Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Önceliksel, Niteliksel Osmanlıca

Yayınlanma Tarihi : 14 - 01 - 2015 : 09:07
Her Salı sabahı TV karşısında partilerin grup toplantılarını izlerim. Yaşamsal bir gerekçem yoksa hiç kaçırmam. Dün sabah da oturdum.
Dünkü toplantıların (bence) en ilginç (şaşırtıcı) konuşmasını Başbakan Davutoğlu yaptı.
Kendisinin daha önceki konuşmalarında ısrarla ifade ettiği ve yerleştirilmesinin bütün görev ve sorumluluğunu üstlendiği Türkçe’den Osmanlıca’ya dönüşüm projesini hatırladım.
Eminim siz de hatırlıyorsunuz: Cumhurbaşkanımız, “İsteseniz de, istemeseniz de Osmanlıcayı öğreneceksiniz” deyince Başbakanımız sorumluluk meşalesini devralmak istedi.
Gürlemiş cumhurbaşkanımızın tesiriyle; kükreyen Başbakanımızın, Osmanlıca’nın ön cephesinde yer alan siyaset erbabı olarak dikkat çektiğini unutmayınız.
Peki, bu gerçekten sayın başbakanın samimi niyeti miydi?
Hayır sanmıyorum...
Üzgünüm, ama Osmanlıca savunmasının günün modasına sahip çıkmak arzusunun ortaya koyduğu davranış olduğuna inanıyorum...
 
Osmanlıca denilen muhteşem ölçüde değerli, kapsamlı ve tesirli lisanı, Hasan Ali Yücel’in Orta Öğretim Genel Müdürü olduğu müfredat (ders programı) ile öğrenmeye başladık.
Onun eğitim bakanlığı döneminde hem Osmanlıcayı, hem Türkçeyi birlikte kullanmaya başladık.
Menderes hükümetlerinin tamamında (üst üste tam beş hükümette) aynı üslup ile Osmanlıcayı ve Türkçeleştirilmeyi birlikte idrak ettik.
Kimse kimsenin diline karışmadı. Gözünü korkutmadı. Zorlayan üslupla öğrenmenin bahsini açmadı.
Bayar, “Atatürk! Seni sevmek milli bir ibadettir” diyordu.
Ne güzel anlatım değil mi?
Bugünün kullanımındaki Türkçe bu işte...
 
Peki, şimdi dikkatinize bir hususu sunuyorum.
Başbakan Davutoğlu Osmanlıcanın savunulduğu AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada öyle garip kelimeler kullandık ki, bu sözcüklerin ne Osmanlıca, ne de Türkçe sözlüklerde yeri yok, yurdu yok...
Bu yetmez, çünkü irtibatı da (bağlantısı da) yok...
Bu da yetmez, çünkü münasebeti de (ilişkisi de) yok.
Bu da yetmez, çünkü mahiyeti de (niteliği de) yok...
Ne var? Sadece dinleyen ve irdelemeyen bir kitle var...
 
Başbakan Davutoğlu grup toplantısında, Paris ziyaretinin siyasi irtibatını, münasebetini ve mahiyetini anlatırken öyle ilginç sözcükler kullandı ki, bu işten anlayanlar şaşkınlıklar yaşadılar.
 
Ahmet Bey grup konuşmasına Paris yürüyüşüne katılışının siyasi değerini anlatırken, “önceliksel, niteliksel ve niceliksel” değerler taşıdığını belirtti.
Değerli okuyucularım,
Bu siyahladığım italik sözcüklerin hiçbirisi Türkçemizde yok.
İnanmayan Türk Dil Kurumunun en yeni sözlüğüne bakabilir.
 
Bir yandan Osmanlıca diye tutturacaksınız.
Osmanlıca’yı, Türkçenin ikamesine reform diyeceksiniz; öte yandan Türkçe için tutarsız kelime üretimi ile siyasi hitabete mana ve değer katacaksınız.
Bu size hitabetin tutarsızlığındaki tesirsizliğe düşürür...
 
Sayın Başbakanım,
Konuşmalarınızı bizzat yazıyorsanız, biraz daha özen gösteriniz... 
Konuşma yazanlarınız varsa, lütfen ve mutlaka kendilerini uyarınız.
Hiçbir metin yazarının; Meclis çatısı altında başbakanı uydurma ve anlamsız kelimeler kullanmakla, zor duruma düşürme hakkı yoktur...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN