak üzere, bankadan uygun gördükleri faiz üzerinden borç para alıyorsunuz; bu bilmem ne vergisi, bu dosya masrafı, bu bilmem ne ücreti diye bir sürü kesinti.
Bir ihtiyaç gidermek üzere alınan borç paradan devlet vergi alır mı?
Bizim devletimiz alır... Haksız kazançla, kayıt dışı ekonomiyle baş edemeyince borç paradan bile vergi alır...
Yıllardır bu konuda ülkemizin en büyük hukuk mercileri karar üzerine kararlar açıklar. “Anayasamıza, insan ve vatandaşlık haklarına aykırıdır, haksızdır” kararlarını verir. Anca hükümet bilinen sebeplerle, bu hukuki kararları asla otomatiğe bağlamayı, vatandaşın şu da ya da bu şekilde soyulmasının önüne geçmeyi aklının ucundan bile geçirmediği gibi, “hukuki kararların önünü tıkayıcı kanun, kararname” peşine düşer.
Çünkü, “haksız kesinti” olduğu yasal olarak ispatlanmış tahsilatlardan pay almaktadır.
Eğer vatandaşın şu da bu şekilde soyulmasının önü kesilirse, hukuki uygulamalar otomatiğe bağlanıp, vatandaşın hakkı kişisel olarak mahkemeye gitmesine gerek kalmadan ödenirse, devletin geliri azalacaktır.
 
Otomatiğe Bağlayın...
Bu ülkede, çoluk-çocuk-bebek dahil her 5 kişiden 4’ünün bir bankada hesabı olduğu düşünülürse, bankaların haksızlığı ortaya konmuş tahsilatlarından, devletin aldığı payın büyüklüğü ortaya çıkar.
Malum; son zamanlarda ortaya çıkan “haksız tahsilat tahsilatçıları”, vatandaşın mahkemelere koşmasının önünü açtı, bunun hiç de korkulacak, çekinilecek bir durum olmadığını ortaya koydu.
Mahkemelere akın eden, ya da küçücük bir ön ödeme ile avukata başvuran yüz binler bankaların kapısına dayanıp, haksız kesintilerini toplu olarak almaya başladı. Üzerine bir de bankaların fazladan ödemek durumunda kaldığı mahkeme masrafları ve avukat ücretleri eklenince, panikleyen Bankalar Birliği “Aman avukata başvurmayın, mahkemelere gitmeyin, gelin hesabınızın bulunduğu banka şubesine, sizden zorunlu olarak kesilmiş paralarınızı toptan alın...”
Burada normal olan elbette, banka müşterisinden yapılan kesintilerin, mevcut hesaba otomatik olarak aktarılmasıdır...
Bankalar Birliği, üyesi bankalara, bir kereliğine de olsa vatandaş lehine olacak bir talimat vermediği gibi, hükümetin ilgili kurumlarından, bakanlıklarından hiç birisi de bu konuda zorlama bile yapmıyor.
 
Vatandaşı Parasıyla Rezil Etme...
Peki bu “gelin paranızı alın” çağrısı tıkır-tıkır yürür mü?
Vatandaş belki parasını bir türlü alır ama, eğer günlerce banka kapılarında sürünmeyi göze alabilirse... Diyelim 1.000 müşterili bir banka şubesinde bir-iki müşteri temsilcisi, günde kaç kişinin hesabını inceleyip de sonuca bağlayabilir?
Buyurun size vatandaşı “parasıyla rezil etme” şekli daha...
Şimdi “haksız tahsilat”lara hedef olmuş bir vatandaş olarak kara kara düşünüyorum; acaba hakkım olan parama tahsil için bir avukata mı başvursam, yoksa banka şubesi önünde 5-10 gün sürünmeyi mi göze alsam?
Ya da Bankalar Birliği’nin bir kerecik de vatandaş lehine karar alıp, üyelerine “herkesin hesabına haksız tahsilatlar tutarını yatırın” talimatını mı beklesem? Ya da şu seçim öncesi devletin ilgili kurumlarının, mahkemeleri, banka şubelerini meşgul etmeden vatandaş hakkının otomatiğe bağlanması konusunda insafa gelmesini mi umsam?...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN