Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Söylem Başka, Eylem Başka...

Yayınlanma Tarihi : 09 - 02 - 2015 : 09:18
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, seçim sonrası Büyükşehir’e bağlanan 9 ilçede kullanılmak üzere satın alınan 93 aracın hizmete giriş töreninde yaptığı konuşmada çok şey söylerken, “kentin kötü kaderi” haline gelen çimento fabrikaları ve taş ocakları konusuna da değinmiş.
 
Vali Mustafa Toprak’tan sonra, Başkan Kocaoğlu’nun da, bu kentin en önemli çevresel ve görsel sorunu konusunda konuşmuş olmalarını olumlu bir gelişme olarak dererlendiriyorum.
 
Hatırladığım kadarıyla; Başkan bu konuda ilk kez konuşuyor, ya da ilk kez bu kadar ayrıntılı konuşuyor. Bundan 4-5 yıl önce konuyu bir münasebetle kendisine açtığımda “İzmir, bu fabrikaların kapanması halinde ortaya çıkacak işsizliği göğüsleyecek durumda değil” demişti.
 
Demek ki, o günden bu yana büyük gelişme var...
 
 
Gündemde Tutulması Bile Yeter...
Belkahve’den bakınca “Dumanlar içindeki bu kent İzmir mi?” diye hayrete düştüğünü, Bornova’daki bir toplantıda anlatan Vali Toprak, Başkan Kocaoğlu’nun son konuşmasında belirttiğine göre, çimento fabrikalarının yöneticileriyle de bir toplantı yapmış. Ne konuşulduğunu, ne önerildiğini bilmiyorum, merak da etmiyorum. Ancak konunun, böylesine önemli bir kent sorununun ama, bu da bir sorunun gündemde tutulması için İzmir’e özgü böylesine önemli bir konunun, bu kentin yönetim zirvesindeki iki isim tarafından gündeme getirilmiş ve gündemde tutulmuş olmasını bile, kent adına, kent insanı adına, kent çevrecisi adına önemli gelişme olarak yorumluyorum.
 
Çimento fabrikalarından birisinin (Ben birisi diyorum ama, bunlardan sadece birisinin arazisi içinde 5 çimento fabrikası bulunuyor) vaktiyle “tavuk çiftliği ruhsatıyla kurulmuş olduğu” da, gerçekliğine inandığım bir şehir efsanesidir.
 
Sözün burasında, hem Vali Toprak’ı, hem de Başkan Kocaoğlu’nun “söylem ve eylem farklılıkları”na dikkat çekmek isterim.
 
Örneğin; çimento fabrikaları ile taş ve mıcır ocaklarının malzeme kaynağı için, gözlerine kestirdikleri yeri darma-duman etmeleri için ruhsatı, vaktiyle valilik kontrolunda olan Özel İdare veriyordu, şimdi ise Valilik veriyor, ücretini ve kirasını da alıyor.
 
Örneğin Başkan diyor ki; “taş ocakları üreticilerine, çimento fabrikalarına buradan açık ve net söylüyorum. Bugün baca salınımlarına, atıklara karşı dünyada her türlü arıtma ve filtre yöntemleri geliştiriliyor. Ya bunu yapacaksınız, hayatiyetinizi sürdüreceksiniz, çevreye zarar vermeyeceksiniz. Lafla değil gerekli tedbirler alınacak ve cezai müeyyide uygulanacak. Kaldırılması gerekiyorsa kaldırılacak. Kentin göbeğinde vahşi üretim olmaz...”
 
 
Ceza Yazacak Durum Varsa...
Bu sözlerin sahibi Başkan’ın elinde, çimento fabrikalarının tozlarıyla, baca fazlarıyla Naldöken’de, Doğanlar’da, Altındağ’da, Işıkkent’te yaşayan yüz binlerce insanın sağlığına etkisi konusunda ayrıntılı bir sağlık araştırması sonuçlarını kapsayan bir raporu var mı bilmiyorum.
 
“Ceza keseriz” tehdidinin arkasında da “baca gazları ve dumanları” analizinin bulunup bulunmadığını da...
 
Ortada ceza kesmeyi gerektirecek bir durum ve yetki var da hala “uyarı” ile yetiniliyorsa, bu kent görününden, vatandaş sağlığı üzerinden birilerinin faaliyetlerine göz yumma anlamına gelir ki, bunun bu ülkenin en yetkili kişisinin bile yetkisi dahilinde olduğunu sanmıyorum.
 
Ayrıca, taş ve mıcır ocaklarının en büyük müşterisinin İzmir Büyükşehir Belediyesi olduğunu da hatırlatmak isterim.
 
Belkahve’deki Büyükşehir kurumu İZBETON tesislerinin önünden geçerken yükselen tozun, oradan geçen araçların tekerleklerinde bir yerlerden gelmediğini de...
 
Özetle her iki yetkiliyi de, “bir noktada buluşma şartlı” bir araya gelmelerini, bunu da seri hale getirmelerini öneriyorum. Uzaktan “mektuplaşmak”la bu işler yürümüyor.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN