Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Maç Biter Hakem 2 Kelime Eder

Yayınlanma Tarihi : 03 - 01 - 2015 : 16:32
BEN HABER GAZETESİ 27.SAYI
 
 
 
Bütün dünya dillerinde bu işi yapan adama Allah’ın isimlerinden birini, yani “Esma-ül Hüsna”lardan birini veren tek dil bizimkidir.
1878 yılında saha kenarında durmasına izin verilen bir eski abinin karizmatik kararları uygulanmaya başladığında; ona “referee” demişlerdi.
Referee referans’tan türüyor..
“Danışman” demek..
Sadece bizim dilimiz tanrısal bir misyonu sırtına yükleyip hiç hata yapmamasını bekliyor ondan.
1879 yılında, yani ona bu imkanın verilmesinden bir yıl sonra onun kenarda durmak yerine çizgi üzerinde koşmasına izin veriliyor İngiltere’de..
1880 sonudur saha içine girmesine izin verilmesi..
1881 yılında o saha içinde o dönemde İngiltere’de oynayan 12 kulübün hiçbir takımında bulunmayan tek renk olan siyah bir şapka, siyah bir golf pantolon, siyah bir frak ceket ve siyah botlarla saha içine giren bu adama o yılın sonunda kenarda duracak birinin de yardımcı olmasına karar veriliyor.
1882 yılıdır artık sesini bağırarak duyurmakta zorlanan bu adama içinde bir nohut tanesi olan ilk düdüğün verilmesi..
Tam 4 yılda gelebildiği aşama budur..
1882 yılında saha içinde koşuşturan ve kenarda da birini ona “yardımcı” olmasına karar verilen bu adama bugüne kadar bir “düdük+iki göz+iki de karttan” başka hiçbir şey verilmedi..
Oysa onu izleyenlerin binlik zumlarla donatılmış 24 kamera ile izledikleri maçlar var..
Bu nedenle de dünyanın tüm dillerinde maç bittiği zaman yanlarına gelen futbolcular ve teknik adamlar genelde şu sözcüklerle hesap sorarlar:
“Hocam eline çarptı niye penaltı vermedin?”
“Niye attın bizim adama?”
“Bütün düdüklerin rakibe yaradı?”
Ve benzeri serzenişler..
Hatta üstüne yürümeler..
Ve oralarda tüm hakemler yanlarına gelenlere şu cümleyi kurarlar ve sıyrılırlar hemen işin içinden:
“Ben tanrı değilim ki; ben de sizin gibi insanım”
Kurtarıcı cümle budur..
Çünkü orada, o “danışmandır..”
Biz de ise “esma-ül hüsna”
Maç sonrası ‘ben tanrı değilim ki..’ diyebilmekte gizlidir sihirli formül..
 
BİR GARİP ÖLMÜŞ DİYELER…
Böyle başlardı..
“Bir garip ölmüş diyeler,
Üç günden öte duyalar,
Şöyle garip bencileyin.”
Diye de devam ederdi..
Geçen günlerde, geçen geceler gibi bir geceydi..
Akşamın karanlığı içlerine çökmüştü üç kadının..
Gecenin bir yarısı olmuş yorgun bedenlerinin güçlükle sürüklediği el arabalarının arkasına gizlenmişti yaşamakla ilgili besledikleri umutlar..
Topladıkları atık kağıtları taşıyorlardı. 
Bence karınları da kuvvetle muhtemeldir ki açtı..
Evde kendilerinden ekmek bekleyen yavrularına yetişmekti dertleri. Başka hiçbir kaygıları yoktu..
Onlar bilmezdi evlilik programlarını, rejim üstüne saatlerce gevelenen televizyon şovlarını ve hiç haberleri bile yoktu siyasi yapılanmalardan.
Ancak TEM Otoyolu’nda karşıya geçmek isterken bir otomobilin altında kaldılar. İkisi oracıkta teslim etti satmadıkları bedenlerini ve ruhlarını!
Diğeri hastanede hala daha tutunmaya çalışıyor neden yaşadığını bile bilemediği ve anlayamadığı yaşama. 
Büyüyen, güçlü Türkiye'de; haber bile olmadılar..
Olamadılar..
Sürücü yok ortada, bulunsa bile tutuksuz yargılanacak büyük ihtimalle.
Evine ekmek götürmeye çalışan ve bunun için sokaktan kağıt toplayıp üç kuruşa teslim edeceği yere götürmek isterken öldüler..
Öldükleriyle de kaldılar..
 
TEMEL
Temel Vatikan’da gezinirken gördüğü uzun bir kuyruğa takılır ve öğrenir ki cennetten arazi satılmakta.
Girer ve uzun bir süre sonra öne geldiğinde kendisine ne kadar arazi istediğini soran papaza “ben cennetten değil cehennemden almak istiyorum’ der.
“Yok öyle şey, burada cehennemden arazi satılmıyor, zaten kim alır ki’ derler.
Temel ısrar eder..
Baktılar ki başa çıkamıyorlar içeri girip Papa’ya sorarlar ne yapacaklarını.
Papa da uyanık ya, der ki:
“Madem ısrar ediyor satın bakalım şu salağa.”
“Tamam” derler Temel’e. “Ne kadar istiyorsun?”
“Tamamına 10.000 dolar veririm.
Tekrar Papa’ya yönelirler..
“Çağırın şu salağı” der ve imzalatır bir kağıt ve “al oğlum artık cehennem senindir” der..
Temel dışarı çıkar çıkmaz bağırmaya başlar kuyruktaki hristiyanlara:
“Beyler artık beklemenize gerek kalmadı. Cehennemin tümünün tapusu elimde. İsteseniz de oraya gidemezsiniz..”
Kuyruk dağılmaya başlar hemen.
O gün bugündür Vatikan ve Papa, Temel’den tapuyu geri almak için yüzlerce aracı koymuşlar ve son fiyat 10 milyon dolarmış.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN