Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bırakın Batsınlar Diyor... Ben de Öyle Diyorum...

Yayınlanma Tarihi : 13 - 01 - 2015 : 09:18
Bizim gazetenin yazarlarından Yavuz Semerci, dünkü ekonomi sayfasında bana göre harika bir analiz yapmış ve yorumda bulunmuş.
Eğer kaçıranınız varsa okumasını öneririm.
Yavuz’un saptamalarına aynen katıldığım ve benzer konularda ben de yazdığım için, görüşlerinin özetini aktarmak istiyorum.
“Bırakın batsınlar, bırakın havuzdan çıksınlar” başlıklı köşesinde, sevgili arkadaşım bakın neye değiniyor:
***
—Aziz Yıldırım’ın restini görelim.
—Bırakın Fenerbahçe naklen yayın havuzundan çıksın.
—Ve havuz dağılsın!
—Ayrıca BDDK, borçluluk kriteri normali aşmış takımlara kredi veren bankaları cezalandırsın.
—Milyonlarca dolarlık transfer ücreti öderken, kulüplerini borç batağına sokarken, yöneticilere ve futbolculara milyon dolarlık otomobil verirken bize mi danıştılar ki şimdi kurtulmayı hak ediyorlar?
—Bankaların batmasına izin verildiyse, kulüplere de verilsin.
—Hadi kıyameti görelim bakalım.
***
Sonra da kıyametin nasıl geleceğini anlatıyor.
Yavuz yazısını dört büyüklerin mali tablolarıyla destekliyor.
Tabii, hepsi borç denizinde yüzüyorlar.
 
 
Kendi Hesapsızlıklarını Bizlere Ödetmesinler
Ben böyle kulüpçülüğe karşıyım.
Hiç bir mali disiplini olmayan, kulüplerin paralarını istedikleri gibi savuran, sonra da “gelin beni kurtarın diye ağlaşan” sisteme karşıyım.
Futbolumuz asla bu şekilde kalkınamaz.
Vurdumduymazlığa federasyon bugüne kadar müdahale etmediği için, UEFA ve FIFA tepeden üstümüze bindi.
Pabucun pahalı olduğunu anlayan bizimkiler, mali disiplin konusunda nihayet yeni kararlar almaya başladılar.
Ama artık çok geç.
***
Kulüpler, borçtan kurtuluş için bankalardan yeni krediler talep ediyorlar.
Borcu borçla kapatmak istiyorlar.
3 milyar lira tutan açıklarının bir bölümünü sildirip, yeni sayfa açma niyetindeler.
Yani, kendi hesapsızlıklarıyla yarattıkları tabloyu, topluma ödetmeyi planlıyorlar.
***
Yavuz Semerci, işte tam da burada “bırakalım batsınlar, bırakalım ölsünler” diye sesleniyor.
Haklı.
Ben de öyle diyorum.
Futbolumuzun gelişmesi isteniyorsa, artık dengesiz büyüyen ve mali yapıları sağlıksız olan kulüpleri yeni borçlarla iyileştirmek yerine, nasıl öleceklerine odaklanmalıyız.
Gerekirse dibe vuralım, ancak sonra yeniden yapılanıp daha sağlıklı yürüyelim.
Yoksa, bu gidişin sonu çıkmaz sokak.
Hatta kör kuyu..
 
 
Aliağa’ya Bak Sen...
Duyduklarım çok hoşuma gitti.
Meğer, Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği (GEMİSANDER) sessiz sedasız neler başarıyormuş neler..
Aliağa’nın gemi söküm işinde epey ilerlediğini ve bu alanda sayılı tesislerden biri haline geldiğini biliyordum.
Ancak, yeni atılımların boyutundan haberim yoktu.
Onları da dün öğrendim.
***
—AB ülkeleri donanmaları envarterlerinden düşülerek hurdaya ayrılan gemilerin rotaları Türkiye’ye çevrilmiş.
—AB ülkelerinin savunma bakanlıklarından hurda savaş gemileri alınmaya başlanmış.
—Hollanda, Almanya, İngiltere, Brezilya’dan büyük savaş gemileri söküme gelmiş.
—Sırada Yunanistan, Mısır, Ukrayna, İtalya ve Fransa’nın hurda gemileri varmış.
—Girişimler sayesinde 2015 yılı ilk çeyreğinde tam kapasite hedefi yakalanmış.
—Ortadoğu ve Arap ülkelerinde satılmayı bekleyen 80 gemiye de kanca atılmış.
—Kısa zamanda onlar da Aliağa tesislerine getirileceklermiş.
***
Hepsi muhteşem, hepsi çok ciddi gelişmeler..
Gemi sökümcüler başarı hikayesi yazıyorlar.
Dünyada sorunlu alanlardan biri olarak görülen gemi söküm işinde, böylesine etkin hamleler yapabilmek herkesin harcı değil.
AB ölçülerinde, güvenli bir şekilde bu çalışmayı gerçekleştiren ülke ve tesis sayısı çok az.
Bizim Aliağa ise, hem AB değerlerine dört dörtlük uyumlu, hem de güvenli ve sağlıklı..
O yüzden de, önümüzdeki yıl devreye girecek Hong Kong Uluslararası Konvansiyonu ile, AB bayrağı taşıyan gemiler artık Aliağa dışında başka yerde sökülemeyecekler.
Yani Aliağa, tepelerde dolaştırdığı bayrağını tam ve resmi olarak da zirveye dikecek.
Devrimi gerçekleştiren Adem Şimşek başkanlığındaki ekibi alkışlıyorum.
Ellerine sağlık.
 
 
Sadece Çorap Olsa
—Her kıyafeti olay olan Sibel Can-Hakan Ural çiftinin oğlu Engincan Ural, bu kez kırmızı çoraplarıyla dikkat çekmiş.
—Çocukcağız “hangi kıyafetim doğru ki çorabım doğru olsun” mesajı veriyor, siz hala anlamıyorsunuz!..
 
 
Racon Bu Üzülme
—Nurgül Yeşilçay yeni doktor sevgilisiyle gazetecilere yakalanınca mekanı ayağa kaldırmış, mutfaktan kaçmış.
—Garibim doktor bu duruma şaşırıp kaldı tabii.. Ama üzülmesin, çünkü her ilişki başlangıcında aynı numara çekilir!..
 
 
Vakit Yok ki
—Slovenya erkekleri günde 114 dakika ev işi yaparken, Türk erkekleri en fazla 21 dakika yapıyormuş.
—Bizimkiler evde eşlerini dövmekten, ev işine fazla zaman bulamıyorlar da ondan!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN