Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Seçim Gelmiş Neyime!...

Yayınlanma Tarihi : 06 - 02 - 2015 : 09:05
Yerel seçimlerdi, cumhurbaşkanlığıydı derken bir seçime daha gidiyoruz. 
Arkasından belki bir halk oylaması (referandum) da patlatabiliriz. Malum; konumuz “başkanlık sistemi...”
Ama ortada, alt yapısı oluşmuş, detayları, teşkilatlanması, başkan yetkileri, kontrol mekanizması belirlenmiş bir durum yok.
Tartıştığımız sadece, üzerinde “başkanlık” yazan içi boş bir çuval... Kimisi “Başkanlık iyidir, bize uygundur-       hayır kötüdür, bize uygun düşmez...” noktasında.
Kimisi “Bak başkanlık sisteminin tıkır tıkır işlediği Amerika’ya bakın, gül gibi yönetip, yönetilip gidiyorlar... Son derece de memnunlar... Bakın yarı başkanlık sistemiyle yönetilen Fransa’ya, yeni bir sistem arayışını akıllarına bile getirme ihtiyacı duymuyorlar” diyor.
“Olmaz, olamaz...” diyen karşı taraf biraz daha özgür düşünceli;
“Başkanlık” derken Amerika’daki sistemi örnek gösteriyorsunuz ama, orada yürürlükte olan kanunları, yargılama ve ceza usulleri bile birbirinden farklı 50 tane devlet var. Bizim bünyemize uyduracaksanız, buyrun yapın.
Fransa’da halen yürürlükte olan sistemi düşünüyorsanız, yetkileri alabildiğince geniş belediyeler ve özel idareler var. Eğer, yerel yönetimlerin yetkilerini hiç olmazsa 12 yıl önceki duruma getirin, özel idareleri yeniden oluşturun, devletin zirvesindeki kişiye başkan mı dersiniz, yarı başkan mı dersiniz, ne derseniz deyin...
Hele bir yeni anayasaya “Türkiye’nin yönetim şekli başkanlık sistemidir” yazabilelim, sistemin detayları birer birer gelir. Bunun adı da “Türk işi başkanlık sistemi” olur... 
Hele vatandaş bize Anayasa’yı tek başımıza yazacağımız milletvekili çoğunluğunu versin...
 
Samimi olarak söyleyeyim; bu dipsiz tartışmadan iyice gına geldiği için, son zamanlarda yine televizyon açmaz oldum. Haber başlıklarını alıyorum, aleti karartıyorum... Daha da ötesi, başkanlık, maşkanlık umurumda değil. Daha önümüzdeki sistemin hakkından gelememişken, her gün yeni bir kanun, yeni bir uygulama ile “yönetilmekten” başım dönmüşken, günden güne tırmanan döviz fiyatları, benim zar-zor ay sonunu getirdiğim maaşımı gözümün önünde fare gibi kemirirken, bende “yönetim sistemi” ile uğraşacak mecal mi bıraktılar ki...
 
Oylar Kime?
Benim asıl derdim; vatandaşlık görevimi yerine getirmek üzere gittiğim sandığa attığım oyun, verdiği partiye mi, yoksa oy vermeyi aklımdan bile geçirmediğim başka bir partiye mi gideceğini bilememek. 
Çünkü önünde baraj var, oy sayısının doğrudan milletvekili çıkarmaya yetmediği anda devreye giren çarp-böl sistemi var... Bir bakmışım, asla oy vermeyeceğim bir parti benim oyumla milletvekili sahibi olmuş...
Hükümetin elindeki seçim bilgisayarına güvenebilir miyim? Hayır... Çünkü, söz konusu bilgisayarın “doğru çalışır sertifikası” bile yok...
Başvurabileceğim Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) verdiği kararı beğenmezsem, “oyumu yiyorlar” diye şikayet edeceğim bir mahkeme yok. Çünkü, “YSK kararları kesindir” diye bir kanun maddesi kaya gibi duruyor...
Soramıyoruz tabii...
YSK’yı oluşturanlar insan değil mi, hata yapamazlar mı? Haksızlık yapmış olamazlar mı?
Oy namustur; vatandaş oyuna sahip çık...
Galiba en zoru; bu ülkede bir şeyleri iyi-kötü fark edebilen, vicdanı hür, fikri hür, sade vatandaş olmak...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN