Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Mantık-Felsefe Öğretsek...

Yayınlanma Tarihi : 10 - 12 - 2014 : 12:50
Sizi bilmem ama, Türkiye gündemi başımı döndürmenin de ötesine geçip resmen sersemletti. Çok sayıda vatandaş gibi artık ben de “yönetilmekten” yorgun düştüm... Bazen “bu ülkenin bir öncelik sıralamasının bile bulunmadığını, varsa bile bu sorunlarla asla bağdaşmadığı”nı rahatlıkla söyleyebilirim. Adı “Milli Eğitim Şurası” olan Şura, belli ki “hazır gündem”le toplanmış. 
 
Ancak benim, “Osmanlıca öğretimi”nden çok, Pazartesi günü CNBC’de yayınlanan sosyal anket sonuçlarından birisi deha çok ilgimi çekti, daha çok üzüntüye sevketti.
 
“Türkiye’de yaşayan insanların yüzde 74’ü yurt dışında yaşamak istediğini söylemiş. Sadece yüzde 26’sı “Türkiye dışında herhangi bir ülkede yaşamayı düşünmediğini” belirtmiş.
 
Yurt dışında yaşama (her halde medeni dünya ülkeleri düşünüyorlar), yaşama gerekçeleri arasında en dikkat çekici olan da tam güncel tartışmamızla bağlantılıydı; “Çocuklarıma daha iyi bir gelecek hazırlamak için...” 
 
Demek ki; çocuk sahibi aileler, sürekli parmaklanan eğitim sistemine güvenmiyor.
Gül gibi ülkemizin insanlarının dörte üçünün “gözünün dışarıda” olması, yönetici kadrolarının üzerinde uzun uzun düşünmesi, kafa yorması, tartışmaya açması gereken konudur. Bundan daha büyük öncelik olur mu?
 
Bu ülkenin, aydınları yıllardır nefes tüketiyor; “Müfredattan kaldırılan mantık, felsefe gibi dersleri yeniden koyun.”
Çocuklarımız “düşünüyorum,; o halde varım”ın ne anlama geldiğini, Hallacı Mansur’un kellesini götüren “Ene’l Hakk... (Tanrı içimde, ben Hakk’ım)” demekle ne demek istediğinin bir farkına varsın... Önce normal insan gibi düşünmeyi, mantık yürütmeyi öğretsin, dürüst, faziletli, “fikri hür, vicdanı hür” vatandaşlar olsun. Sonra “dini bütün” vatandaş mı olur, Osmanlıca alimi mi olur, bilim adamı mı olur, ne olursa olsun...
 
RES, Ağaçsız Yerde Dönmez mi?
Soma’nın Yırcalı Köyü’ndeki büyük zeytin ağacı katliamınının defterini kapatmadan, benzer bir katliam sesi de Urla’dan yükseliyor. Ovacık Köyü’nde yüzlerce yetişmiş çam ağacı, rüzgar enerjisi santrallarının dikileceği yerlere taşıyacak dev tırların geçebilmesi için kesilmeye başlamış bile...
 
İster rüzgardan, ister kömürden, ister güneşten... Kimsenin itirazı olduğunu zannetmiyorum... Ancak kurulacak her enerji tesisinin, binlerce yetişmiş ağacın canına kastetme durumunu anlayamıyorum.
 
Biliriz ki; rüzgar santralları, bilimsel araştırma ve gözlemler sonucu rüzgarın en bol olduğu alanlarda kurulur. Bu, doğal olarak, işi bilen yatırımcıların hesabının-kitabının sonucudur. Konunun uzmanı falan değilim ama, rüzgar santralı pek ala bozkır alanlara da kurulabilir, yeşiline kıyılan, doğal manzarası bozulacak, bitki örtüsü zarar görecek alanlar kadar olmasa da oralarda da elektrik üretir. Bir tarafta üç-beş bir liralık fazla, bir tarafta üç-beş bin liralık eksik.
 
Yazık değil mi memleketin değerlerine...Üç-beş bin lira fazla kazanç için güzelim ağaçlara kıymaya, yöre insanını bağırtmaya... 
Bu RES aletleri, “çevremde ağaç olmazsa dönmem” mi diyor? Karar vericiler lütfen bir kez daha düşünsün... Kazanımları, yok etme üzerine kurmasın...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN