Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Evet... Orası İzmir, Sayın Vali...

Yayınlanma Tarihi : 30 - 01 - 2015 : 09:01
Yıllardır her fırsatta dile getirmeye, kaleme almaya çalıştığımız Anadolu girişi “Belkahve’den İzmir görüntüsü”, İzmir Valisi Mustafa Toprak’ı da hayretler içinde bırakmış.
Bünyesinde İzmir’in hatırı sayılır işadamlarını, eski belediye başkanlarını ve Bornova sevdalılarını barındıran Bornova Sosyal Yaşam ve Kent Kültürünü Yaşatma Derneği’nin (BOYAD) davetlisi olarak katıldığı toplantıda Vali Bey’in dikkat çekici cümlesi şöyle:
Belkahve’den baktığımda ‘bu şehir nedir, İzmir’e mi giriyorum?’ diyorum. Filmlerde duman çıkan bir yere mi giriyorum? Şehre girerken bizi çimento fabrikasının yarattığı olumsuzluk karşılıyor. Çimento fabrikaları önemli bir katkı sağlıyor mu evet. Şehrin içinde kalıyor mu evet. Zaman içinde bir başka yere taşıyabiliriz. Bu noktada el birliği ile merkezi ve yerel yönetimle beraber sizlerin çabası önemli. Ben de çimento fabrikaları kalksın diyorum. Ama bu yetmiyor. Bunu nasıl kaldıracağız? Taş ocakları ve kireç ocaklarının taşınması, sanayi bölgelerin de taşınması gerektiğini düşünüyoruz...
 
Bu çirkinlik elbetde bu günün yöneticilerinin yarattığı, bir anda çözebilecek bir sorun da değil... İzmir’in son 30 yılına, gerek belediye başkanı, gerek vali, gerek üst düzey yönetici olarak damga vurmuş herkesin bildiği ama, İzmir’de 1989 – 1994 yılları arasında Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Yüksel Çakmur dışında hiç kimsenin çözümü için el atmaya cesaret edemediği bir sorun...
 
 
Çakmur Cesaretini Kimse Gösteremedi...
Bu noktada; hiç bir faydası olmasa da zaman zaman aklıma gelen üzüntüm “Çakmur’un, kirli-hileli bir seçim sonrası şu İzmir’de bir dönem, iki dönem daha belediye başkanlığı yapması engellenmese, ona verilmiş oyları yakanların yanına kar kalmasa, bu kent bu gün içinde boğuştuğu bir çok sorundan kurtulurdu...”
Geçmişi deşmenin, “olsaydı” ile zaman öldürmenin bir faydasının bulunmadığını bilsem de, ondan sonra gelen hiç bir yöneticiye örnek ya da rehber olamamışlığını, bu kentin sade bir sakini olarak affedemem. Özellikle bu kente bir “master plan” kazandırma çabalarının, sonrasında hiç itibar görmemiş olmasını, halen de uzun vadeli bir gelişim planı bulunmamış olmasını...
 
Bu konuda elimde yıllardır sakladığım, bir dostumun hatırası olan bir belge var... Birisi 60, birisi 50 yaşında olan çimento fabrikalarından birisinin küçük hissedarı olan dostum, 1990’lı yılların ilk yarısında katıldığı bir genel kurula şöyle bir dilekçe verir:
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gelişen çevre bilinci ve şehirlerin büyümesi, bir gün bizim fabrikanın taşınmasını gündeme getirecektir. Yönetimin bu konuda bir planı var mı?
 
 
Görünmeyen Çirkinlik
Ne yazık ki, bu dostun 30 yıl önceki “kehaneti” hiç bir zaman gerçekleşmedi. Bu ne kentin sakinlerini utandıran kemirilmiş yamaçlar, oyulmuş zeminler, Konak Meydanı’nda denize nazır makamlarında oturanları hiç rahatsız etmedi. Bir “çevresel kader”, “vaktiyle yapılmış, ancak giderilmesi mümkün olmayan bi şehir planlaması hatası” olarak, gelecek nesillere havale edildi.
Mahallelerinde bir bataklık ağacının kesilmemesi için bile ayaklanan sözde çevreciler, yaşadıkları kente Sevgili Atamız’ın Kurtuluş Savaşı’nı noktaladığı ve “Hitam-ül misk (mis gibi bitti)” sözünü ettiği Belkahve’den bakmayı, mevcut çirkinliğe isyan etmeyi akıl edemedi.
Mevzu derin, dert büyük, eldeki bilgi, belge ve birikim de çok olunca konu uzadıkça uzuyor... Şimdilik noktalayalım:
- Eğer Vali Mustafa Toprak, valilik yaptığı bu kentte olumlu bir iz bırakmak istiyorsa, işadamlarına samimiyetle sorduğu “Nasıl?...” sorusuna samimi cevap arayacak bir komisyon kursun, oradan çıkacak “Şöyle... Şöyle... Sayın Valim...” raporunun gereklerini yerine getirmek üzere harekete geçsin...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN